Kişisel kusur
Kişisel kusur, kamu görevlisinin zarara yol açan davranışında hizmetten ayrılabilen ve doğrudan kendisine yüklenebilen kusurdur: kasten zarar vermek, kin ve garezle hareket etmek, kişisel çıkar gözetmek ya da ağır bir özensizlik göstermek gibi. Görevle bağlantılı kişisel kusurlarda bile zarar gören kişi, memura değil idareye dava açar; idare ödediği tazminatı kusurlu görevliye rücu eder (Anayasa m. 129/5; DMK m. 13/1). Kişisel kusur, idarenin sorumluluğunu kaldırmaz; yalnız idare ile görevli arasındaki iç ilişkide yükün kimde kalacağını belirler.
Bilmeniz gerekenler
- Kişiler, kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili zararları için görevi yapan personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açar; kurumun sorumlu personele rücu hakkı saklıdır (DMK m. 13/1). Dava idare mahkemesinde tam yargı davası olarak görülür.
- Görevlinin resmi yetki ve imkânlarını kullanarak işlediği, kendisine yüklenebilecek kusurlar da idareden ayrılamaz. Danıştay 8. Daire bunları “görev kusuru” niteliğinde hizmet kusuru sayıyor ve personelin yetersiz eğitimi ya da denetim boşluğu varsa, kişisel kusur ileri sürülse bile hizmet kusurundan söz edilebileceğini kabul ediyor.
- Zarar idari bir eylemden doğduysa, dava açmadan önce idareye başvurmak zorunludur: eylemi öğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde eylemden itibaren beş yıl içinde (İYUK m. 13/1); bkz. tam yargı ön başvurusu.
- Soruşturma, teftiş ve denetim görevlilerinin bu görevleriyle ilgili işlemleri için, kişisel kusur ve haksız fiil hâlleri dâhil, yalnız idare aleyhine tazminat davası açılabilir. Görevlinin suç sayılan eylemi ya da kin ve garezle kanaat oluşturduğu kesinleşmiş yargı veya disiplin kurulu kararıyla tespit edilirse idarenin görevliye rücu hakkı saklıdır (4483 sayılı Kanun Ek m. 1).
- Görevle hiçbir bağı olmayan, tamamen özel hayattaki bir davranışta bu koruma yoktur. Örneğin memurun izinliyken komşusuna verdiği zarar, genel hükümlere göre kişinin kendisine karşı adli yargıda dava konusu olur.
Sık karıştırılan
Kişisel kusur, hizmet kusuru ile karıştırılır. Hizmet kusuru, hizmetin kuruluşundaki, düzenlenişindeki ya da işleyişindeki nesnel aksaklıktır: hizmetin kötü, geç veya hiç işlememesi. Kişisel kusur ise belirli bir görevlinin şahsına yüklenebilen kusurdur. Zarar gören için fark çoğu zaman sonucu değiştirmez, çünkü iki hâlde de dava idareye açılır. Fark, idarenin ödediği tazminatı görevliden geri isteyip isteyemeyeceğinde ortaya çıkar; bkz. rücu. Görevlinin aynı davranışı suç oluşturuyorsa ceza soruşturması ayrıca yürür; bkz. görevi kötüye kullanma suçu.
Danıştay Kararı
Danıştay 8. Daire, 16.10.2025 tarihli, 2024/4320 E., 2025/7687 K.
Bir belediyede silahlı güvenlik görevlisi olarak çalışan iki kişi, mesai dışında iki kişiyi belediyenin verdiği kelepçe ve copu da kullanarak öldürmüş, ağır ceza mahkemesince ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edilmişti. Ölenin yakınlarının belediyeye karşı açtığı tazminat davası, illiyet bağının üçüncü kişilerin ağır kusuruyla kesildiği gerekçesiyle reddedilmiş, istinaf da reddedilmişti. Danıştay 8. Daire, görevlilerin resmi imkânlardan yararlanarak işledikleri kusurların görev kusuru niteliğinde hizmet kusuru olabileceğini belirtti. İdarenin zor kullanma yetkisi verdiği personelin seçiminde ve eğitiminde özen göstermediğini, ekipmanın mesai dışında kullanılmasını önleyecek tedbiri almadığını tespit ederek idarenin sorumlu olduğunu kabul etti. Bölge idare mahkemesi kararını kesin olarak ve oy çokluğuyla bozdu.
… Ayrıca, kamu görevlilerinin idari bir tasarruf yaparken, mevzuatın, üstlenilen ödevin ve yürütülen hizmetin kural, usul ve gereklerine aykırı olarak, kendilerine izafe edilebilecek boyutta ve biçimde, ancak yine de resmi yetki, görev ve olanaklarından yararlanarak, yaptıkları eylem ve işledikleri kusurları, idareden ayrılamamaları nedeniyle görevle ilgili olarak işlenen “görev kusuru” niteliğinde hizmet kusurunu oluşturmaktadır. …
… personelin yetersiz eğitimi, talimat eksikliği hatalı görev dağılımı ve denetim boşluğu gibi nedenler hizmetin kusurlu işlemesine sebep olur ise bu durumda kamu görevlisinin kişisel kusurundan kaynaklandığı ileri sürülse dahi idarenin eğitim yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle hizmet kusurunun varlığından söz edilebilecektir. …
Sık sorulan sorular
Bir polis ya da memur bana zarar verdi; davayı ona mı açarım?
Zarar görevle bağlantılıysa davayı idareye açarsınız (Anayasa m. 129/5; DMK m. 13/1). Görevliye doğrudan açılan tazminat davası bu nedenle reddedilebilir ve süre kaybettirir. Aşağıdaki kararda Danıştay, suç niteliğindeki görev kusurunda görevliye de dava açılabileceğini söylese de Anayasa davanın idareye açılmasını öngörür; güvenli yol davayı idareye açmaktır. Görevlinin cezai sorumluluğu için ayrıca suç duyurusunda bulunabilirsiniz.
İdare “görevlinin kişisel kusuru, beni ilgilendirmez” diyebilir mi?
Görevle bağlantılı zararda bu savunma tek başına sonuç vermez. Görevli resmi yetki ve imkânları kullanmışsa ya da idare personelini seçmede, eğitmede veya denetlemede özen göstermemişse idarenin sorumluluğu devam eder. Kişisel kusur, idarenin ödedikten sonra görevliye rücu etmesinin sebebidir.
Memurum; idare benim yüzümden tazminat öderse ne olur?
İdare ödediği tutarı genel hükümlere göre sizden isteyebilir (DMK m. 13/1). Rücu davasında kusurunuzun derecesi ve zarara etkisi tartışılır. Kusurunuz yoksa ya da zarar hizmetin kendi aksaklığından doğduysa bu talebe karşı çıkabilirsiniz.
Bu terim sizin dosyanızda mı geçiyor?
Tanım genel bilgi verir; sizin olayınızda ne anlama geldiğini birlikte değerlendirelim.
