Kasten Yaralama Yargıtay Kararları (2024-2026)
Kasten yaralama Yargıtay kararları 2024-2026: basit yaralama, kemik kırığı, silah, haksız tahrik, meşru savunma ve teşebbüs ayrımında 15 karar ve etkisi.
Kasten yaralama Yargıtay kararları arasından 2025 ve 2026’da verilmiş 15 kararı konu konu derledim; her kararın kısa özetini, dairenin kendi sözlerinden alıntıyı ve dosyanıza etkisini bulacaksınız. Kararlar altı başlık altında: basit yaralamada şikâyet ve uzlaştırma, kemik kırığı ve yüzde sabit iz, silah kavramı, haksız tahrik, meşru savunma ve öldürmeye teşebbüs ayrımı. Kendi dosyanızdaki soruya en yakın başlıktan okumaya başlayabilirsiniz. Suçun cezası, uzlaşma ve HAGB için ana rehber kasten yaralama suçu ve cezası sayfasındadır.
Basit Yaralamada Şikâyetten Vazgeçme ve Uzlaştırma Ne Zaman Dosyayı Kapatır?
TCK 86/2’deki basit yaralama şikâyete bağlıdır; mağdur vazgeçerse dava düşer, rapor 86/1 gösterirse de dosya uzlaştırmaya gider. İki kararda da mahkeme bu adımı atlamış, Yargıtay kesinleşmiş hükmü kanun yararına bozma (Adalet Bakanlığı istemiyle kesinleşmiş kararların denetlenmesi) yoluyla bozmuştur. Yargıtay, silah iddiası ispatlanamayınca suçun yeniden şikâyete bağlı hâle geldiğini kabul ediyor. Raporun dili için basit tıbbi müdahale ne demek yazısına bakabilirsiniz.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 15.09.2025 tarihli, 2025/4881 E., 2025/5970 K.
Sanık, mağduru silahtan sayılan bir cisimle yaraladığı iddiasıyla TCK 86/2 ve 86/3-e üzerinden yargılandı. Mahkeme eylemi basit yaralama saydı; mağdur, sanığın da bulunduğu duruşmada şikâyetten vazgeçti, buna rağmen adli para cezası verildi ve hüküm kesinleşti. Yargıtay kanun yararına bozma talebini kabul etti, silah iddiasını şüpheli buldu ve davanın şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşmesine kendisi karar verdi.
… hükümlünün mağdura yönelik eylemini silahtan sayılan cisimle gerçekleştirdiği iddiasının şüpheli kaldığı ve hükümlünün bu haliyle eylemine uyan suçun, şikâyete tabi olması ve mağdurun şikâyetçi olmaması nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği dikkate alınmadan cezalandırılmasına karar verilmesi Kanun’a aykırı olup …
Mağdur vazgeçtiği hâlde ceza verilmişse ve hüküm istinafa gitmeden kesinleşmişse dosya kapanmış sayılmaz; Adalet Bakanlığına kanun yararına bozma başvurusu yapılabilir. Silah iddiası tanık ve delille desteklenmiyorsa savunmanın ilk hedefi, eylemin 86/2 sınırında kaldığını göstermek olmalıdır. Vazgeçmenin sanık tarafından reddedilmemiş olması da tutanağa geçmelidir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 09.03.2026 tarihli, 2026/267 E., 2026/1730 K.
İddianame TCK 86/1 ve 87/1-a (organ işlevinde sürekli zayıflama) üzerinden düzenlendi. Yargılamada alınan adli rapor, kulak zarı yırtığının basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyeceğini ama organ işlevinde sürekli zayıflama yapmadığını bildirdi. Mahkeme uzlaştırma yapmadan 5 ay hapis verdi. Yargıtay, eylemin 86/1 kapsamında kaldığını ve CMK 254 gereği dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiğini belirterek hükmü kanun yararına bozdu.
… yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olmadığı gibi organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi niteliğinde olmadığı kanaatinin bildirildiği anlaşılmakla, bu hâli ile hükümlünün eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 86/1. maddesi kapsamında kaldığı ve 5271 sayılı Kanun’un “Uzlaştırma” başlıklı 253/1. maddesi gereği hükümlünün, yargılama konusu eyleminin uzlaştırma hükümleri kapsamında bulunduğu anlaşılmıştır. …
… hükümlü ile mağdur arasında uzlaştırma işleminin yapılması için dava dosyasının uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre hükümlünün hukukî durumunun belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. …
Dava ağır netice iddiasıyla açılmış olsa bile yargılamada gelen rapor ağır neticeyi doğrulamıyorsa uzlaştırma hakkı geri gelir. Sanık müdafii yeni rapor dosyaya girer girmez uzlaştırma talebinde bulunmalı, mağdur vekili de teklifin geleceğini hesaba katmalıdır. TCK 86 fıkralarının açıklaması TCK 86 madde sayfasında.
Kemik Kırığı ve Yüzde Sabit İzde Rapor Cezayı Nasıl Değiştirir?
TCK 87’deki ağır neticeler ancak bunu açıkça söyleyen bir adli raporla kabul edilir; raporda yazmayan netice için artırım yapılamaz, kırık artırımı da derecesiyle orantılı olmalıdır. Yüzde sabit iz için Yargıtay, izin sosyal ilişki mesafesinden fark edilip edilmediğini gösteren adli tıp raporu istiyor; raporda yazmayan netice için artırım yapılamayacağını ise, rapor sabit iz yok dediği hâlde artırım yapılan bir dosyada aşağıda haksız tahrik başlığındaki 2026 kararında göreceksiniz. Hesap ayrıntısı kemik kırığı yaralama cezası, yüz ve hayati tehlike ölçütleri yüzde sabit iz ve hayati tehlike yazısındadır.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 06.03.2025 tarihli, 2024/5800 E., 2025/1731 K.
Sanıklardan biri, kız kardeşinin boşanma aşamasındaki eşini arkadaşıyla birlikte sopalarla dövdü; mağdurda orta (3.) derece kemik kırığı ve burunda eğrilik oluştu. İlk derece mahkemesi beraat verdi, bölge adliye mahkemesi 86/1, 86/3-e ve 87/3 ile mahkûmiyet kurdu. Yargıtay iki sebeple bozdu: burundaki izin yüzde sabit iz olup olmadığı adli tıp raporuyla belirlenmemişti ve uzaklaştırma kararına rağmen kapıyı tekmeleyip hakaret eden mağdurun davranışı karşısında bu sanık için haksız tahrik tartışılmamıştı.
… anılan raporda bu hususun sosyal ilişki mesafesinden ilk bakışta fark edilir nitelikte olup olmadığının belirtilmemesi …
… mağdurun geçici ve kati doktor raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevki ile tarif edilen yaranın “yüzde sabit iz” niteliğinde olup olmadığına dair raporu aldırıldıktan sonra sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. …
Raporda “sabit iz yok” yazması tek başına yetmez; izin konuşma mesafesinden ilk bakışta görülüp görülmediği ayrıca söylenmelidir. Eksik rapor savunma için de mağdur için de bozma sebebidir, bu yüzden kesin rapor alınmadan karar verilmesine itiraz edilmelidir. Sanık lehine temyizde kazanılmış hak korunduğu için yeni rapor cezayı artırsa bile önceki ceza aşılamaz.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 16.04.2026 tarihli, 2025/8194 E., 2026/3016 K.
Sanık, kavga sırasında silahının kabzasıyla mağdurun alnına vurdu; rapor alın kemiğindeki kırığın hayat fonksiyonlarını orta (2.) derecede etkilediğini bildirdi. Mahkeme TCK 87/3 artırımını 1/2 oranında yaptı. Yargıtay, 2. derece kırık için 2/12, yani 1/6 artırım gerektiğini belirtti; ayrıca aleyhe bozmadan sonra sanığa diyeceği sorulmadan hüküm kurulmasını ve infaz ibaresindeki hatayı da bozma sebebi yaptı.
… kırığın derecesine göre 5237 sayılı Kanun’un 87/3. maddesine göre uygulama yapılırken (2/12)=(1/6) oranında artırım yapılması gerekirken (6.) kırık derecesi dikkate alınarak (1/2) oranında artırım yapılmak suretiyle sanık …’e fazla ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur. …
Kırık derecesi 1 ile 6 arasında yazılır ve Yargıtay artırımı bu dereceye bağlıyor: orta derece kırıkta azami orana gidilmesi hukuka aykırıdır. Cezanızı hesaplarken raporun derece satırını mutlaka okuyun; derece yazılmamışsa ek rapor istenmelidir. Aleyhe bozmadan sonra ek savunma hakkı da ayrı bir güvencedir.
Somut olayınızı birlikte değerlendirelim
Her dosya kendi ayrıntısında saklıdır; genel bilgi sizin olayınızın yerini tutmaz.
Taş, Sopa, Kırık Cam: Yargıtay Hangi Cismi Silah Sayıyor?
TCK 6/1-f’ye göre fiilen saldırıda kullanılmaya elverişli her şey silah sayılabilir; silahla yaralamada (86/3-e) ceza yarı oranında artar, şikâyet aranmaz ve uzlaştırma yapılmaz.
TCK 6/1-f: Silah deyiminden; 1. Ateşli silahlar, 2. Patlayıcı maddeler, 3. Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet, 4. Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler, 5. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler,
Kanun metinleri https://mevzuat.gov.tr/ adresinden alınmaktadır.
Belirleyici olan cismin adı değil, failin onu bilerek saldırıda kullanıp kullanmadığıdır. Kavgada yere düşen mağdurun kırık camla yaralanmasında Yargıtay silah artırımını kabul etmiyor; buna karşılık birlikte hareket eden ve yalnız yumruk atan kişiye de silah artırımının uygulanacağını söylüyor. Mahkeme silah artırımı yapmamışsa eylemin 86/2 olarak uzlaştırmaya gönderilmesi gerektiğini de vurguluyor. Bıçak, tabanca ve sopa ayrımı için silahla yaralama cezası yazısına bakın.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 17.02.2025 tarihli, 2025/108 E., 2025/1086 K.
Suç tarihinde 15 ile 18 yaş arasındaki hükümlü, kavgada mağdurun yere düşmesine yol açtı; yerdeki kırık camlar mağdurun yüzünde sabit iz bıraktı. Mahkeme gerekçede suçun silahla işlendiğini kabul etti, ancak hükümde 86/3-e artırımı yapmadan 86/1 ve 87/1-c üzerinden 2 yıl 9 ay 10 gün hapis verdi; hüküm temyiz edilmeden kesinleşti. Yargıtay, camı hükümlü kullanmadığı için 86/3-e koşulunun oluşmadığını, eylemin 86/1 ve 87/1-c kapsamında kaldığını, bu suç için zamanaşımının dolduğunu belirterek davanın düşmesine kendisi karar verdi.
… Olay günü hükümlü ile mağdur arasındaki kavgada mağdurun yere düşmesi nedeniyle yerdeki kırık camların yüzünde sabit iz oluşturduğu anlaşılmakla hükümlünün, yargılama konusu eylemi için 5237 sayılı Kanun’un 86/3-e maddesi gereği silah nedeniyle artırım yapılması koşulunun oluşmaması …
Yaralanma bir cisimle olmuş diye silah artırımı otomatik uygulanmaz; cismi failin elinde tutup saldırıda kullanması gerekir. Silah artırımının bulunup bulunmaması cezayı ve zamanaşımı süresini birlikte değiştirebilir, bu yüzden eski dosyalarda süre hesabı yeniden yapılmalıdır. Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan faillerde zamanaşımı süresi ayrıca kısalır (TCK 66/2).
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 12.01.2026 tarihli, 2025/8548 E., 2026/38 K.
İki kişi mağdura birlikte saldırdı: biri taş ve kazma sapı kullandı, hükümlü yalnız yumruk attı; mağdurun omzunda ekimoz vardı. Hükümlü silahsız basit yaralamadan adli para cezası aldı ve kanun yararına bozma istemi, uzlaştırma yapılmadığı gerekçesine dayandı. Yargıtay istemi reddetti: iki fail ortak hakimiyetle hareket ettiği için TCK 37/1 gereği silah artırımı hükümlüye de uygulanmalıydı; bu yüzden suç ne şikâyete ne uzlaştırmaya tabiydi.
… şikâyetçinin inceleme dışı diğer sanık … tarafından silahtan sayılan cisim ile yaralandığı, sanık … ile hükümlünün eylemin başından itibaren birlikte hareket ettikleri, fiil üzerinde ortak hakimiyet kurarak aynı fikir ve eylem birliği içerisinde neticeye birlikte sebebiyet verdikleri ve inceleme dışı sanık …’nün cezasından silah nedeniyle artırım yapılmasına karar verildiği, hükümlü hakkında da 5237 sayılı Kanun’un 37/1. maddesinin delaletiyle 5237 sayılı Kanun’un 86/3-e maddesinin uygulanması gerektiği, bu hâli ile hükümlünün eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 73. maddesi uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlardan olmadığı gibi 5271 sayılı Kanun’un 253/1. maddesi gereği uzlaştırma hükümleri kapsamında bulunmadığı belirlenmekle …
Grup hâlindeki kavgada “ben eline sopa almadım” savunması tek başına uzlaştırma kapısını açmaz. Savunma, ortak bir plan ve birlikte hareket olmadığını, yani diğerinin silah kullanmasının kendi iradesi dışında kaldığını göstermelidir. Mağdur tarafı içinse eylem birliğini gösteren görüntü ve tanık beyanı belirleyicidir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 06.04.2026 tarihli, 2026/1128 E., 2026/2546 K.
Sanık hakkında silahla kasten yaralama iddiasıyla dava açıldı; mahkeme basit yargılama usulüyle 86/2 üzerinden 2 ay 15 gün hapis verdi ama 86/3-e artırımı yapmadı. Hüküm itiraz edilmeden kesinleşti. Yargıtay, artırım uygulanmadığına göre eylemin 86/2 kapsamında, şikâyete bağlı ve uzlaştırmaya tabi olduğunu, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiğini belirterek hükmü kanun yararına bozdu.
… Mahkemece, hükümlü hakkında 5237 sayılı Kanun’un 86/2. maddesine göre belirlenen temel ceza üzerinden aynı Kanun’un 86/3-e maddesi uyarınca artırım uygulanmadığı tespit edilmiştir. Bu hâli ile hükümlünün eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 86/2. maddesi kapsamında kaldığı ve aynı Kanun’un 73. maddesi uyarınca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlardan olduğu, bu itibarla uzlaştırma hükümleri kapsamında bulunduğu anlaşılmıştır. …
Mahkeme silahı kabul etmiyorsa sonuçlarına da katlanmalıdır: suç şikâyete bağlı hâle gelir ve uzlaştırma zorunludur. Ancak yukarıdaki 2026/38 kararında olduğu gibi artırımın aslında uygulanması gereken hâllerde (birlikte hareket eden fail silah kullanmışsa) Yargıtay uzlaştırma gerekçesiyle bozma yapmıyor. Bu dosyada hüküm basit yargılama usulüyle kurulmuştu; bu usul de uzlaştırma adımını ortadan kaldırmaz. Hükmünüz bu şekilde kesinleştiyse kanun yararına bozma yolu açıktır.
Haksız Tahrik İndirimi Hangi Durumda Uygulanır?
TCK 29’a göre haksız tahrik cezayı 1/4 ile 3/4 arasında indirir; ama haksız fiil mağdurdan gelmeli ve sanık onun yarattığı hiddet veya şiddetli elemle hareket etmelidir. Ceza Genel Kurulu bu bağı sıkı arıyor; kız kardeşin kapısını tekmeleyen eşe karşı ise Yargıtay, yukarıdaki 2025 kararında tahrikin tartışılmasını istedi. İlk haksız hareketin kimden geldiği belirlenemeyen karşılıklı kavgada ise Yargıtay asgari oranda indirimi yerinde buluyor. Oranların ayrıntısı haksız tahrik cezayı ne kadar düşürür yazısındadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 15.04.2026 tarihli, 2025/71 E., 2026/235 K.
Sanık, yeğenine kötü davrandığını düşündüğü yeğeninin eşini cezalandırmak için arkadaşlarıyla plan yaptı; mağdur bir buluşma bahanesiyle çağrıldı, araca alınıp yaralandı. Başsavcılık itirazında kasten yaralama için haksız tahrik uygulanması gerektiğini savundu. Ceza Genel Kurulu, hürriyetten yoksun kılma yönünden itirazı reddetti, nitelikli yağmanın sabit olmadığı yönündeki itirazı kabul edip o hükümleri bozdu; haksız tahrik yönünden ise oy çokluğuyla itirazı reddetti.
… Bir numaralı uyuşmazlık konusunda detayları anlatılan olayda; sanık …’ın, yeğeni olan … üzerinde hukuken bakım ve gözetim yükümlülüğünün bulunmaması, …’ün ailesiyle birlikte sanıktan farklı bir şehirde yaşıyor olması hususları göz önünde bulundurulduğunda, mağdurun …’e yönelik eylemlerinin sanık yönünden haksız tahrik oluşturacak nitelikte olduğu kabul edilemez. Diğer yandan, mağdurun sanık …’a veya eşine yönelik tehditte bulunduğuna veya onları rahatsız ettiğine dair de dosyaya yansıyan somut delil bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle somut olayda sanık … hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı kabul edilmelidir. …
Bir yakınınıza yapılan kötü davranış, onunla aranızda bakım yükümlülüğü ya da yakın bir yaşam bağı yoksa size karşı yapılmış haksız fiil sayılmayabilir. Haksız tahrik savunmasında mağdurun doğrudan size ya da ailenize yönelik söz ve davranışını somut delille göstermek gerekir. Bu noktada Kurulda üç üyenin karşı oy kullanması, sınırın tartışmalı olduğunu da gösteriyor.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 18.05.2026 tarihli, 2026/1807 E., 2026/4042 K.
Birçok sanığın katıldığı toplu bir kavgada kimin önce saldırdığı tespit edilemedi. Bölge adliye mahkemesi meşru savunmayı reddetti, sanıklara asgari oranda haksız tahrik indirimi uyguladı. Yargıtay bu kısmı onadı; bir sanık için, adli rapor yüzde sabit iz olmadığını söylediği hâlde 87/1-c artırımı yapıldığından hükmü bozdu, bazı hükümleri de zamanaşımı nedeniyle bozup davaları düşürdü.
… ilk haksız hareketin kimden geldiği tespit edilemediğinden sanık lehine meşru savunma ve meşru savunmada sınırın aşılması koşulları oluşmayıp asgari oranda haksız tahrik indirimi uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı …
… C7 spinoz proceste kemik kırığına neden olan yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokmadığı, yüzde sabit ize neden olmadığı, kırığın hayati fonksiyonlarını orta (2) derece etkilediği, organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına veya yitirilmesine neden olmadığı belirtildiği halde sanığın cezasından 5237 sayılı Kanun’un 87/1-c maddesi uyarınca artırım yapılması, hukuka aykırı bulunmuştur. …
Karşılıklı kavgada ilk vuranı ispat edemiyorsanız meşru savunmaya dayanarak beraat beklemek gerçekçi değildir; Yargıtay bu durumda asgari oranda, yani 1/4 indirimi doğru sayıyor. İndirimi artırmak için ilk haksız hareketin karşı taraftan geldiğini kamera, tanık veya mesajla göstermek gerekir. Rapordaki her netice satırını kararla karşılaştırmak da ayrı bir kazanç kapısıdır.
Kendinizi Savunurken Yaraladıysanız Meşru Savunma mı, Sınırın Aşılması mı?
Haksız saldırıyı orantılı biçimde defeden kişi TCK 25/1 ile beraat eder; orantı mazur görülebilecek heyecanla aşılmışsa TCK 27/2 gereği ceza verilmez.
TCK 27/2: (2) Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez.
Yargıtay, meşru savunma koşulları varken haksız tahrik indirimiyle mahkûmiyet kurulmasını hata sayıyor. Kendisine ve eşine yönelen saldırıyı defederken yaralayan sanığın beraatini Yargıtay onadı; saldırgan kaçarken ateş eden kuyumcu için ise beraat değil, sınırın mazur görülebilir aşılması nedeniyle ceza verilmemesi gerektiğini söyledi. Şartların tamamı için meşru müdafaa şartları yazısına bakabilirsiniz.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 10.12.2025 tarihli, 2024/5546 E., 2025/8871 K.
İlk derece mahkemesi sanığı kemik kırığına yol açan kasten yaralamadan, haksız tahrik indirimiyle adli para cezasına mahkûm etti. Bölge adliye mahkemesi duruşma açarak yeniden yargıladı, sanığın kendisine ve eşine yönelen saldırıyı defettiğini kabul edip TCK 25/1 ile beraat verdi. Katılanın temyizi üzerine Yargıtay beraati yerinde buldu, yalnız hükümdeki bir kelime hatasını düzelterek onadı.
… sanığın kendisine ve eşine yönelmiş haksız saldırıyı defetmek için katılanda yaralamaya neden olan eyleminin meşru savunma sınırları içerisinde kaldığı değerlendirilerek üzerine atılı suçtan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden …
Eşinize, çocuğunuza ya da yanınızdaki birine yönelen saldırıyı defetmek de meşru savunmadır; saldırı yalnız size yönelmiş olmak zorunda değildir. İlk derecede tahrik indirimi aldıysanız istinafta meşru savunmayı yeniden ileri sürmek sonucu tamamen değiştirebilir. Saldırının o anda sürdüğünü gösteren görüntü ve tanık beyanı bu savunmanın temelidir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 03.02.2026 tarihli, 2025/4700 E., 2026/599 K.
Aralarında iş anlaşmazlığı bulunan kişilerden biri tabancayla iş yerine gelip havaya ateş etti; ardından silahlı iki kişi sanığın bulunduğu büroya girdi ve sanık onlara ateş etti. Mahkeme ve bölge adliye mahkemesi sanığı haksız tahrik altında nitelikli kasten öldürmeye teşebbüsten cezalandırdı. Yargıtay, sanığın gerçekleşmek üzere olan saldırıyı orantılı biçimde defettiğini, beraat etmesi gerektiğini belirterek hükmü bozdu.
… kendisine yönelen gerçekleşmek üzere olduğunda şüphe bulunmayan haksız saldırıyı defetmek zorunluluğu altında o andaki hal ve koşullara göre orantılı biçimde hareket ederek saldırıda bulunanlara karşı ateş etmek suretiyle eylemi gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında; sanığın meşru savunma sınırları içerisinde kalan eyleminden dolayı 5237 sayılı Kanun’un 25/1 ve 5271 sayılı Kanun’un 223/2-d maddesi uyarınca beraati yerine yazılı şekilde haksız tahrik altında nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. …
Kararda haksız tahrik ile meşru savunma arasındaki farkın pratik sonucu görülüyor: biri cezayı indirir, öteki cezayı tamamen ortadan kaldırır. Saldırı henüz başlamamış ama gerçekleşmek üzere olduğu kesinse de savunma hakkı doğar. Savunma dilekçesinde bu ayrım açıkça kurulmalı, tahrik indirimi ikincil talep olarak yazılmalıdır.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 09.09.2026 tarihli, 2026/3371 E., 2026/5254 K.
Maskeli ve silahlı bir kişi kuyumcuya girip sahibinin başına jopla 11 saniyede 8 kez vurdu; kuyumcu tezgâhtaki silahını alınca saldırgan kaçmak için kapıya yöneldi, kuyumcu bir el ateş etti ve saldırgan sonradan öldü. İlk derece mahkemesi haksız tahrikle mahkûmiyet kurdu, bölge adliye mahkemesi duruşma açmadan beraat verdi. Yargıtay, duruşmasız beraatin usule aykırı olduğunu, ayrıca sınırın mazur görülebilir korkuyla aşıldığını ve TCK 27/2 ile ceza verilmemesi gerektiğini belirterek bozdu.
… savunmada zorunluluk bulunsa da savunmanın saldırı ile orantılı ve saldırıyı defedecek ölçüde olması gerektiği, sanığın elindeki tabancayı görmesi üzerine iş yeri kapısına yönelen maktulü bir el ateş ederek öldürerek ve 5237 sayılı Kanun’un 81. maddesinde düzenlenen kasten öldürme suçunu işleyen sanığın meşru savunmada sınırı kasten aştığı ancak bu sınır aşımının içinde bulunduğu mazur görülebilecek korku, heyecan ve telaştan meydana geldiğinin kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle sanık hakkında yasal uygulanma koşulları oluşan 5237 sayılı Kanun’un 27/2. ve 5271 sayılı Kanun’un 223/3-c maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerine …
Saldırgan kaçmaya başladıktan sonra yapılan karşılık artık orantılı sayılmayabilir; ama ağır bir saldırının hemen ardından gelen korku, sınır aşımını cezasız bırakabilir. Beraat ile ceza verilmesine yer olmadığı kararı aynı şey değildir: ilki fiilin hukuka uygun olduğunu, ikincisi kusurun bulunmadığını gösterir (CMK 223/3-c). Bölge adliye mahkemesinin bu kararı duruşma açarak vermesi gerekir.
Öldürmeye Teşebbüs mü, Yaralama mı? Kasten Yaralama Yargıtay Kararları Ne Diyor?
Ceza Genel Kurulu kastı husumet, kullanılan alet, darbe sayısı, yaranın yeri, hedef seçme imkânı ve fiilin neden sona erdiğine bakarak belirliyor; şüphe varsa eylem kasten yaralamadır. Aynı ölçütlerle Kurul, bir iş yerinin önüne av tüfeğiyle beş el ateş edilen olayda öldürme kastını kabul etti; Yargıtay, öldürme imkânı varken kendiliğinden duran failin kastını ise yaralama olarak görüyor. Ceza farkı için kasten öldürmeye teşebbüs cezası yazısına bakın.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.01.2026 tarihli, 2025/313 E., 2026/34 K.
İşten çıkarılan sanık, eski işvereniyle araçta tartıştı; boğuşmada sanık üç yerinden bıçaklandı, ardından yerden aldığı bıçakla iki kişiye birer kez vurup kaçtı. Birinde boyunda yüzde sabit iz, ötekinde hayati tehlike oluştu. Mahkeme, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay dairesi öldürmeye teşebbüs dedi; Ceza Genel Kurulu Başsavcılığın itirazını oy birliğiyle kabul etti ve eylemin neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama olduğunu belirterek bozdu.
… Sanık ve katılanlar arasında öldürmeyi gerektirecek düzeyde bir husumet bulunmaması, katılan …’taki yaranın hayati tehlike oluşturmaması, katılan …’in ise hayati bölgelerinin hedef alındığına dair yeterli delil olmaması, sanığın herhangi bir engelleyici sebep bulunmamasına ve birden fazla bıçak darbesi vurma imkânına sahip olmasına rağmen her bir katılana sadece birer kez vurması, ayrıca katılanlara yönelik eylemleri öncesinde üç yerinden bıçaklanmış olan sanığın eylemini hedef gözetmeden gerçekleştirdikten sonra olay yerinden kaçması hususları birlikte gözetildiğinde; …
… in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın eylemlerinin kasten yaralama suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. …
Tek darbe, öldürmeyi gerektirecek bir husumetin yokluğu ve failin önce kendisinin yaralanmış olması teşebbüs suçlamasına karşı güçlü olgulardır. Hayati tehlike geçirilmiş olması tek başına öldürme kastını ispatlamaz. Savunma, her ölçütü dosyadaki delille tek tek eşleştirmeli ve şüpheden sanık yararlanır ilkesini açıkça istemelidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 29.04.2026 tarihli, 2023/359 E., 2026/275 K.
Sanık, 37 metre uzaktaki bir iş yerinin önüne av tüfeğiyle beş el ateş etti; aralarında husumet bulunmayan mağdur başından ve bacaklarından vuruldu, kafatası kırığı, yaşamsal tehlike ve yüzde sabit iz oluştu. İlk derece mahkemesi kasten yaralama dedi ve bozmaya direndi. Ceza Genel Kurulu oy çokluğuyla direnmeyi yerinde görmedi; cama ateş ettiği savunmasını, atış sayısını ve isabet yerlerini birlikte değerlendirip öldürmeye teşebbüs nedeniyle bozdu.
… bir eylemin teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu mu yoksa kasten yaralama suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe veya isabet sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudundaki yaralanmaların yerleri, nitelik ve nicelikleri, failin hedef seçme imkânı olup olmadığı ile fiiline kendiliğinden mi yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. …
… sanığın eylemine bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olduğu, suçun kanuni tanımındaki unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi sebebiyle de eyleminin doğrudan kastla öldürme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. …
Mesafe ve saçmanın dağılması gibi olgular lehe görünse de çok sayıda atış ve isabet yerleri kastı öldürmeye taşıyabilir. On iki üyenin karşı oy kullandığı bu karar, sınırın ince olduğunu ve her olayın kendi koşullarıyla tartışıldığını gösteriyor. Ateşli silahla yapılan eylemlerde savunma, yalnız mesafeye değil hedefin ne olduğuna da odaklanmalıdır.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 08.09.2026 tarihli, 2025/5065 E., 2026/5200 K.
Sanıktan ayrılan katılan, eşyalarını almak için sanığın evine gitti ve aralarında tartışma çıktı; sanık bıçakla katılanı hayati tehlike geçirecek şekilde yaraladı. Mahkeme nitelikli kasten öldürmeye teşebbüsten mahkûmiyet kurdu. Yargıtay, haksız tahrik indirimini yerinde bulmakla birlikte, sanığın öldürme imkânı varken eylemine kendiliğinden son verdiğini, kastının yaralamaya yönelik olduğunu belirterek suç vasfı yönünden bozdu.
… sanığın öldürmeye elverişli bıçak ile eylemine seri şekilde devam ederek katılanın öldürücü bölgelerini hedef alarak bıçakla öldürme imkanı varken eylemine kendiliğinden son verdiği, sanığın eylemine bağlı ortaya çıkan kastının yaralamaya yönelik olduğu anlaşıldığından, sanık hakkında kasten yaralama suçundan asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması yerine yazılı şekilde suç vasfında yanılgıya düşerek nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurularak fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur. …
Failin kimse engel olmadan durması, Yargıtay’ın bu kararda kastın yaralamaya yönelik olduğu sonucuna dayandığı olgudur; daire bunu gönüllü vazgeçme (TCK 36) olarak değil, suç vasfı meselesi olarak ele aldı. Olayın nasıl bittiği, tanık ve kamera kaydıyla mutlaka netleştirilmelidir: araya giren biri varsa sonuç tersine dönebilir. Bu tür dosyalarda istinaf ve temyiz dilekçesinin ana başlığı suç vasfı olmalıdır.
Sık Sorulan Sorular
Bu kararlar benim dosyama doğrudan uygulanır mı?
Doğrudan bağlayıcı değildir; mahkeme somut olayınıza bakar. Ancak Ceza Genel Kurulu ve dairenin yerleşik çizgisine aykırı bir hüküm istinaf ve temyizde bozulma riski taşır, bu yüzden benzer olaydaki karar güçlü bir dayanaktır.
Emsal Yargıtay kararını dilekçeye nasıl yazarım?
Kararı daire, tarih, esas ve karar numarasıyla tam künye olarak yazın, dairenin kendi gerekçesinden kısa bir alıntı yapın ve olayınızla benzerliği tek cümleyle gösterin. Hazır metin için kasten yaralama savunma dilekçesi örneğine bakabilirsiniz.
Kasten yaralama kararına karşı istinaf veya temyiz süresi ne kadar?
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır (CMK 273/1, 291/1). Süreyi kaçırmamak için kasten yaralama istinaf dilekçesi örneğinden yararlanabilirsiniz.
Kesinleşmiş basit yaralama cezası sonradan kaldırılabilir mi?
Şikâyetten vazgeçme ya da uzlaştırma atlanmışsa veya zamanaşımı dolmuşsa kanun yararına bozma yoluyla kaldırılabilir. Bu sayfadaki dört bozma kararı bu yolla verildi; başvuru Adalet Bakanlığına yapılır.
Rapor yüzde sabit iz diyor ama iz belli değil, ne yapabilirim?
Raporun izin sosyal ilişki mesafesinden fark edilip edilmediğini açıkça söyleyip söylemediğine bakın. Söylemiyorsa adli tıptan yeni rapor isteyin; Yargıtay bu eksikliği bozma sebebi sayıyor.
Karşılıklı kavgada iki taraf da ceza alır mı?
Evet, kimin önce saldırdığı belirlenemezse genellikle iki taraf da yargılanır ve meşru savunma kabul edilmez. Bu durumda Yargıtay asgari oranda haksız tahrik indirimini yerinde görüyor.
Yargıtay kararları somut olaylara dayanır; aynı ilke, darbe sayısı, raporun bir satırı ya da kimin önce vurduğu değişince başka sonuca varabilir. Bu yüzden kararı dosyanızla birlikte okumak gerekir. Dosyanızı birlikte değerlendirmek isterseniz benimle iletişime geçebilirsiniz.
