Bina Çökmesinde Müteahhidin Ceza Sorumluluğu ve Hapis Riski
Bina çökmesinde müteahhidin ceza sorumluluğu: TCK 85 ve bilinçli taksir, şantiye şefi, yapı denetim, belediye, katılma ve tazminat yolu tabloyla.
Bina çökmesinde müteahhidin ceza sorumluluğu, binanın neden çöktüğüne ve müteahhidin hangi yükümlülüğü yerine getirmediğine göre belirlenir. Deprem, temel kazısı ya da taşıyıcı sisteme yapılan bir müdahale sonrası çöken binalarda dava çoğunlukla taksirle öldürme ve taksirle yaralama suçlarından açılır. Sanık sandalyesinde yalnız müteahhit oturmaz; şantiye şefi, fenni mesul mühendis, yapı denetim kuruluşunun denetçileri, projeyi çizen mühendis, ruhsatı veren belediye görevlileri ve binada tadilat yapan kat malikleri de yargılanabilir. Her biri yalnız kendi kusurundan sorumludur ve cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.
Bina Çökmesinde Müteahhidin Ceza Sorumluluğu Hangi Suçtan Doğar?
Bina çöküp insanlar öldüyse dava taksirle öldürmeden (TCK 85) açılır; aynı çökmede yaralananlar varsa onlar da 85/2’deki tek suçun mağdurudur. Kimse ölmediyse dava taksirle yaralamadan (TCK 89) açılır. Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranıp sonucu öngörmeden gerçekleştirmektir; yani müteahhit binanın çökmesini istememiştir ama gereken özeni göstermemiştir.
Kanun, birden fazla ölüm hâlini ayrıca düzenler. Deprem ve toplu çökme dosyalarının neredeyse tamamı bu fıkradan yürür:
TCK 85/2: (2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Kanun metinleri https://mevzuat.gov.tr/ adresinden alınmaktadır.
Cezayı asıl değiştiren ayrım, taksirin türüdür. Basit taksirde fail sonucu öngörmemiştir. Bilinçli taksirde ise fail binanın çökebileceğini öngörmüş ama “bir şey olmaz” diyerek devam etmiştir; bu durumda ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Bir adım ötesi olası kasttır: fail ölümleri göze alarak hareket ettiyse kasten öldürmeden yargılanır; TCK 21/2’deki olası kast indirimiyle bile ceza taksirle öldürmenin çok üzerindedir (örneğin müebbet hapis yerine 20 ile 25 yıl). Deprem dosyalarında bazı iddianameler olası kast iddiasıyla düzenlendi; ancak bunun kabulü, failin sonucu göze aldığının somut delillerle gösterilmesini gerektirir. Bu ayrımı kast ve taksir farkı yazısında ayrıntılı anlattım. Tek ölümlü dosyalarda temel kuralları taksirle öldürme cezası yazısında bulabilirsiniz.
Deprem çıktı diye müteahhidin sorumluluğu kalkar mı?
Kalkmaz. Deprem bölgesinde yapılan bir binanın yönetmelikteki depreme dayanıklılık şartlarını taşıması gerekir. Bilirkişi raporu, beton dayanımının, donatının ve kolon ölçülerinin yönetmeliğe aykırı olduğunu ve bu aykırılığın yıkılmada etkili olduğunu gösteriyorsa, depremin büyüklüğü illiyet bağını kesmez. Aynı büyüklükteki depremde yan binanın ayakta kalıp sanığın binasının çökmesi, uygulamada sıkça tartışılan bir delildir. Buna karşılık bina yapıldığı dönemin kurallarına uygunsa ve yıkılma tamamen depremin olağanüstü etkisinden kaynaklanıyorsa sorumluluk tartışmalı hâle gelir.
Müteahhit, Şantiye Şefi, Yapı Denetim: Kim Sorumlu?
Bina çöktüğünde binanın projelendirilmesinden iskân iznine kadar her aşamada imzası olan herkes soruşturulur ve kusuru varsa yargılanır. Ceza sorumluluğu şahsidir (TCK 20/1); şirket ceza almaz, şirket adına işi yöneten gerçek kişi yargılanır. Kâğıt üzerinde müteahhit görünen ortakla fiilen işi yürüten kişi farklıysa, dosyada asıl tartışma bu olur.
| Kişi | Sorumlu olduğu iş | Dayanak | Dosyada en sık bakılan delil |
|---|---|---|---|
| Müteahhit (yapı yüklenicisi) | Binayı projeye, ruhsata ve yönetmeliğe uygun malzemeyle inşa etmek | TCK 85, 89; 3194 sayılı İmar Kanunu | Karot numunesi, beton dayanımı, donatı ve kolon ölçüleri |
| Şantiye şefi | İnşaatı sahada projeye uygun yürütmek | TCK 85, 89; imar mevzuatı | Şantiye defteri, sözleşme, sahada bulunduğu dönem |
| Fenni mesul mimar ve mühendis | Yapının ruhsat ve projelere uygun inşasını denetlemek, aykırılığı idareye bildirmek | 3194 sayılı Kanun m.28 | Taahhütname, vize ve denetim tutanakları |
| Yapı denetim kuruluşu denetçileri | Projeyi incelemek, malzeme ve imalatı denetlemek, deney yaptırmak | 4708 sayılı Kanun m.2 | Denetim raporları, deney sonuçları, imzalar |
| Proje müellifi (statik ve mimari) | Zemine ve yönetmeliğe uygun proje ve hesap hazırlamak | 3194 sayılı Kanun m.28 | Statik hesap raporu, zemin etüdü |
| Belediye görevlileri | Eksik belgeyle ruhsat vermemek, projeye aykırı yapıya iskân vermemek | TCK 85; 4483 sayılı Kanun (soruşturma izni) | Ruhsat dosyası, iskân ve kontrol kayıtları |
| Kat maliki, kiracı, işletmeci | Taşıyıcı sisteme izinsiz müdahale etmemek | TCK 85, 89, 184 | Tadilat tarihi, kesilen kolon veya perde duvar, tanıklar |
Müteahhidin sorumluluğu en geniş olanıdır, çünkü malzemeyi seçen ve imalatı yaptıran odur. Fenni mesul ve yapı denetim ise bu imalatı denetlemekle görevlidir; aykırılığı gördüğü hâlde bildirmeyen denetçi, kanuni sorumluluktan kurtulamaz (3194 sayılı Kanun m.28). Uygulamada en sık rastladığım savunma “imza benim değil” ya da “ben sahaya hiç gitmedim” savunmasıdır. İmza inkârı varsa grafoloji incelemesi istenir; sahaya gitmemek ise tek başına sorumluluğu kaldırmaz, çünkü görevi üstlenen kişinin denetim yükümlülüğü vardır.
Belediye görevlileri de yargılanır mı?
Evet, ruhsat veya iskân aşamasında yükümlülüğünü ihlal eden belediye görevlileri de taksirle öldürmeden yargılanabilir. Yargıtay, zemin etüdü ve statik hesap raporu olmadan ruhsat veren belediye görevlilerinin eyleminin görevi kötüye kullanma değil, bilinçli taksirle öldürme suçu oluşturduğunu kabul ediyor. Bu ayrım önemlidir; çünkü görevi kötüye kullanma suçu çok daha kısa sürede zamanaşımına uğrar. Kamu görevlileri hakkında görev suçlarında soruşturma için çoğu zaman 4483 sayılı Kanun’a göre soruşturma izni gerekir; izin verilmezse bu karara da itiraz yolu vardır.
Somut olayınızı birlikte değerlendirelim
Her dosya kendi ayrıntısında saklıdır; genel bilgi sizin olayınızın yerini tutmaz.
Kolon Kesen Kat Maliki veya Kiracı Sorumlu mu?
Evet; dükkân genişletmek ya da kat eklemek için kolon, kiriş veya perde duvara müdahale eden kişi, bina çökerse taksirle öldürme ve yaralamadan yargılanır. Müdahale binanın taşıyıcı sistemine yapıldığında sonucun öngörülebilir olduğu açıktır; bu yüzden bu dosyalarda bilinçli taksir, hatta olası kast tartışması daha sık çıkar.
Kat malikinin yaptığı ruhsatsız kat veya ruhsata aykırı tadilat ayrıca imar kirliliği suçunu oluşturabilir; bu suçun cezası 1 ile 5 yıl hapistir (TCK 184/1). Yapıyı sonradan ruhsata uygun hâle getirmek imar kirliliği davasını düşürür (TCK 184/5), ama ölüm ve yaralamadan doğan sorumluluğa dokunmaz. Ayrıntılar imar kirliliğine neden olma suçu yazısında. Binayı satın alıp içinde oturan, hiçbir tadilat yapmayan ev sahibi ise kural olarak yapım hatasından sorumlu tutulmaz.
Kusur Nasıl Belirlenir, Bilirkişi Raporuna İtiraz Edilir mi?
Kusuru, inşaat mühendisliği ve gerektiğinde jeoloji ve jeofizik alanlarından öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi heyeti belirler; rapora itiraz edilebilir. Heyet binadan karot numunesi alır, beton dayanımını ve donatıyı ölçer, projeyi ve ruhsat dosyasını inceler, sonra her kişinin hangi aşamada hangi kurala aykırı davrandığını yazar.
Yargıtay, Kahramanmaraş depreminde 69 kişinin öldüğü bir dosyada, raporun bu aykırılığın yıkılmaya etkisini her bir sanık için ayrı ayrı ve teknik verilere dayanarak açıklaması gerektiğini belirtti. “Sanıkların kusurlu davranışları bir bütün olarak değerlendirildiğinde” gibi toptan bir gerekçeyle herkese bilinçli taksir uygulanamaz; her sanığın sonucu öngörüp öngörmediği ayrıca tartışılmalıdır. Raporda bu ayrım yoksa itirazın en güçlü dayanağı budur. İtirazın süresi ve yolu için bilirkişi raporuna itiraz yazısına bakabilirsiniz; ayrıca kendi seçeceğiniz bir uzmandan bilimsel mütalaa alıp dosyaya sunabilirsiniz (CMK 67/6).
Müteahhit Hapis Yatar mı? Ceza, HAGB ve Paraya Çevirme
Çok ölümlü bir dosyada bilinçli taksir kabul edilirse ceza çoğu zaman 2 yılı aşar ve hapis cezası paraya çevrilmez. Taksirli suçlarda uzun süreli hapis de adli para cezasına çevrilebilir, ancak bu imkân bilinçli taksirde yoktur (TCK 50/4). Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme ise yalnız 2 yıl veya altındaki cezalarda mümkündür.
Somut bir örnek: mahkeme 85/2’den temel cezayı 6 yıl belirleyip bilinçli taksir nedeniyle yarı oranında artırırsa ceza 9 yıla çıkar; iyi hâl indirimiyle (TCK 62) 7 yıl 6 aya iner. Bu ceza ne paraya çevrilir ne ertelenir. Basit taksir kabul edilir ve ceza alt sınıra yakın belirlenirse, sonuç ceza adli para cezasına çevrilebilir. Kusuru tali kalan sanıklarda uygulamada bu sonuca rastlanır.
Mesleğini ihlal ederek taksirli suç işleyene, mahkeme 3 aydan 3 yıla kadar meslek yasağı verebilir (TCK 53/6). Yargıtay bu yasağın yalnız ruhsatnameye bağlı mesleklerde verilebileceğini, inşaat mühendisliği için verilemeyeceğini kabul etti. Tutuklama konusunda kanunda bu suça özgü bir kural yoktur; kaçma şüphesi ve delillerin karartılması tehlikesi değerlendirilir. Deprem sonrası açılan soruşturmalarda müteahhitler hakkında tutuklama ve yurt dışına çıkış yasağı kararları sıkça verildi.
Dikkat: Deprem nedeniyle bina veya yapıların yıkılması sonucu meydana gelen öldürme suçları, 11. Yargı Paketi’nin getirdiği 3 yıl erken denetimli serbestlik imkânının dışında bırakıldı (İnfaz Kanunu geçici 10/6). Bu dosyalardaki hükümlüler genel infaz kurallarına tabidir; ayrıntı 11. Yargı Paketi infaz düzenlemesi yazısında.
Yakınımı Kaybettim: Davaya Nasıl Katılırım?
Ölenin yakını olarak şikâyetçi olduğunuzu bildirip hüküm verilinceye kadar her aşamada davaya katılan olabilirsiniz (CMK 237/1). Katılan olduğunuzda duruşmalardan haberdar edilir, delil ve tanık isteyebilir, karara karşı istinaf ve temyize başvurabilirsiniz. Katılmanın şartlarını ve dilekçeyi davaya katılma yazısında anlattım.
Deprem dosyalarında sık yaşanan sorun, ölenin bütün mirasçılarına ulaşılamamasıdır. Yargıtay, gerekçeli kararın yalnız bir mirasçıya tebliğ edildiği dosyalarda, olaydan haberdar edilmeyen ve katılan olabilecek diğer yasal mirasçılara da kararın tebliğ edilmesini istiyor; bu yapılmadan temyiz incelemesi tamamlanmıyor. Yani davadan haberiniz olmadıysa hakkınız kaybolmuş sayılmaz; savcılığa veya mahkemeye başvurup mirasçı olduğunuzu bildirin. Aynı çökmede yaralananlar da 85/2 davasının mağdurudur ve bu dava şikâyete bağlı değildir. Kimsenin ölmediği bir çökmede ise taksirle yaralama şikâyete bağlıdır ve şikâyet süresi 6 aydır; ancak 89/1 dışındaki yaralamalarda bilinçli taksir varsa şikâyet aranmaz (TCK 89/5).
Tazminatı Kimden ve Nereden İsterim?
Tazminat ceza davasında istenmez; müteahhide ve diğer kusurlulara karşı asliye hukuk mahkemesinde, belediye gibi idareye karşı ise idari yargıda dava açılır. Ceza davasındaki kusur raporu ve mahkûmiyet, tazminat davasında güçlü bir delil olur; bu yüzden iki dava çoğu zaman birlikte takip edilir.
Haksız fiilden doğan tazminat, zararı ve sorumluyu öğrenmeden itibaren 2 yıl ve her hâlde fiilden itibaren 10 yıl içinde istenir; ancak fiil, ceza kanununda daha uzun zamanaşımına tabi bir suçsa o süre uygulanır (TBK 72/1). İdareye karşı dava açmadan önce, zararı öğrenmeden itibaren 1 yıl ve her hâlde eylemden itibaren 5 yıl içinde idareye başvurmak gerekir (İYUK 13). Hangi yolun nasıl işlediğini ceza davasında tazminat yazısında topladım.
Bina Çökmesi Davasında Zamanaşımı ve Süreç
Birden fazla ölümün olduğu taksirle öldürme davasında dava zamanaşımı en az 15 yıldır (TCK 66/1-d); taksirle yaralamanın temel hâlinde bu süre 8 yıldır. Zamanaşımını kesen işlemler (ifade, iddianame, mahkûmiyet) süreyi uzatır. Bu dosyalar uzun sürer: bilirkişi raporları, itirazlar ve bozma kararları nedeniyle 10 yılı aşan yargılamalar görülür. Genel kurallar ceza davasında zamanaşımı yazısında.
Süreç genelde şöyle ilerler: savcılık enkazdan numune aldırır ve ruhsat dosyasını belediyeden ister, ilk bilirkişi raporu gelir, şüphelilerin ifadeleri alınır ve iddianame düzenlenir. Birden fazla ölüm ya da ölümle birlikte yaralanma varsa (TCK 85/2) dava ağır ceza mahkemesinde görülür; tek ölümde (85/1) asliye ceza mahkemesi bakar. Bu suçta uzlaştırma yoktur; ölen kişinin yakınları şikâyetten vazgeçse bile dava devam eder.
Müteahhit veya Mühendis Olarak Suçlanıyorsanız
Savunmanın merkezi, sizin imzanızın ve görevinizin hangi aşamaya ait olduğu ve o aşamadaki hatanın çökmeye gerçekten etkili olup olmadığıdır. İşe sonradan girdiyseniz kaba inşaatın hangi kısmının sizden önce bittiğini, sahada bulunduğunuz dönemi ve yaptığınız yazılı uyarıları belgeleyin.
- Sözleşmeleri, şantiye defterini, hakediş belgelerini ve idareye yaptığınız bildirimleri toplayın.
- İmza size ait değilse bunu ilk ifadenizde söyleyin ve grafoloji incelemesi isteyin.
- Bilirkişi raporunda kusurun her kişi için ayrı gerekçelendirilip gerekçelendirilmediğini kontrol edin.
- Yapının yapıldığı tarihte yürürlükte olan yönetmeliğe göre değerlendirme yapılmasını isteyin.
Dikkat: İfadeye avukatsız gitmeyin ve soruşturma sürerken yurt dışına çıkmaya çalışmayın. Bu dosyalarda kaçma şüphesi tutuklamanın en sık gerekçesidir.
Yaşanmış Olaydan
Birkaç yıl önce genç bir inşaat mühendisi beni aradı. Çalıştığı firmanın yaptığı temel kazısı sırasında komşu parseldeki eski bir apartmanın bir bölümü çökmüş, bir kişi ölmüş, iki kişi yaralanmıştı. Müvekkilim kazının şantiye şefiydi; firma yetkilisiyle birlikte hakkında bilinçli taksirle öldürme ve yaralama iddiasıyla soruşturma başlatılmıştı.
Dosyaya girince ilk iş müvekkilin telefonundaki yazışmaları ve e-postaları inceledim. Olaydan iki gün önce iksa sisteminin yetersiz olduğunu yazılı olarak bildirmiş, kazının durdurulmasını istemiş, firma yetkilisi ise kazıyı onun bulunmadığı bir saatte sürdürmüştü. Bu belgeleri ifadeyle birlikte savcılığa sunduk, bilirkişi heyetinden kazının hangi aşamasında kimin talimatıyla devam edildiğini ayrıca incelemesini istedik.
Rapor firma yetkilisini asli, müvekkilimi tali kusurlu buldu. Mahkeme firma yetkilisi hakkında bilinçli taksiri kabul edip hapis cezası verdi; müvekkilim hakkında ise basit taksirle cezayı alt sınıra yakın belirleyip adli para cezasına çevirdi. Beraat çıkmadı, ama yazılı uyarının tarihi ve saati, cezanın türünü değiştirdi. Bu dosyalarda olaydan önce yazılan tek bir mesaj bile belirleyici olabiliyor.
Yargıtay Kararları
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 09.07.2024 tarihli, 2023/5927 E., 2024/3778 K.
Van’da 2011 depreminde bir apartmanın çökmesi sonucu 10 kişi öldü. Yerel mahkeme projeyi çizen mühendis ile fenni mesulü basit taksirle mahkûm etmiş, ruhsatı zemin etüdü ve statik hesap raporu olmadan veren belediye görevlileri hakkında ise eylemi görevi kötüye kullanma sayıp davayı zamanaşımından düşürmüştü. Yargıtay, belediye görevlilerinin eyleminin bilinçli taksirle öldürme olduğunu, proje, yapım ve iş bitimi aşamasında yükümlülüklerini yerine getirmeyen mühendislerin cezasında da bilinçli taksir artırımı yapılması gerektiğini belirterek hükümleri bozdu. Kararda ayrıca inşaat mühendisliği ruhsatnameye bağlı bir meslek olmadığı için meslek yasağı verilemeyeceği, taksirli suçta yargılama giderinin her sanığa ayrı ayrı yükletileceği ve bozma öncesi cezaya göre sanıkların kazanılmış hakkının korunacağı belirtildi; temyiz aşamasında ölen bir sanık hakkında da beraat yerine davanın düşürülmesi gerektiği belirtildi. Ruhsat aşamasındaki ihmal de ölümlerden doğan ceza sorumluluğuna girer.
… binanın meydana gelen deprem nedeni ile yıkılmasında, sanıklar …, … ve …’nun (İş) objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalarına rağmen, İmar Kanununa, 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davrandıkları, üzerilerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları, bu nedenle meydana gelen ölümler bakımından sanıkların eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin …
… bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; buna göre sanıklar … ve …’nun yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanıklar hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezalarında 5237 sayılı TCK’nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi …
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 07.04.2026 tarihli, 2026/1197 E., 2026/3516 K.
Kahramanmaraş merkezli depremlerde bir sitenin blokunun yıkılması sonucu 69 kişi öldü, 22 kişi yaralandı. İlk derece mahkemesi yapının proje, inşa ve denetim aşamalarında yer alan sanıkları bilinçli taksirle öldürmeden mahkûm etmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurularını duruşma yapmadan reddetmişti. Yargıtay; sanıkların bilirkişi raporlarına itiraz edip uzman mütalaası sunması ve bazı belgelerdeki imzaların kendilerine ait olmadığını ileri sürmesi karşısında duruşma açılması, imzalar için uzman incelemesi yaptırılması ve her sanığın mevzuata aykırılığının yıkılmaya etkisini ayrı ayrı açıklayan yeni bir bilirkişi kurulu raporu alınması gerektiğini belirtti. İlk derece mahkemesinin bilinçli taksiri sanıkların davranışlarını bir bütün olarak değerlendiren gerekçesiz bir ifadeyle kabul etmesi de bozma sebebi oldu. Kusur ve bilinçli taksir her sanık için ayrı tartışılmak zorunda.
… yapının projelendirme, inşa ve denetim aşamasında görev aldığı iddiasıyla haklarında kamu davaları açılan sanıkların, yapının yapım tarihinde yürürlükte bulunan imar mevzuatına ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara uygun davranıp davranmadıklarını, aykırı davrandıklarının tespiti hâlinde de bu aykırılığın yapının yıkılmasına etkisini teknik verilere dayalı olarak her bir sanık için ayrı ayrı açıklayan …
… Dolayısıyla her somut olayda neticenin öngörülebilir olup olmadığı, öngörülebilir ise fail tarafından öngörülüp öngörülmediği irdelenmelidir. …
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 04.06.2026 tarihli, 2025/7952 E., 2026/5639 K.
Depremde iki kişinin öldüğü bir taksirle öldürme dosyasında bölge adliye mahkemesinin kararı, ölenlerin yalnız şikâyetçi olmadığını bildiren bir yasal mirasçısına tebliğ edilmişti. Yargıtay temyiz incelemesini yapmadan dosyayı geri çevirdi; kararın soruşturma ve kovuşturmadan haberdar edilmeyen, katılan olabilecek diğer yasal mirasçılara da usulüne uygun tebliğ edilmesini, temyiz ederlerse dilekçelerinin dosyaya eklenmesini istedi. Davadan haberi olmayan mirasçının kanun yolu hakkı korunuyor.
… gerekçeli kararın ölenlerin soruşturma ve kovuşturma evrelerinde olaydan haberdar edilmeyen ve talep edilmesi halinde kamu davasına katılan sıfatı ile taraf olabilecek diğer yasal mirasçılarına usûlüne uygun şekilde tebliğinin sağlanması …
Sık Sorulan Sorular
Bina çökmesinde uzlaşma var mı?
Taksirle öldürmede yoktur; ölenin yakınları şikâyetten vazgeçse de dava sürer. Taksirle yaralama ancak kimsenin ölmediği bir çökmede uzlaştırma kapsamındadır; ölümle birlikte yaralanma varsa tamamı 85/2’ye girer ve uzlaştırma yapılmaz.
Müteahhit şirket ceza alır mı?
Hayır, ceza sorumluluğu şahsidir; şirket adına kararları veren ve işi fiilen yürüten gerçek kişiler yargılanır. Şirket ise tazminat davasında sorumlu tutulabilir.
Binayı satın aldım, çöktü; ben de yargılanır mıyım?
Taşıyıcı sisteme müdahale etmediyseniz ve yapımda rolünüz yoksa kural olarak hayır. Tadilat yaptırdıysanız tadilatın çökmeye etkisi bilirkişi raporuyla incelenir.
Yapı kayıt belgesi (imar barışı) almak sorumluluğu kaldırır mı?
Ölüm ve yaralamadan doğan ceza sorumluluğunu kaldırmaz. Bu belge yapının imar durumuyla ilgilidir; binanın depreme dayanıklı olduğunu göstermez.
Bilinçli taksirle verilen ceza paraya çevrilir mi?
Hayır, TCK 50/4’teki çevirme imkânı bilinçli taksirde uygulanmaz. Basit taksirde ise uzun süreli hapis de diğer şartlar varsa adli para cezasına çevrilebilir.
Uzman mütalaası almak işe yarar mı?
Bilirkişi raporu tek taraflı veya yetersizse yarar; mahkeme mütalaayı değerlendirmek ve gerekirse yeni rapor almak zorunda kalır. Teknik dosyalarda savunmanın en etkili aracıdır.
