Kast
Kast, failin ne yaptığını bilmesi ve o sonucu istemesi demektir. Yumruk atarken karşısındakini yaralamak isteyen kişi kastla hareket eder; dikkatsizce kapıyı açıp birine çarpan kişi ise kastla değil taksirle hareket etmiştir. Suçların büyük çoğunluğu ancak kasten işlenebilir. Bu yüzden dosyada “fail bunu istedi mi” sorusu çoğu zaman cezanın kendisini belirler.
Kanundaki yeri
TCK 21/1, suçun oluşmasını kastın varlığına bağlar ve kastı suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olarak tanımlar. Aynı maddenin ikinci fıkrası olası kastı düzenler: sonucu öngörüp yine de fiili işleyen kişinin durumu. Taksirle işlenen fiiller ise yalnız kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır (TCK m. 22/1). Yani bir fiilin taksirli hâli kanunda yoksa ve kast ispatlanamıyorsa ceza da verilemez.
Uygulamada ne anlama gelir
Kast bir iç durumdur; kimse onu doğrudan göremez. Mahkeme kastı dış olgulardan çıkarır: kullanılan aletin türü, hedef alınan vücut bölgesi, darbe sayısı ve şiddeti, olaydan önceki tartışma ya da tehditler, olaydan sonraki davranış. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında öldürme kastı ile yaralama kastı bu ölçütlerle ayrılır. Sonuçtaki fark büyüktür: aynı yara, öldürme kastıyla açılmışsa kasten öldürmeye teşebbüs olarak 10 ila 18 yıl hapis gerektirir (TCK m. 35/2); yaralama kastıyla açılmışsa kasten yaralama hükümleri uygulanır. Kastın ağırlığı, hâkimin temel cezayı belirlerken baktığı ölçütlerden biridir (TCK m. 61/1-f).
Örnek
Bir kavgada şüpheli, karşısındakine bıçakla tek darbe vurur; darbe bacağa gelir ve yaralanan kişi kısa sürede iyileşir. Savcılık öldürmeye teşebbüsten soruşturma başlatır. Savunma; darbenin tek olmasını, hayati olmayan bir bölgeye vurulmasını ve şüphelinin olaydan hemen sonra ambulans çağırmasını öne çıkarır. Mahkeme bu olgulardan öldürme kastının ispatlanamadığı sonucuna varırsa fiil silahla kasten yaralama olarak değerlendirilir ve ceza belirgin biçimde düşer.
Sık karıştırılan
Kast, taksirle karıştırılır. Taksirde kişi sonucu öngörmez ya da öngörse bile istemez; kastta ise sonucu bilir ve ister. Arada iki ara kavram vardır: sonucu öngörüp “olursa olsun” diyen olası kast ile sonucu öngörüp gerçekleşmeyeceğine güvenen bilinçli taksir. Ayrıntısı için taksir maddesine bakabilirsiniz.
Sık sorulan sorular
Kast ile taksir arasındaki fark nedir?
Kastta kişi sonucu bilir ve ister, taksirde ise sonucu istemez; dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak neden olur. Bu yüzden aynı yaralama ya da ölüm, kastla işlenmişse çok daha ağır cezalandırılır. Ayrıntı için taksir maddesine bakabilirsiniz.
Doğrudan kast ile olası kast arasındaki fark nedir?
Doğrudan kastta fail sonucu hedefler, olası kastta ise sonucu hedeflemez ama gerçekleşebileceğini görüp yine de fiili işler. Olası kastta ceza doğrudan kasta göre indirilir; örneğin müebbet hapis yerine 20 ila 25 yıl verilir (TCK m. 21/2). Ayrıntı olası kast maddesinde.
“Bilmeden yaptım” demek kastı ortadan kaldırır mı?
Duruma göre. Fiili işlerken suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları gerçekten bilmiyorsanız kasten hareket etmiş sayılmazsınız (TCK m. 30/1); ancak bu iddianın dosyadaki olgularla desteklenmesi gerekir ve fiilin taksirli hâli cezalandırılıyorsa taksirden sorumluluk doğabilir.
Kastım yoksa hiç ceza almaz mıyım?
Fiilin taksirli hâli kanunda yoksa evet, ceza verilmez; çünkü taksirle işlenen fiiller yalnız kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır (TCK m. 22/1). Taksirli hâli varsa, örneğin taksirle yaralama ya da öldürmede, daha hafif de olsa ceza verilir.
Bu terim sizin dosyanızda mı geçiyor?
Tanım genel bilgi verir; sizin olayınızda ne anlama geldiğini birlikte değerlendirelim.
