2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu · Madde 2

İYUK 2 İdari Dava Türleri: İptal ve Tam Yargı Davası Farkı

İYUK 2 madde metni ve açıklaması: iptal davası, tam yargı davası ve idari sözleşme davası, kim açar, 60 gün süre hesabı, yerindelik denetimi yasağı, değişiklik geçmişi ve Danıştay kararları.

İYUK 2 madde metni (güncel)

İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı

1. (Değişik: 10/6/1994-4001/1 md.) İdari dava türleri şunlardır:

a) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 21/9/1995 tarihli ve E:1995/27, K:1995/47 sayılı kararı ile; Yeniden Düzenleme: 8/6/2000-4577/5 md.) İdarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları,

b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları,

c) (Değişik: 18/12/1999-4492/6 md.) Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar.

2. İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.

3. (Mülga: 2/7/2018 – KHK-703/185 md.)

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 2 — son değişiklik: 703 sayılı KHK

 

Kanun metinleri https://mevzuat.gov.tr/ adresinden alınmaktadır.

Değişiklik geçmişi

İYUK 2’nin birinci fıkrası 1994’te yeniden yazıldı; iptal davasını düzenleyen (a) bendi Anayasa Mahkemesince iptal edilip 2000’de bugünkü “menfaatleri ihlal edilenler” ifadesiyle yeniden düzenlendi. 2018’de ikinci fıkraya Cumhurbaşkanlığı kararnameleri eklendi, üçüncü fıkra kaldırıldı.

İYUK 2 değişiklik geçmişi
Tarih Düzenleme Ne değişti
6.1.1982 (kabul) 2577 sayılı Kanun (ilk metin) İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı
10.6.1994 (kabul) 4001 sayılı Kanun m. 1 Birinci fıkra (dava türleri) yeniden yazıldı
21.9.1995 (karar) Anayasa Mahkemesi, E.1995/27, K.1995/47 4001 ile getirilen (a) bendi (iptal davası) iptal edildi
18.12.1999 (kabul) 4492 sayılı Kanun m. 6 (c) bendi bugünkü metnine kavuştu: tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hariç tutularak idari sözleşme davaları düzenlendi
8.6.2000 (kabul) 4577 sayılı Kanun m. 5 (a) bendi bugünkü haliyle yeniden düzenlendi: yetki, şekil, sebep, konu, maksat ve “menfaatleri ihlal edilenler”
2.7.2018, yürürlük 9.7.2018 703 sayılı KHK m. 185 İkinci fıkraya “ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde” ibaresi eklendi; üçüncü fıkra yürürlükten kaldırıldı
Tablo genel bilgi amaçlıdır.

Madde ne diyor? Fıkra fıkra açıklama

İYUK 2’nin yürürlükteki iki fıkrası var: birincisi hangi davaların açılabileceğini ve kimin açabileceğini, ikincisi mahkemenin bu davalarda neyi yapıp neyi yapamayacağını düzenler. Dava açma süresi, idareye başvuru ve yürütmenin durdurulması başka maddelerdedir.

1. fıkra (a) bendi: iptal davası

İptal davası, hukuka aykırı bir idari işlemin hukuk dünyasından kaldırılmasını sağlar. Mahkeme işlemi beş unsur yönünden denetler. Yetki: işlemi kanunun yetkili kıldığı makam mı yaptı? Şekil: savunma alma, gerekçe, tebliğ gibi usul kuralları uygulandı mı? Sebep: işlemin dayandığı olgu gerçekten var mı ve kanuna uyuyor mu? Konu: işlemin doğurduğu sonuç hukuka uygun mu? Maksat: işlem kamu yararı için mi yapıldı? Bu beş unsurdan birindeki aykırılık iptal için yeterlidir.

Davayı herkes açamaz; işlemle “menfaati ihlal edilen” açar. Danıştay bu menfaati kişisel, meşru ve güncel bir ilgi olarak tarif eder; menfaat, tam yargı davasındaki “hak ihlalinden” daha geniştir. Ehliyeti olmayanın açtığı dava esasa girilmeden reddedilir (İYUK 15/1-b). Davaya konu olacak işlem de kesin ve yürütülmesi gereken, yani hukuki durumu kendiliğinden değiştiren bir idari işlem olmalıdır (İYUK 14/3-d).

1. fıkra (b) bendi: tam yargı davası

Tam yargı davası, idarenin eylem veya işleminden doğan zararın parasal olarak giderilmesini sağlar. Davayı kişisel hakkı doğrudan zarar gören açar; burada aranan, menfaat değil hak ihlalidir. Zarar bir işlemden doğmuşsa doğrudan tam yargı davası, iptal ve tam yargı davası birlikte ya da önce iptal sonra tam yargı açılabilir (İYUK 12).

Zarar bir idari eylemden doğmuşsa, örneğin yol yapımı sırasında evinize zarar verildiyse, dava açmadan önce idareye başvurmak zorunludur. Başvuru eylemi öğrendiğiniz tarihten itibaren bir yıl, her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılır; idare 30 gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır ve dava süresi işlemeye başlar (İYUK 13/1).

1. fıkra (c) bendi: idari sözleşme davaları

Üçüncü dava türü, bir kamu hizmetinin yürütülmesi için yapılan idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklardır. İdarenin taraf olduğu her sözleşme idari sözleşme değildir: Danıştay, sözleşmenin sürekli bir kamu hizmetinin görülmesi amacını taşımasını, taraflardan birinin idare olmasını ve sözleşmede kamu hukukuna özgü şartlar bulunmasını birlikte arar. Bu şartları taşımayan, örneğin abonelik gibi özel hukuk ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar adli yargıda görülür. Tahkim yolu öngörülen imtiyaz sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar da bu bendin dışındadır.

2. fıkra: hukuka uygunluk denetimi ve yerindelik yasağı

İdari yargı, idarenin işleminin hukuka uygun olup olmadığına bakar; işlemin “yerinde”, “isabetli” ya da “daha iyi bir seçenek” olup olmadığına bakmaz. Mahkeme yürütme görevini kısıtlayacak, kendisi idari işlem niteliğinde ya da idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde karar veremez. Bu yüzden mahkeme “size ruhsat verilsin” ya da “şu göreve atanın” diye karar vermez; hukuka aykırı işlemi iptal eder, idare karara göre yeniden işlem yapar. İdare kararın gereğini her hâlde tebliğden itibaren 30 gün içinde yerine getirmek zorundadır (İYUK 28/1).

Yerindelik yasağı, takdir yetkisinin sınırsız olduğu anlamına gelmez. İdare takdir yetkisini kamu yararına, hizmet gereklerine ve nesnel bir sebebe dayanarak kullanmak zorundadır; mahkeme bu sınıra uyulup uyulmadığını denetler. Ayırıcı çizgi şudur: mahkeme idarenin vardığı sonucu kendi tercihine göre değiştirmez, ama sonucun hukuken savunulabilir bir gerekçeye dayanıp dayanmadığına bakar.

Somut olayınızı birlikte değerlendirelim

Her dosya kendi ayrıntısında saklıdır; genel bilgi sizin olayınızın yerini tutmaz.

Danışma Talebi Oluştur

Uygulamada en çok sorulanlar

İYUK 2 ile ilgili sorular çoğunlukla hangi işleme dava açılabileceği, kimin dava açabileceği, idari sözleşmeler, tazminat ve mahkemenin yetki sınırı etrafında döner; cevapları Danıştay kararlarına dayanıyor.

İdareden gelen her yazıya dava açılabilir mi?

Hayır; dava ancak hukuki durumunuzu kendiliğinden değiştiren, kesin ve yürütülmesi gereken bir işleme karşı açılır. Danıştay, orman işletme şefliğinin yeri terk etmezseniz suç duyurusunda bulunulacağını bildiren yazısının yalnız bilgi veren, hukuki sonuç doğurmayan bir yazı olduğunu, buna karşı açılan davanın esastan değil incelenmeksizin reddedilmesi gerektiğini söylüyor. Uyarı, bilgilendirme ve görüş yazılarında asıl işlemin hangisi olduğunu bulup ona dava açmak gerekir.

Kimler iptal davası açabilir, tapuda adım yoksa dava açabilir miyim?

İşlemle kişisel, meşru ve güncel bir ilgisi olan herkes açabilir; tapuda malik olmak tek ölçüt değildir. Danıştay, toplulaştırmaya konu taşınmaz için tapu iptali ve tescil davası süren kişinin mülkiyet iddiası nedeniyle toplulaştırma işlemine karşı dava açmaya ehliyetli olduğunu kabul ediyor. Buna karşılık bir sıfat (ör. siyasi parti veya milletvekili olmak) her işlem için tek başına ehliyet sağlamayabilir; menfaat ilişkisi her dosyada ayrıca değerlendirilir. Ehliyetinizi gösteren belgeyi dava dilekçesine eklemek, ilk incelemede reddi önler.

İdarenin yaptığı her sözleşme idari sözleşme midir?

Hayır; sözleşmenin idari sayılması için kamu hizmeti amacı, idarenin taraf olması ve kamu hukukuna özgü şartların birlikte bulunması gerekir. Danıştay, belediyenin katı atık ücretinin aboneliğe dayalı özel hukuk ilişkisinden kaynaklandığını, ödenen ücretin iadesi isteminin adli yargıda görülmesi gerektiğini belirterek iade kısmını görev yönünden reddetmeyen kararı bozuyor. Aynı kararda tarifeyi belirleyen belediye meclisi kararının ise idari işlem olarak idari yargıda denetlenebileceği hatırlatılıyor. Yanlış yargı koluna açılan dava görev yönünden reddedilir; adli yargının görevindeki bir davayı idare mahkemesinde açarsanız zaman kaybedersiniz.

İdarenin verdiği zarar nasıl tazmin edilir?

Zarar, idarenin hizmet kusuru ya da kusursuz sorumluluk hâlleriyle, zarar ile idarenin eylemi arasında illiyet bağı kurulduğunda tam yargı davasıyla tazmin edilir. Danıştay, idarenin patlatmalı yol çalışmasının heyelanı tetiklediği ve taşınmazı kullanılamaz hâle getirdiği dosyada tazminatın yalnız değer kaybıyla sınırlandırılmasını hukuka aykırı buluyor. Eylemden doğan zararda önce idareye başvurmayı ve bir yıllık süreyi unutmayın (İYUK 13).

Mahkeme idarenin yerine geçip yeni karar verebilir mi?

Hayır; mahkeme hukuka aykırı işlemi iptal eder, doğru işlemi kurmak idareye kalır (İYUK 2/2). Danıştay, maden kanununa göre verilen idari para cezasında, bilirkişinin yaptığı yeni hesabı esas alarak cezayı mahkemenin düzeltmesinin idarenin yerine geçerek işlem kurmak anlamına geldiğini, doğru yolun işlemi iptal edip idarenin yeniden işlem yapmasına imkân tanımak olduğunu söylüyor. Bu yüzden dava dilekçesinde “şu kararı verin” yerine işlemin iptalini ve varsa zararın tazminini istemek gerekir. Dilekçe kurgusu için yürütmenin durdurulması talepli iptal davası dilekçesi örneğine bakabilirsiniz.

İdarenin takdir yetkisi hiç denetlenemez mi?

Denetlenir; takdir yetkisi kamu yararı, hizmet gerekleri ve nesnel bir sebeple sınırlıdır. Danıştay ilk derece olarak verdiği bir kararda, idarelerin sınırsız takdir yetkisi olmadığını, düzenlemenin hukuki ve fiili gerekçesinin somut olarak ortaya konulması gerektiğini ve bunun denetiminin yerindelik denetimi sayılamayacağını belirterek HPV aşısının programa alınması talebinin güncel bilimsel veriler değerlendirilmeden reddini iptal ediyor. Bu karar oy çokluğuyla verildi ve temyize açıktır; yine de ilke, takdire dayalı her işlemde gerekçenin sorgulanabileceğini gösterir. Memur dosyalarında bu denetimin nasıl işlediğini disiplin cezası verilen memur yazısında anlattım.

İlgili maddeler

İYUK 2, dava süresi, idareye başvuru ve yürütmenin durdurulması hükümleriyle birlikte uygulanır.

  • İYUK 7: Genel dava açma süresini (idare mahkemesinde 60, vergi mahkemesinde 30 gün) ve sürenin başlangıcını düzenler.
  • İYUK 10 ve 11: İdareye başvuruyu, 30 günlük zımni ret süresini ve üst makama başvurunun dava süresini durdurmasını düzenler.
  • İYUK 12 ve 13: Tam yargı davasının iptal davasıyla ilişkisini ve idari eylemlerde zorunlu ön başvuruyu düzenler.
  • İYUK 14 ve 15: Dava dilekçesinin ilk incelemesini; görev, ehliyet, kesin işlem ve süre yönünden ret kararlarını düzenler.
  • İYUK 27: Yürütmenin durdurulmasının şartlarını ve itirazını düzenler.
  • İYUK 28: İdarenin mahkeme kararını en geç 30 gün içinde uygulama yükümlülüğünü düzenler.
  • YUKK 54: Sınır dışı edilecek yabancıları sayar; bu kararlara karşı 7 günlük özel dava süresi uygulanır.

Danıştay Kararları

Danıştay 8. Daire, 24.02.2026 tarihli, 2023/6239 E., 2026/1010 K.

Orman alanını işgal suçundan hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen kişiye, orman işletme şefliği yeri belli tarihe kadar terk etmesini, aksi hâlde suç duyurusunda bulunulacağını ve tazminat davası açılacağını bildirmişti; ilk derece mahkemesi bu yazıya karşı açılan davanın esasına girmişti. Danıştay, yazının yalnız bilgi veren ve hukuki durumu değiştirmeyen bir yazı olduğunu, kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem bulunmadığından davanın incelenmeksizin reddedilmesi gerektiğini belirterek kararı bozdu.

… İdari davaya konu olabilecek kesin ve yürütülmesi gerekli işlemler, öğreti ve içtihatlarda idari makam ve mercilerin kamu gücüne dayanarak idare işlevine (idare hukuku alanına) ilişkin olarak yaptıkları ve ilgililer hakkında çeşitli hak ve/veya yükümlülükler doğurmak suretiyle hukuk düzeninde değişiklik yapan, başka bir ifade ile ilgililerin hukukunu etkileyen irade açıklamaları olarak tanımlanmaktadır. …

… dava konusu edilen işlemin, sözü edilen yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde Orman Kanununa muhalefetten ilgili kişiler hakkında hapis cezası ve diğer müeyyideler uygulanabileceğine yönelik, davacıya bilgi veren, hukuk aleminde değişiklik meydana getirecek mahiyette olmayan, bir başka deyişle idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gereken zorunlu bir işlem olmadığı sonucuna varılmıştır. …

↑ Metne dön

Danıştay 4. Daire, 10.11.2025 tarihli, 2025/5015 E., 2025/5876 K.

Toplulaştırma işlemine konu taşınmazın tapuda başkaları adına kayıtlı olduğu, davacının bu taşınmaz için açtığı tapu iptali ve tescil davasının sürdüğü bir dosyada idare mahkemesi davayı ehliyet yönünden reddetmişti. Danıştay, tapu davasının sonucunu beklemenin dava süresini kaçırtabileceğini, mülkiyet iddiası olan kişinin toplulaştırma işlemine karşı dava açmaya ehliyetli olduğunu belirtti; tapu davası reddedilip kesinleşirse ehliyetin yeniden değerlendirilebileceğini de ekleyerek kararı bozdu.

… mülkiyet iddiası bulunan taşınmazlar yönünden, mülkiyet iddiası bulunan şahısların toplulaştırma işlemine karşı iptal davası açabileceğinin kabulü gerektiği, …

… davaya konu taşınmaz yönünden toplulaştırma işlemine karşı idari yargıda dava açmaya ehliyetli olduğunun kabul edilerek işin esası incelenerek karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. …

↑ Metne dön

Danıştay 4. Daire, 08.04.2025 tarihli, 2023/13924 E., 2025/2178 K.

Davacı, belediye meclisinin katı atık tarifesine ilişkin kararının iptalini ve ödediği ücretlerin iadesini istemişti; ilk derece mahkemesi iade istemini kabul etmişti. Danıştay, idari sözleşmenin şartlarını sıraladıktan sonra, katı atık ücretinin abonelik sözleşmesine dayalı özel hukuk ilişkisinden kaynaklandığını ve iade isteminin adli yargıda görülmesi gerektiğini belirterek iade kısmı yönünden kararı oy çokluğuyla bozdu.

… Öte yandan, bir sözleşmenin idari sözleşme sayılabilmesi için sürekli bir kamu hizmetinin görülmesi amacını taşıması, taraflardan birinin idare olması ve kamu hukukuna özgü, kamu hukukundan doğan şart ve hükümlerin sözleşmede yer alması zorunludur. …

… davacıdan talep edilen katı atık ücreti ile ödenen katı atık ücretinin iadesinin özel hukuk hükümlerine tabi olan abonelik sözleşmesinden kaynaklandığı, bu sebeple, ödenen katı atık ücretinin iadesi isteminden kaynaklanan uyuşmazlığın görüm ve çözümü adli yargı mercilerine ait olduğundan …

↑ Metne dön

Danıştay 4. Daire, 16.12.2025 tarihli, 2025/3727 E., 2025/6708 K.

Baraj ve karayolu çalışmalarındaki patlatmalı kazıların tetiklediği heyelan nedeniyle bölge afete maruz ilan edilmiş, davacılar taşınmazlarının kullanılamaz hâle geldiğini ileri sürerek tazminat istemişti. Bölge idare mahkemesi tazminatı değer kaybıyla sınırlamıştı. Danıştay, bilirkişi heyetinin taşınmazın can ve mal güvenliği açısından kullanılamayacağını ve kamulaştırılması gerektiğini tespit ettiğini belirterek taşınmaz bedeli üzerinden hükmedilen tazminatı indiren kararı bozdu; ölen davacının mirasçıları yönünden usul eksikliğinin de giderilmesini istedi.

… İdarenin hukuki sorumluluğunun kabulü için, kusursuz sorumluluğa ilişkin istisna halleri dışında, idarenin yürüttüğü kamu hizmetinin, kötü işlemesi, geç işlemesi yada hiç işlememesi sebeplerinden birisiyle kusurlandırılmış olması gerekmektedir. Hizmet kusuru, iradi bir işlem yada eylemden kaynaklanabileceği gibi, idarenin dikkatsizliğinden, tedbirsizliğinden ve ihmalinden de kaynaklanabilir. Yine zarar ile idari eylem veya işlem arasında uygun illiyet bağının da bulunması gerekmektedir. …

… maddi tazminat bedeli olarak belirlenen 41.154,91-TL’nin, davacılardan … ve …’nın hisseleri oranında 27.436,60-TL’lik kısmına hükmedilmesine ilişkin Mahkeme kararına dair davalı idarenin istinaf isteminin kısmen kabulü yönünde verilen kararda, belirtilen yönden hukuka uyarlık bulunmamaktadır. …

↑ Metne dön

Danıştay 8. Daire, 29.12.2025 tarihli, 2022/3522 E., 2025/10544 K.

Başkasının ruhsat sahasından izinsiz maden üretimi nedeniyle verilen idari para cezasına karşı açılan davada mahkeme, bilirkişinin yaptığı yeni hesaba göre cezanın bir kısmını iptal edip bir kısmı yönünden davayı reddetmişti. Danıştay, bilirkişi hesabını esas alarak cezayı düzeltmenin mahkemenin idarenin yerine geçerek yeni işlem kurması anlamına geldiğini, hukuka aykırı bulunan işlemin bütün olarak iptal edilmesi ve idarenin yeniden ceza düzenlemesine imkân tanınması gerektiğini belirtti; davanın reddine ilişkin kısmı bozdu, iptal kısmını bu gerekçeyle onadı.

… Bu durumda, işlemin hukuka aykırı görülmesi halinde iptaline karar verilerek, söz konusu kararın uygulanması kapsamında, idarece yeniden işlem tesis edilmesine olanak tanınması, başka bir ifadeyle, idari yargı yerince (idare yerine geçilerek) işlemin düzeltilmemesi gerektiğinden, …

… Öte yandan, bilirkişi raporundaki tespitler ve Dairemizin gerekçesi gözetilerek davalı idare tarafından yeniden idari para cezası düzenlenebileceği açıktır. …

↑ Metne dön

Danıştay 10. Daire, 29.12.2025 tarihli, 2022/8340 E., 2025/6982 K.

Davacı, HPV aşılarının ulusal aşı programına alınmasını istemiş, Sağlık Bakanlığı başvuruya cevap vermemişti. Danıştay ilk derece mahkemesi olarak, idarenin takdir yetkisini kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun kullanmak zorunda olduğunu, güncel bilimsel veriler değerlendirilmeden on iki yıl önceki değerlendirmeye dayanan reddin sağlık hakkına ve kamu yararına aykırı olduğunu belirterek zımni ret işlemini oy çokluğuyla iptal etti. Karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyize açıktır.

… Hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak, idareler düzenleyici veya bireysel işlemleri tesis ederken sınırsız bir takdir yetkisine sahip değildir, takdir yetkisini hukuka, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun olarak kullanmak zorundadır. …

… Bu doğrultuda yapılan bir yargısal denetimde de yerindelik denetiminden söz etmek mümkün değildir. …

↑ Metne dön

Sık Sorulan Sorular

İptal davası ile tam yargı davası arasındaki fark nedir?

İptal davası hukuka aykırı işlemi ortadan kaldırır ve menfaati ihlal edilen açar; tam yargı davası zararın tazminini sağlar ve kişisel hakkı doğrudan zarar gören açar (İYUK 2/1-a, b).

İdari dava açma süresi kaç gün?

Kural olarak yazılı bildirimi izleyen günden itibaren idare mahkemesinde 60, vergi mahkemesinde 30 gündür (İYUK 7). Özel kanunlarda daha kısa süreler vardır.

İptal ve tam yargı davası birlikte açılabilir mi?

Evet, işlemden doğan zararda iptal ve tam yargı davası birlikte açılabilir; önce iptal davası açıp kararın tebliğinden sonra dava süresi içinde tam yargı davası açmak da mümkündür (İYUK 12).

Mahkeme iptal kararı verirse idare ne yapar?

İdare kararın gereğini gecikmeksizin, her hâlde tebliğden itibaren 30 gün içinde yerine getirir (İYUK 28/1). Mahkeme yeni işlemi kendisi kurmaz; idare karara uygun yeni işlem yapar.

İdari para cezasına idare mahkemesinde dava açılır mı?

Kural olarak hayır; idari para cezalarına karşı 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine başvurulur (Kabahatler Kanunu 27/1). Özel kanunun idari yargıyı görevli kıldığı cezalar bunun istisnasıdır.

Dava açmak idari işlemi durdurur mu?

Hayır; dava açılması işlemin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Durdurma için ayrıca yürütmenin durdurulması istenir (İYUK 27).

İYUK maddelerinin tamamı

Av. Yakup Yıkılmaz
Bu madde açıklamasını hazırlayan

Av. Yakup Yıkılmaz

Ankara 1 Nolu Barosu · Baro Sicil No: 47680 · Baro kaydını doğrulayın

Ankara 1 Nolu Barosu'na kayıtlı serbest avukat. Mutalaa.org'un kurucusu; bu sitedeki rehberlerin ve hesaplama araçlarının yazarı.