İşkence Suçu Cezası: TCK 94, Zamanaşımı ve Sınır
İşkence suçu cezası TCK 94'te 3-12 yıl; kadına karşı alt sınır 5 yıl. Nitelikli hâller, 95 artırımı, zamanaşımı, soruşturma izni ve tablo.
İşkence suçu cezası, Türk Ceza Kanunu’nun 94. maddesine göre temel hâlde 3 yıldan 12 yıla kadar hapistir; mağdur kadınsa alt sınır 5 yıldır. Bu suçu yalnız kamu görevlisi işleyebilir: polis, jandarma, bekçi, infaz koruma memuru ya da başka bir kamu görevlisi. Suça katılan diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır. İşkencede dava zamanaşımı işlemez, şikâyet gerekmez ve uzlaştırma yoktur. Aşağıda cezanın fıkra fıkra nasıl belirlendiğini, işkencenin kötü muamele ve zor kullanma sınırını aşmadan nasıl ayrıldığını ve dosyada sizi neyin beklediğini anlatıyorum.
İşkence Suçu Cezası Ne Kadar? Fıkra Fıkra Tablo
İşkencenin cezası 3 yıldan başlar, mağdurun kim olduğuna ve fiilin sonucuna göre ağırlaştırılmış müebbete kadar çıkar. Kanun temel hâli şöyle tanımlar:
TCK 94/1: (1) Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı beş yıldan az olamaz.
Kanun metinleri https://mevzuat.gov.tr/ adresinden alınmaktadır.
Aşağıdaki tablo hangi durumda hangi cezanın uygulandığını tek yerde toplar. Neticeye göre artırımlar (TCK 95) önce 94’e göre belirlenen cezanın üzerine eklenir; kemik kırığı ve ölüm hâlinde ise kanun doğrudan ayrı bir ceza aralığı koyar.
| Durum | Dayanak | Ceza |
|---|---|---|
| Temel hâl | TCK 94/1 | 3 – 12 yıl hapis |
| Mağdur kadınsa | TCK 94/1, ikinci cümle | Alt sınır 5 yıl |
| Çocuğa, kendini savunamayacak kişiye, gebe kadına karşı | TCK 94/2-a | 8 – 15 yıl hapis |
| Avukata veya başka kamu görevlisine görevi dolayısıyla | TCK 94/2-b | 8 – 15 yıl hapis |
| Fiil cinsel taciz şeklinde | TCK 94/3 | 10 – 15 yıl hapis |
| Yüzde sabit iz, hayati tehlike, organ işlevinde sürekli zayıflama, konuşmada sürekli zorluk, erken doğum | TCK 95/1 | 94’e göre belirlenen ceza yarı oranında artırılır |
| İyileşmeyen hastalık, bitkisel hayat, organ işlevinin yitirilmesi, yüzün sürekli değişikliği, çocuğun düşmesi | TCK 95/2 | 94’e göre belirlenen ceza bir kat artırılır |
| Kemik kırığı | TCK 95/3 | Kırığın etkisine göre 8 – 15 yıl hapis |
| Ölüm | TCK 95/4 | Ağırlaştırılmış müebbet hapis |
Bir örnekle hesaplayalım. Gözaltındaki bir kişiye saatlerce süren dövme sonucunda hayati tehlike doğduysa ve hâkim temel cezayı alt sınırdan, 3 yıl olarak belirlerse, TCK 95/1 gereği yarı oranında artırımla ceza 4 yıl 6 ay olur. Duruşmadaki tutum ve geçmiş gibi sebeplerle TCK 62’deki takdiri indirim (altıda bire kadar) uygulanırsa sonuç ceza 3 yıl 9 ay hapis olur. Sonucun ağırlaştığı hâllerde rapor çok belirleyicidir; yüzde iz ve hayati tehlike kavramlarını yüzde sabit iz ve hayati tehlikenin cezaya etkisi yazısında, kırık derecelerini kemik kırığında ceza hesabı yazısında ayrıca anlattım.
İşkence Suçunu Kimler İşler, Kimler Ortak Sayılır?
İşkence suçunun faili kural olarak kamu görevlisidir; kamu görevlisiyle birlikte hareket eden sivil kişi de aynı cezayı alır. TCK 6/1-c’ye göre kamu görevlisi, kamusal faaliyete atama, seçilme ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişidir. Bu tanım yalnız kolluğu değil, cezaevi personelini, sağlık ve eğitim kurumlarında görev yapanları ve kamu adına iş gören diğer kişileri de kapsar.
TCK 94/4: (4) Bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır.
Bu fıkranın anlamı şudur: kamu görevlisi olmayan biri, örneğin bir görevliyle birlikte nezarette bir kişiyi döven ya da onu tutan kişi, “ben memur değilim” diyerek eziyet veya yaralama hükümlerine kaçamaz. Kamu görevlisinin işkencesine iştirak ettiği ispatlanırsa 94’teki cezayla yargılanır.
TCK 94/5 ise işkencenin ihmali davranışla işlenmesinde indirim yapılmayacağını söyler. Uygulamada bu hüküm, olayı önleme yükümlülüğü bulunduğu hâlde gözünün önündeki kötü muameleye göz yuman görevli için gündeme gelir. Kasten öldürme ve yaralamada ihmali davranış indirim sebebiyken işkencede böyle bir indirim yoktur; kanun koyucunun bu suça ne kadar ağır baktığını gösteren hükümlerden biri budur.
Somut olayınızı birlikte değerlendirelim
Her dosya kendi ayrıntısında saklıdır; genel bilgi sizin olayınızın yerini tutmaz.
İşkence mi, Kötü Muamele mi, Zor Kullanmayı Aşma mı?
Ayrımın ölçütü çoğu dosyada süreklilik ve sistematikliktir: belli bir süreç içinde tekrarlanan, insan onurunu çiğneyen davranışlar işkence, anlık aşırı güç ise genellikle TCK 256’dır. Yargıtay, kamu görevlisinin davranışlarının ancak belli bir süreç içinde sistematik olarak gerçekleşmesi hâlinde işkence suçunun oluşacağını kabul ediyor; aksi hâlde kasten yaralama, hakaret, tehdit gibi bağımsız suçlar gündeme gelir. Aynı kararda, gösteri sırasında yakalanan bir kişiye tekme ve tokatla vurulması işkence değil, zor kullanma yetkisinin sınırını aşma olarak nitelendirildi.
TCK 256, zor kullanma yetkisine sahip görevlinin görev sırasında gerekenden fazla kuvvet kullanmasını kasten yaralama hükümlerine bağlar. Bu yüzden yaralamanın derecesine göre TCK 86 ve 87 uygulanır; görevli nüfuzunu kötüye kullandığı için 86/3-d’deki artırım da devreye girer ve şikâyet aranmaz. Bu ayrımın pratik sonucu büyüktür: 256’da zamanaşımı işler, işkencede işlemez. Kolluğun orantısız gücüyle ilgili ayrıntıları zor kullanma yetkisini aşma (polis şiddeti) yazısında topladım.
Çizgi her zaman bu kadar net değildir. Yargıtay’ın daha eski bir kararında, cezaevinde sayıma inmek istemeyen tutukluya infaz koruma memurlarının zorla müdahalesi işkence sayıldı ve insan onuruna aykırı anlık müdahalelerin de yeterli olabileceği, cezaevinde her seferinde sistematik bir kötü muamele beklenemeyeceği belirtildi. Kısacası ölçütü olayın yeri, süresi, mağdurun kontrol altında olup olmadığı ve davranışların bütünü belirler. İşkence ve kötü muamele ayrımında, çekilen acının yoğunluğu ve kasıtlı olarak verilip verilmediği de dikkate alınır; bu yüzden savunmada da mağdur vekilliğinde de raporun ayrıntısı belirleyicidir.
Eziyet suçu (TCK 96) ise failin kim olduğuna bakmaz; eşine, çocuğuna ya da herhangi birine sistematik acı çektiren sıradan bir kişi eziyetten yargılanır. Kamu görevlisinin görevi sırasında yaptığı benzer davranış ise işkencedir. Kişiler arası durumlar için eziyet suçu cezası yazısına bakabilirsiniz.
İşkence Suçunda Zamanaşımı Neden İşlemez?
TCK 94/6’ya göre işkence suçunda dava zamanaşımı işlemez; aradan kaç yıl geçerse geçsin soruşturma açılabilir ve dava düşmez. Bu fıkra kanuna 6459 sayılı Kanunla eklendi ve 30 Nisan 2013’te yürürlüğe girdi; bu tarihten önce işlenen fiillerde, lehe kanun ilkesi gereği genel zamanaşımı süreleri uygulanır. Amaç, failin görevini kullanarak delilleri karartması ve dosyanın yıllarca sürüncemede kalması yüzünden cezasız kalmayı önlemektir.
Zor kullanma sınırını aşma ya da kasten yaralama ise genel dava zamanaşımı sürelerine tabidir. Yukarıda andığım kararda, Yargıtay eylemi işkence değil zor kullanma sınırını aşma olarak nitelendirince olayın üzerinden geçen yıllar nedeniyle olağanüstü zamanaşımı dolmuş ve dava düşmüştü. Suç vasfının nasıl belirlendiği bu yüzden mağdur için de sanık için de dosyanın kaderini değiştirir.
İşkencede Soruşturma İzni Gerekir mi, Hangi Mahkeme Bakar?
Hayır, işkence iddiasında 4483 sayılı Kanun’daki soruşturma izni aranmaz; savcı doğrudan soruşturma yapar. 4483 sayılı Kanun’un 2. maddesinin son cümlesi, eski TCK’nın işkence (243) ve kuvvet kullanma yetkisini aşarak kötü muamele (245) maddeleri kapsamındaki soruşturmalarda bu Kanunun uygulanmayacağını söyler. 5252 sayılı Kanun’un 3. maddesine göre eski TCK’ya yapılan bu yollamalar, yeni kanundaki karşılıklarına, yani TCK 94 ve 256’ya yapılmış sayılır. Başka suçlarda soruşturma izni sürecinin nasıl işlediğini ve memur hakkında soruşturma açıldığında neler olduğunu o konudaki yazımda anlattım.
Davaya ağır ceza mahkemesi bakar; çünkü temel hâlin üst sınırı bile 10 yılı aşar. İşkence şikâyete bağlı bir suç değildir. Mağdur şikâyetinden vazgeçse, olaydan sonra taraflar barışsa ya da zarar ödense bile dava sürer. CMK 253’teki uzlaştırma listesinde işkence yoktur; bu yüzden savcılık dosyayı uzlaştırmacıya göndermez.
HAGB, Erteleme, Tutuklama ve Cezaevinde Kalınacak Süre
İşkence suçunda HAGB ve erteleme için sonuç cezanın 2 yıl veya daha az olması gerekir; alt sınır 3 yıl olduğu için bu sınıra inmek çoğu dosyada mümkün olmaz. CMK 231/5’e göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması, TCK 51/1’e göre erteleme ancak 2 yıl veya daha az hapiste uygulanır. Temel ceza 3 yıldan verilip takdiri indirim yapılsa bile sonuç 2 yıl 6 ay olur. Mağdur kadınsa alt sınır 5 yıl olduğundan bu ihtimal, teşebbüs ya da haksız tahrik gibi güçlü bir yasal indirim olmadıkça kapanır. HAGB’nin şartlarını merak ediyorsanız ilgili yazıma bakabilirsiniz.
İşkence, CMK 100/3’te sayılan katalog suçlardandır. Somut delillere dayanan kuvvetli şüphe varsa kaçma ya da delil karartma şüphesi var sayılabilir; bu da tutuklama ihtimalini artırır. Mahkûmiyette koşullu salıverilme için 5275 sayılı Kanun’un 107/2-c maddesine göre cezanın üçte ikisinin cezaevinde geçirilmesi gerekir. Genel kural yarı oranıdır; işkence bu kuralın dışında tutulan suçlardandır. Hesap ayrıntısı için koşullu salıverilme yazısına bakabilirsiniz.
Fail memursa mesleki sonuç da ağırdır. 657 sayılı Kanun’un 48/A-5 maddesi, kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezası almış olmayı memuriyete engel sayar; işkencede bu sınır neredeyse her mahkûmiyette aşılır. Ayrıca TCK 53’teki hak yoksunlukları uygulanır. Ayrıntılar memuriyete engel suçlar yazısında.
İşkence Gördüyseniz ya da Suçlanıyorsanız İlk Adımlar
Mağdursanız ilk iş, izler kaybolmadan adli tıp muayenesi ve fotoğraf, ardından savcılığa yazılı suç duyurusudur. Darp izleri günler içinde kaybolur; muayeneyi geciktirmek, sonradan “rapor yok” savunmasına zemin hazırlar. Kamera kayıtları belirli sürelerle saklandığı için kayıtların korunmasını savcılıktan hemen istemek gerekir. Gözaltında neler yapmanız gerektiğini adım adım gözaltında kötü muamele gördüm, ne yapmalıyım yazısında anlattım.
Ceza yargılaması sonunda etkili bir soruşturma yapılmadığını düşünüyorsanız Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu vardır. Ceza davasında tazminat istenmez; maddi ve manevi zarar için idareye karşı ayrı bir yol izlenir.
Suçlanan görevliyseniz, ilk ifadede olayı kronolojik ve belgeye dayalı anlatmak önemlidir. Görev kaydı, nöbet çizelgesi, kamera kayıtları, müdahaleye neden olan direnme ya da saldırının tutanakları ve ilk muayene raporları savunmanın omurgasını oluşturur. Savunmanın kilit sorusu çoğu zaman olayın anlık bir müdahale mi, yoksa belli bir sürece yayılmış bir davranış mı olduğudur.
Dikkat: İşkence iddiası taşıyan dosyalarda ilk ifade, ilk rapor ve ilk kamera talebi dosyanın yönünü belirler. Bu adımları avukatsız ve aceleyle atmayın.
Yaşanmış Olaydan
Bir gece yarısı müvekkilimin annesi aradı. Oğlu bir tartışma sonrası karakola götürülmüş, sabaha karşı yüzü şiş, kaburgaları ağrılı biçimde serbest bırakılmıştı. Anlattığına göre nezarette birkaç saat boyunca farklı görevliler gelip gidiyor, her gelişte hakaret ediyor ve vuruyordu. Ertesi sabah ilk iş adli tıp muayenesi yaptırdık, fotoğrafları çektirdik ve savcılığa işkence iddiasıyla suç duyurusunda bulunduk; karakolun kamera kayıtlarının korunmasını da aynı dilekçede istedik.
Soruşturmada kamera kayıtlarının bir kısmı geldi, bir kısmı “kayıt yok” yazısıyla döndü. Savcılık iki görevli hakkında işkence suçundan dava açtı. Duruşmalarda biz davranışların saatlere yayıldığını ve müvekkilimin tamamen kontrol altındayken dövüldüğünü anlattık; savunma ise müvekkilimin nezarette taşkınlık yaptığını ve tek bir müdahalenin olduğunu ileri sürdü.
Mahkeme sistematiklik unsurunun yeterince ispatlanmadığı görüşüne vardı ve görevlileri işkenceden değil, zor kullanma sınırını aşarak kasten yaralamadan mahkûm etti. Bu bizim istediğimiz sonuç değildi; işkence nitelendirmesi için istinaf yoluna başvurduk ve dosya şu an istinaf aşamasında. Bu dosya bana bir kez daha gösterdi ki ilk saatlerde toplanan delil, suçun adını da belirliyor.
Yargıtay Kararları
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 28.02.2023 tarihli, 2021/13666 E., 2023/928 K.
1 Mayıs etkinliğine yürürken yakalanan iki kişinin emniyette darp edildiği iddiasıyla polisler hakkında işkence ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma davası açılmış, ilk derece mahkemesi beraat kararı vermişti. Yargıtay, beraat hükümlerinin çoğunu onadı. İki polisin katılanlardan birini zor kullanarak, gerekmediği hâlde tekme tokatla emniyete götürmesini ise işkence değil, zor kullanma sınırının aşılması olarak nitelendirdi; yaralama raporuna göre TCK 86/1 ve 86/3-d kapsamında kaldığını, bu suç için olağanüstü zamanaşımı dolduğundan davanın düşmesi gerektiğini belirtti. İki üye eylemin işkence olduğu görüşüyle karşı oy kullandı. Bu dosyada suç vasfı, davanın zamanaşımıyla düşüp düşmeyeceğini de belirledi.
… Anılan maddenin gerekçesinde belirtildiği gibi kamu görevlisinin söz konusu davranışlarının ancak belli bir süreç içerisinde sistematik olarak gerçekleştirilmesi hâlinde işkence suçu oluşacaktır. Fiillerin belli bir süreç içerisinde sistematik olarak gerçekleştirilmemesi hâlinde ise kasten yaralama, hakaret, tehdit gibi bağımsız suçlar gündeme gelecektir. …
… Ancak görevin icrası sırasında gereksiz kuvvet kullanımı sonucunda kişinin yaralanması eylemi aynı zamanda nüfuzun kötüye kullanılması niteliğinde olup 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi kapsamına girmektedir. …
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 04.06.2018 tarihli, 2018/207 E., 2018/6390 K.
Cezaevinde tutuklu bulunan katılan sayıma inmek istemeyince infaz koruma memurları onu zorla alt kata indirmiş, vücudunda darp izleri ve sırtında sigara yanıkları tespit edilmişti. Yerel mahkeme memurları işkenceden mahkûm etti; tebliğname eylemin kasten yaralama olduğunu ve zamanaşımı dolduğunu savundu. Yargıtay Dairesi, sigara yanıklarının sanıklarca yapıldığı konusunda kuşku bulunsa da diğer darp ve cebir eylemlerinin işkence niteliğinde olduğunu kabul ederek mahkûmiyeti oy çokluğuyla onadı. Karşı oy yazan üye, birkaç dakikalık müdahalenin kasten yaralama olduğunu düşünüyordu. Bu karar, sistematiklik ölçütünün her olayda aynı sıkılıkla uygulanmadığını gösteriyor.
… işkence suçunun oluşması için insanlık onuruna aykırı, anlık müdahalelerin de yeterli olduğu, zira bu müdahelelerin de insan onuruyla bağdaşmayıp bedensel ve ruhsal yönden katılanın acı çekmesine neden olduğu, işkence suçunun varlığı için cezaevinde sistematik bir kötü muamelenin her seferinde beklenemeyeceği …
Sık Sorulan Sorular
İşkence suçu cezası kaç yıl?
Temel hâlde 3 ile 12 yıl hapistir; mağdur kadınsa alt sınır 5 yıldır. Çocuğa veya savunmasız kişiye karşı 8 ile 15 yıl, cinsel taciz şeklinde 10 ile 15 yıl, ölüm meydana gelirse ağırlaştırılmış müebbet hapis verilir.
Polisin tek bir tokadı işkence sayılır mı?
Kural olarak tek ve anlık bir darbe, zor kullanma sınırını aşma ya da kasten yaralama olarak değerlendirilir. Ancak Yargıtay, cezaevinde kontrol altındaki bir kişiye yapılan anlık müdahaleyi işkence saydığı bir kararında sistematikliğin her olayda aranamayacağını belirtmiştir.
İşkence suçunda şikâyetten vazgeçilirse dava düşer mi?
Hayır. İşkence şikâyete bağlı değildir; mağdurun vazgeçmesi ya da uzlaşma davayı bitirmez.
Yıllar önce gördüğüm işkence için şimdi şikâyet edebilir miyim?
Evet, TCK 94/6 gereği işkencede zamanaşımı işlemez. Ancak delillerin zayıflaması ve olay tarihine göre uygulanacak kanun meselesi doğabileceği için dosyayı bir avukatla değerlendirin.
İşkence suçlaması memurluktan çıkarılmaya yol açar mı?
Kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla hapis cezası memuriyete engeldir (657 sayılı Kanun 48/A-5). İşkencede alt sınır 3 yıl olduğundan mahkûmiyet çoğu zaman bu sonucu doğurur; ayrıca disiplin süreci ayrı yürür.
İşkence davasına hangi mahkeme bakar?
Ağır ceza mahkemesi bakar. Soruşturmayı Cumhuriyet savcısı izin beklemeden yürütür.
