Ceza Davasında Tazminat Nasıl İstenir? Doğru Yol Hangisi
Ceza davasında tazminat nasıl istenir? Katılan olmak, ayrı tazminat davası açmak ve haksız tutuklama tazminatının süreleri tek tek anlatıldı.
Ceza davasında tazminat nasıl istenir sorusunun cevabı çoğu kişinin beklediğinden farklıdır: ceza mahkemesi kural olarak size para ödenmesine karar vermez. Ceza yargılaması, sanığın suçu işleyip işlemediğini belirler ve işlediyse cezasını verir. Sizin kırılan kolunuzun ameliyat masrafı, çalışamadığınız günlerin kaybı, yaşadığınız korku ve üzüntü ayrı bir hesaptır. Bu hesabı ya hukuk mahkemesinde açacağınız bir davada ya da haksız tutuklama söz konusuysa ağır ceza mahkemesine yapacağınız başvuruda görürsünüz. Hangi yolun sizin durumunuza uyduğunu aşağıda tek tek ayırıyorum.
Ceza Mahkemesi Sanığı Cezalandırır, Paranızı Vermez
Ceza muhakemesinin amacı tektir. Suçun işlenip işlenmediğini ortaya çıkarmak ve failin cezasını belirlemek. Mahkeme sanığa iki yıl hapis verdiğinde bu ceza Devlete karşı işlenen haksızlığın karşılığıdır, sizin cebinizden çıkan paranın değil.
Eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu döneminde “şahsi dava” ve ceza mahkemesinden tazminat isteme imkânı vardı. 2005’te yürürlüğe giren düzenlemeyle bu yol kapandı. Bugün ceza hâkiminin önüne “sanık bana 200 bin lira ödesin” talebi getirseniz, hâkim bu talebi görev yönünden reddeder. Uygulamada bunu duruşmada canlı olarak izlerim; müşteki kürsüye yaklaşır, hâkim “hukuk mahkemesine başvurun” der ve tutanağa geçer.
Tek istisna vardır ve dar bir istisnadır. Ceza mahkemesi, suçun ispatı başka bir mahkemenin görev alanına giren bir soruna bağlıysa o sorunu kendisi çözebilir ya da bekletici mesele yapabilir. CMK 218/1 bunu düzenler. Bu hüküm size tazminat kapısı açmaz; sadece ceza hâkiminin önündeki teknik bir sorunu çözmesine yarar.
Suçtan Zarar Gördüyseniz: Katılan Olmak Ne İşe Yarar
Katılan olmak, dosyada taraf haline gelmenizdir. Katılan sıfatı kazandığınızda dosyayı inceleyebilir, delil toplanmasını isteyebilir, tanıklara soru sordurabilir ve verilen karara karşı istinafa gidebilirsiniz. Katılan olmazsanız dosyayı savcının insafına bırakırsınız; beraat kararına itiraz etme imkânınız kalmaz.
Katılma talebini ne zaman yapabileceğiniz CMK 237/1’de yazılıdır.
CMK 237/1: (1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.
DİKKAT: Kanun metinleri https://mevzuat.gov.tr/ adresinden alınmaktadır.
Usulü ise basittir. Mahkemeye dilekçe verirsiniz ya da duruşmada sözlü olarak beyan edersiniz, zabıt kâtibi tutanağa geçirir. CMK 238/1 bu iki yolu da kabul eder. Hâkim savcıyı ve sanık tarafını dinledikten sonra talebiniz hakkında karar verir.
Dikkat: Katılan olmanız tazminat almanızı sağlamaz. Katılan sıfatı size ceza dosyasında söz hakkı verir, o kadar. Ama katılan olarak topladığınız deliller, sonradan açacağınız tazminat davasının belkemiğini oluşturur. Bu yüzden ceza dosyasını ihmal etmeyin.
Somut olayınızı birlikte değerlendirelim
Her dosya kendi ayrıntısında saklıdır; genel bilgi sizin olayınızın yerini tutmaz.
Ceza Davasında Tazminat Nasıl İstenir: Hukuk Mahkemesi Yolu
Bir kişi sizi darp etti, dolandırdı, aracınıza zarar verdi. Bu fiiller aynı zamanda haksız fiildir. Haksız fiilden doğan tazminat talepleri asliye hukuk mahkemesinde görülür. Trafik kazası gibi bazı özel durumlarda görevli mahkeme değişebilir, dosyanızın niteliğine göre bakmak gerekir.
Davayı sanığa karşı açarsınız, Devlete karşı değil. Yetkili mahkeme kural olarak davalının yerleşim yeri mahkemesidir; haksız fiilin işlendiği yer veya zararın meydana geldiği yer mahkemesi de yetkilidir. Uygulamada zarar görenin oturduğu yer mahkemesinde dava açmak da mümkündür ve çoğu kişi bunu tercih eder.
Talebinizi ikiye ayırırsınız. Maddi tazminat, cebinizden çıkan ve çıkacak olan her kuruştur: hastane faturası, ilaç, protez, ulaşım, iş göremezlik kaybı, kalıcı sakatlık varsa ömür boyu gelir kaybı. Manevi tazminat ise acınızın, korkunuzun ve onur kırılmanızın karşılığıdır. İkisini aynı dilekçede talep edebilirsiniz.
Ceza Dosyası Bitmeden Tazminat Davası Açmalı mısınız
Açabilirsiniz. Hukuk davasının açılması için ceza dosyasının bitmesi şart değildir. Ama pratikte hukuk hâkimi çoğu zaman ceza dosyasını bekletici mesele yapar ve “ceza dosyası kesinleşsin, sonra karar veririm” der. Yani dava dosyanız rafta bekler.
Buna rağmen davayı erken açmanın iki faydası var. Birincisi zamanaşımı riskini ortadan kaldırırsınız. Haksız fiil tazminatında zamanaşımı süreleri kısadır ve fiilin suç oluşturması halinde ceza zamanaşımı uygulanabilir; bu hesap her dosyada ayrı yapılır. İkincisi faiz başlangıcını erkene çekmiş olursunuz.
Erken açmanın maliyeti de var. Dava harcını ve masrafını baştan yatırırsınız, dosya yıllarca bekler. Bence ölçü şudur: zamanaşımının dolmasına yakınsanız veya karşı tarafın mal kaçırma ihtimali varsa hemen açın, tedbir de isteyin. Zaman baskısı yoksa ceza dosyasındaki delil toplama işi bittikten sonra açmak daha verimlidir.
Beraat Ettiniz ama Tutuklu Kaldınız: Devletten Tazminat İstemek
Şimdi madalyonun öbür yüzüne geçiyorum. Siz sanıktınız, aylarca cezaevinde kaldınız ve sonunda beraat ettiniz. Ya da hakkınızda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildi. Bu durumda kaybettiğiniz zamanın ve itibarınızın bedelini Devletten istersiniz.
CMK 141/1 tazminat isteyebilecek halleri bent bent sayar. En sık karşılaşılanı (e) bendidir.
CMK 141/1-e: Kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
Liste bununla sınırlı değil. Kanuni gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayanlar, yakalanma nedeni kendisine açıklanmayanlar, tutuklanması yakınlarına bildirilmeyenler, ölçüsüz arama yapılanlar, eşyasına koşulsuz elkonulanlar da bu kapsamdadır. Konutu terk etmeme veya hastaneye yatma dâhil tedavi ya da muayene şeklindeki adli kontrol yükümlülükleri uygulanıp sonra beraat eden ya da kovuşturmaya yer olmadığı kararı alanlar da tazminat isteyebilir (CMK 141/1-l); imza yükümlülüğü bu bent kapsamında değildir.
Kime karşı dava açacağınız konusunda karışıklık çok olur. Sizi tutuklayan hâkime veya iddianameyi düzenleyen savcıya kişisel dava açamazsınız. CMK 141/3 bunu açıkça kapatmıştır.
CMK 141/3: (3) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir.
Haksız Tutuklama Tazminatında Süre: Kararın Kesinleşmesinden Sonra
Bu bölümü dikkatle okuyun, çünkü en çok hak kaybı burada yaşanıyor. Beraat kararını aldığınız gün süre başlamaz. Kararın kesinleşmesi ve kesinleşme şerhinin size tebliğ edilmesi gerekir.
CMK 142/1: (1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.
Yani iki ayrı süre var ve ikisi birlikte işler. Tebliğden itibaren üç ay, her halde kesinleşmeden itibaren bir yıl. Karar size hiç tebliğ edilmemişse bile bir yıllık dış sınır işlemeye devam eder. Beraat ettikten sonra “nasılsa hakkım var” deyip bekleyen çok insan gördüm; süre dolduğunda yapacak bir şey kalmıyor.
Başvuruyu nereye yapacağınız CMK 142/2’de düzenlenmiştir. Kural olarak oturduğunuz yer ağır ceza mahkemesine başvurursunuz. Ancak beraat, kovuşturmaya yer olmadığı ve belirli adli kontrol hallerinde, yani 141/1’in (e), (f) ve (l) bentlerinde, 6384 sayılı Kanun uyarınca Tazminat Komisyonu devreye girer. Yanlış mercie başvurmanız hakkınızı yakmaz; ağır ceza mahkemesi dosyayı Komisyona gönderir ve mahkemeye başvurduğunuz tarih esas alınır.
Dikkat: Herkes tazminat isteyemez. CMK 144/1, kendisi gerçek dışı beyanla suç işlediğini söyleyip tutuklanmasına neden olanları, genel af veya şikâyetten vazgeçme gibi nedenlerle dosyası düşenleri, kusur yeteneği bulunmadığı için ceza verilmesine yer olmadığına karar verilenleri kapsam dışında bırakır. Ayrıca iftira veya yalan tanıklık nedeniyle tutuklandıysanız, Devlet ödediği parayı CMK 143/3 uyarınca iftiracıdan geri ister.
Dilekçenizde Ne İsteyeceksiniz: Maddi Zarar, Manevi Zarar ve Belgeler
Dilekçenizde ne bulunması gerektiğini kanun kalem kalem söylüyor.
CMK 142/3: (3) Tazminat isteminde bulunan kişinin dilekçesine, açık kimlik ve adresini, zarara uğradığı işlemin ve zararın nitelik ve niceliğini kaydetmesi ve bunların belgelerini eklemesi gereklidir.
Uygulamada dosyaya şunları koyarım: kesinleşme şerhli beraat veya takipsizlik kararı, tutuklama ve tahliye müzekkereleri, cezaevi giriş çıkış kayıtları, tutuklanmadan önceki maaş bordroları veya vergi levhası, işten çıkarıldığınıza dair yazı, cezaevindeyken ailenizin yaptığı yol ve kantin harcamalarına dair belgeler, varsa sağlık raporları. Manevi tazminat için belge şart değildir ama tutukluluk süresinin uzunluğu, mesleğiniz ve olayın basına yansıyıp yansımadığı miktarı doğrudan etkiler.
Belgeniz eksikse dosya hemen reddedilmez. CMK 142/4’e göre mahkeme size eksiği tamamlaman için bir aylık süre verir; bu süreyi kaçırırsanız dilekçe reddedilir, ama bu ret kararına itiraz edebilirsiniz. Sonrasında mahkeme dilekçeyi Hazine temsilcisine tebliğ eder, Hazine iki hafta içinde beyanda bulunur ve CMK 142/7 uyarınca karar duruşmalı olarak verilir.
Karar çıktığında iş bitmez. CMK 142/10, tazminat kararlarının kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icraya konulamayacağını söyler. Kesinleşen kararda hükmedilen parayı almak için idareye yazılı olarak banka hesap numaranızı bildirmeniz gerekir; ödeme bu bildirimden itibaren otuz gün içinde yapılır. Ödeme gelmezse icra takibi başlatırsınız.
Beraat Kararı Tazminat Davanızı Otomatik Kazandırır mı
Hayır. Beraat kararının gerekçesi burada belirleyicidir ve çoğu kişi bu ayrımı bilmez.
“Sanığın eylemi sabit değildir” gerekçesiyle verilen beraat ile “suçun sanık tarafından işlendiği sabit değildir” gerekçesiyle verilen beraat farklıdır. Fiilin hiç işlenmediği kesin olarak tespit edilmişse hukuk hâkimi bu tespitle bağlıdır. Ama “şüpheden sanık yararlanır” denilerek verilen beraatte durum başkadır; ceza hukukundaki ispat eşiği çok yüksektir, hukuk hukukundaki eşik daha düşüktür. Yargıtay’ın yerleşik uygulaması bu ayrımı kabul eder.
Pratik sonucu şudur. Sanık ceza davasından şüpheden yararlanarak beraat etmiş olsa bile, hukuk mahkemesinde tazminata mahkûm edilebilir. Tersi de doğrudur: sanığın ceza almış olması, hukuk hâkiminin sizin istediğiniz rakamı aynen kabul edeceği anlamına gelmez. Zararınızı ayrıca ispat edersiniz, kusur oranı varsa tazminat o oranda indirilir.
Yaşanmış Olaydan
Birkaç yıl önce bir kişi büroma geldi, elinde kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı vardı. Kendisini sokak ortasında darp etmişler, burnu kırılmış, iki hafta iş göremez raporu almış. Ceza dosyasında katılan olarak yer almış, sanık da yaralama suçundan ceza almış. Duruşmanın son celsesinde hâkim hükmü okuduğunda “tedavi masraflarım ne olacak” diye sormuş, hâkim de hukuk mahkemesine başvurmasını söylemiş. Bana geldiğinde ilk cümlesi şuydu: “Adam ceza aldı, ben niye tek kuruş alamadım?”
İlk yaptığım iş ceza dosyasını baştan sona çıkartmak oldu. Adli tıp raporu, olay yeri görüntülerine ilişkin tutanak, tanık beyanları, sanığın kısmi ikrarı; hepsi dosyada duruyordu ve hepsi tazminat davasının hazır delili niteliğindeydi. Sonra masraf kalemlerini topladık. Özel hastane faturası, ameliyat sonrası kontroller, ilaç fişleri, iki haftalık kesilen ücreti gösteren bordro. Manevi tazminat için ayrıca belge aramadık; adli tıp raporu ve olayın gerçekleşme biçimi zaten yeterliydi.
Asliye hukuk mahkemesinde dava açtık. Ceza kararı kesinleşmiş olduğu için hâkim bekletici mesele yapmadı, doğrudan esasa girdi. Bilirkişi maddi zararı hesapladı, kusurun tamamı sanıktaydı. Mahkeme maddi zararın tamamına, manevi tazminatın ise talebimizin bir kısmına hükmetti ve faizi olay tarihinden başlattı. Bu dosyada asıl kayıp şuydu: müvekkil ceza davası bittikten sonra bir buçuk yıl bekleyip bana gelmişti. Fiil suç olduğu için daha uzun ceza zamanaşımı işliyordu; ama beklemek yine de delil ve zaman kaybı demekti.
Sık Sorulan Sorular
Ceza mahkemesi sanığa ceza verirken bana tazminata da hükmeder mi?
Hayır, ceza mahkemesi sadece cezaya hükmeder. Maddi ve manevi tazminat için hukuk mahkemesinde ayrı bir dava açmanız gerekir.
Katılan olmazsam tazminat davası açma hakkımı kaybeder miyim?
Kaybetmezsiniz, katılan olmak tazminat davasının şartı değildir. Ancak katılan olarak dosyaya girmezseniz delillerin toplanmasına müdahale edemez, beraat kararına karşı kanun yoluna gidemezsiniz.
Tazminat davasını ceza davası devam ederken açabilir miyim?
Açabilirsiniz, hukuk davası için ceza dosyasının kesinleşmesi şart değildir. Ama hukuk hâkimi çoğunlukla ceza dosyasını bekletici mesele sayar ve dosyanız o kesinleşene kadar bekler.
Beraat eden sanık gözaltında ve tutuklu kaldığı günler için ne kadar tazminat alır?
Kanun sabit bir günlük rakam belirlemez; mahkeme tazminat hukukunun genel ilkelerine göre miktarı kendisi saptar. Tutukluluk süresi, mesleğiniz, gelir kaybınız ve olayın çevrenizde yarattığı etki miktarı belirleyen başlıca ölçütlerdir.
Haksız tutuklama tazminatı için hangi mahkemeye ve ne zaman başvurulur?
Kural olarak oturduğunuz yer ağır ceza mahkemesine başvurursunuz; beraat ve kovuşturmaya yer olmadığı kararlarında ise dosya 6384 sayılı Kanun uyarınca Tazminat Komisyonuna gider. Süre bakımından CMK 142/1’deki üç aylık ve bir yıllık sınırlar birlikte işler.
Ceza mahkemesinin beraat kararı hukuk mahkemesini bağlar mı?
Fiilin hiç işlenmediği kesin biçimde tespit edilmişse bağlar. Şüpheden sanığın yararlanması gerekçesiyle verilen beraat ise hukuk hâkimini bağlamaz; o dosyada tazminata hükmedilebilir.
