Akıl Hastalığı Olan Kişi Ceza Alır mı? TCK 32 Rehberi

Akıl hastalığı olan kişi ceza alır mı? TCK 32/1-2 farkı, güvenlik tedbiri süresi, CMK 74 gözlem, Adli Tıp raporuna itiraz ve infazda hastalık.

Akıl hastalığı olan kişi ceza alır mı sorusunun cevabı, hastalığın varlığına değil, suç anında kişiyi ne ölçüde etkilediğine bağlıdır. Fiil sırasında yaptığının anlamını kavrayamayan ya da kendini durduramayan kişiye ceza verilmez, ama yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda tedavi altına alınmasına karar verilir. Etki daha hafifse kişi ceza alır, yalnız cezası indirilir. Bunun nasıl tespit edileceğine, aylarca süren gözlem ve Adli Tıp raporlarıyla mahkeme karar verir. Aşağıda bu süreci, ailelerin en çok yanıldığı noktaları ve güvenlik tedbirinin nasıl sona erdiğini anlatıyorum.

Akıl Hastalığı Olan Kişi Ceza Alır mı: TCK 32’nin İki Cevabı

TCK 32, akıl hastalığının suç anındaki etkisine göre iki farklı sonuç bağlar: ağır etkide ceza verilmez, kısmi etkide ceza indirilir. Birinci fıkra cezasızlığı düzenler:

TCK 32/1: (1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.

 

DİKKAT: Kanun metinleri https://mevzuat.gov.tr/ adresinden alınmaktadır.

Burada iki farklı ölçüt var ve birinin bulunması yeter. Kişi ya yaptığı şeyin hukuken ne anlama geldiğini ve sonuçlarını kavrayamamıştır ya da kavrasa bile kendini o davranıştan alıkoyacak iradeyi önemli ölçüde kaybetmiştir. Bu durum kusur yeteneği denen şeyin ortadan kalkmasıdır. İkinci fıkra ise daha hafif etkiyi düzenler:

TCK 32/2: (2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Kişi hakkında ayrıca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmolunur.

Akıl hastalığı ve geçici nedenler cezayı nasıl etkiler?
Durum Dayanak Ceza Güvenlik tedbiri Mahkemenin kararı
Fiilin anlamını algılayamıyor veya davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış TCK 32/1 Verilmez Yüksek güvenlikli sağlık kurumunda koruma ve tedavi (TCK 57/1) Ceza verilmesine yer olmadığı (CMK 223/3-a)
Yönlendirme yeteneği azalmış, ama önemli derecede değil TCK 32/2 Ağırlaştırılmış müebbet yerine 25 yıl, müebbet yerine 20 yıl; diğerlerinde en çok 1/6 indirim Ayrıca hükmedilir Mahkûmiyet
Hastalık var, ama suç anında davranışı etkilememiş Genel hükümler Normal ceza Yok Mahkûmiyet
Geçici neden veya irade dışı alınan alkol ya da uyuşturucu TCK 34/1 Verilmez Kanunda öngörülmez (bağımlılık varsa TCK 57/7) Ceza verilmesine yer olmadığı
İsteyerek alınan alkol veya uyuşturucu TCK 34/2 Normal ceza Bağımlıysa tedavi (TCK 57/7) Mahkûmiyet
Tablo genel bilgi amaçlıdır. Hangi satırın uygulanacağına Adli Tıp raporu ve dosyadaki diğer delillerle mahkeme karar verir.

Uygulamada en sık yaşanan yanılgı şudur: aile, kişinin psikiyatri geçmişi olduğu için dosyanın kendiliğinden ilk satıra gireceğini düşünür. Oysa mahkeme hastalığın kendisine değil, o gün o fiil sırasında kişiyi nasıl etkilediğine bakar.

Hangi Hastalıklar Cezayı Etkiler, Psikiyatri Raporu Yeter mi?

Cezayı etkileyen şey hastalığın adı değil, suç anında kişinin algılama ve kendini yönlendirme yeteneğini ne ölçüde bozduğudur; tek başına bir psikiyatri raporu bunu kanıtlamaz. Kanun hastalık listesi vermez ve akıl hastalığı kavramını tıbbi teşhisle değil, sonuçlarıyla tanımlar.

Dosyalarda en sık gördüğüm tablo şudur: şizofreni gibi psikotik bozukluklar, ağır bir manik veya psikotik atak, ileri derecede zihinsel gerilik ya da ileri evre bunama TCK 32/1’e kadar gidebilir. Depresyon, kaygı bozukluğu, dikkat eksikliği veya kişilik bozuklukları ise çoğu dosyada cezayı kaldırmaz; bazen TCK 32/2’deki indirimi tartışmaya açar. Aynı teşhis, bir dosyada cezasızlık, başka bir dosyada tam ceza ile sonuçlanabilir.

Engelli sağlık kurulu raporu, hastane yatışları, kullanılan ilaçlar ve eski epikrizler mutlaka dosyaya konulmalıdır; ama bunlar kararın kendisi değil, Adli Tıp’ın değerlendireceği malzemedir. Kişinin hastalığı ilaçlarla kontrol altındaysa ve fiili planlı biçimde işlemişse, rapor olsa bile ceza verilebilir. Tersine, daha önce hiç teşhis konmamış biri hakkında da TCK 32/1 uygulanabilir.

Dikkat: Hastalık taklidi çoğu zaman anlaşılır. Gözlem ve Adli Tıp muayenesi tam olarak bunun için yapılır; taklit ortaya çıkarsa savunmanın bütün inandırıcılığı kaybolur.

Somut olayınızı birlikte değerlendirelim

Her dosya kendi ayrıntısında saklıdır; genel bilgi sizin olayınızın yerini tutmaz.

Danışma Talebi Oluştur

Gözlem Altına Alınma: CMK 74 Nasıl İşler?

Kişinin akıl sağlığı muayeneyle anlaşılamıyorsa, CMK 74’e göre resmî bir sağlık kurumunda en çok üç hafta gözlem altına alınmasına karar verilebilir. Gözlem, hastanın günlerce izlenmesi ve testlerle değerlendirilmesi demektir; tek seferlik bir muayeneden çok daha güçlü bir delildir.

Kararı soruşturmada sulh ceza hâkimi, dava açıldıktan sonra mahkeme verir. Bunun için kişinin fiili işlediğine dair kuvvetli şüphe bulunmalı, bir uzman hekim gözlem önermiş olmalı ve savcı ile müdafi dinlenmelidir. Şüphelinin veya sanığın avukatı yoksa baro tarafından bir müdafi görevlendirilir (CMK 74/2).

Üç hafta yetmezse sağlık kurumunun istemiyle her defasında üç haftayı geçmeyen ek süreler verilebilir, ama toplam süre üç ayı aşamaz (CMK 74/3). Gözlem kararına itiraz edilebilir ve itiraz, kararın uygulanmasını durdurur (CMK 74/4). Sağlık Bakanlığı’nın Ocak 2026’da yayımladığı yönetmelikle düzenlenen yüksek güvenlikli adli psikiyatri merkezleri de CMK 74 gözlemi ve TCK 31-34 değerlendirmeleri için hizmet veren kurumlar arasındadır. Aynı kurumlar, yaş küçüklüğü nedeniyle kusur yeteneğinin araştırıldığı çocuk dosyalarında da rapor verir.

Adli Tıp Raporuna Nasıl İtiraz Edilir?

Adli Tıp raporu size veya avukatınıza ulaştıktan sonra mahkemeye yazılı itiraz edebilir, uzman mütalaası sunabilir ve başka bir kuruldan yeni rapor alınmasını isteyebilirsiniz. Rapor mahkemeyi bağlamaz; ama aksini gösteren güçlü bir sebep yoksa mahkeme genellikle ona göre karar verir.

TCK 32 bakımından rapor, uygulamada Adli Tıp Kurumu’nun bu konuya bakan 4. İhtisas Kurulu’ndan veya yetkili bir hastanenin sağlık kurulundan istenir. İtirazda en sık şu noktaları tartışırım: kişinin eski hastane kayıtları dosyaya girmiş mi, muayene ne kadar sürmüş, olay anını anlatan tanıklar değerlendirilmiş mi ve rapor hastalık ile fiil arasındaki bağı gerçekten açıklamış mı?

Taraflar, bilirkişi raporu hakkında bir uzmandan bilimsel mütalaa alıp dosyaya sunabilir (CMK 67/6). Bir psikiyatri uzmanının hazırladığı mütalaa, raporun eksiklerini somut olarak gösterir ve mahkemenin yeni rapor istemesini kolaylaştırır. Raporlar birbiriyle çelişirse mahkeme, Adli Tıp Kurumu’nun üst kurullarından görüş isteyebilir. İtirazın biçimini bilirkişi raporuna itiraz yazısında ayrıca anlattım.

Ceza Yerine Güvenlik Tedbiri: Ne Kadar Sürer, Nasıl Kalkar?

Güvenlik tedbirinin kanunda sabit bir süresi yoktur; kişi, kurumun sağlık kurulu tehlikeliliğin kalktığını veya önemli ölçüde azaldığını raporlayınca infaz hâkimi kararıyla çıkar. Güvenlik tedbiri bir ceza değildir; amacı kişiyi ve toplumu korumak, kişiyi tedavi etmektir. Kanun çıkışı şöyle düzenler:

TCK 57/2: (2) Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmiş olan akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılabilir. Ancak, hakkında 32 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları için kurumda geçirilecek süre, ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda bir yıldan, üst sınırı on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda ise altı aydan az olamaz.

Yani ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet hapis gerektiren suçlarda kişi kurumda en az bir yıl, üst sınırı on yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda en az altı ay kalır. Daha hafif suçlarda asgari süre yoktur; ama bu kişinin hemen çıkacağı anlamına gelmez. Tedavi sürdükçe kurumda kalma da sürer ve bazı dosyalarda bu süre, işlenen suçun cezasından uzun olabilir.

Çıkışla iş bitmez. Sağlık kurulu raporunda tıbbi kontrol ve takip gerekip gerekmediği, gerekiyorsa süresi ve aralıkları gösterilir (TCK 57/3); kişi bu aralıklarla Cumhuriyet savcılığı eliyle yetkili bir sağlık kuruluşuna gönderilir (TCK 57/4). Takipte tehlikeliliğin arttığı anlaşılırsa infaz hâkimliği yeniden güvenlik tedbirine hükmeder (TCK 57/5).

Aile olarak kurumla düzenli görüşmeniz, tedaviye uyumu ve evde kalacağı ortamı gösteren belgeleri hazır tutmanız çıkış kararını hızlandırır. Kurumda ziyaret ve telefon görüşmesi, merkezin belirlediği gün ve saatlerde yapılır; ziyaretçi olarak eş, çocuklar, vasi ve yakın akrabalar kabul edilir, refakatçi kalamaz. Görüşmeler ancak hastanın kendisine veya başkasına zarar verme riski ya da tedavi ve klinik güvenliği gibi gerekçelerle kısıtlanabilir. Çıkış talebi infaz hâkimi tarafından reddedilirse bu karara karşı yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesine itiraz edebilirsiniz; infaz hâkimliğine başvuru usulünü infaz hâkimliğine şikâyet yazısında anlattım.

Dikkat: “Ceza almadı, eve dönecek” beklentisi en sık hayal kırıklığıdır. Ceza verilmemesi serbest kalmak demek değildir; çoğu dosyada kişi hükümden sonra doğrudan yüksek güvenlikli sağlık kurumuna götürülür.

Mahkeme Hangi Kararı Verir, Bu Beraat mı?

TCK 32/1 uygulanırsa mahkeme beraat değil, CMK 223/3-a uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı kararı verir ve aynı hükümde güvenlik tedbirine hükmeder. Mahkeme fiili kişinin işlediğini kabul eder, ama kusuru olmadığı için onu cezalandırmaz.

Güvenlik tedbirine yalnız mahkeme hükmedebildiği için uygulamada savcılık, akıl hastası olduğu anlaşılan şüpheli hakkında da dava açar. Bu yüzden aileler “madem hasta, neden dava açıldı” diye şaşırır; dava, tedbir kararının verilebilmesi için gereklidir. Kararın beraatten farkını ve sonuçlarını ceza verilmesine yer olmadığı kararı yazısında ayrıca ele aldım. Bu hükme karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna gidilir (CMK 273/1).

Karar mahkûmiyet olmadığı için sabıka kaydına ceza olarak işlenmez, ama akıl hastalığına dayalı güvenlik tedbiri sicile kaydedilir. Kusur yeteneği bulunmadığı için bu kararı alan kişi, tutuklulukta geçen süre için tazminat da isteyemez (CMK 144/1-d).

Zararı kim öder?

Ceza verilmemesi, zarar görenin hukuk mahkemesinde tazminat istemesini engellemez. Borçlar Kanunu, hakkaniyet gerektiriyorsa ayırt etme gücü olmayan kişinin verdiği zararı da tamamen veya kısmen ödemesine imkân tanır. Kişinin gözetiminden sorumlu aile bireylerinin sorumluluğu ise Medeni Kanun’daki ev başkanına ilişkin hükümlere göre ayrıca tartışılır.

Alkol, Uyuşturucu ve Geçici Nedenler: TCK 34

Alkol veya uyuşturucuyu kendi isteğinizle aldıysanız TCK 34/2 gereği cezadan kurtulamazsınız; yalnız irade dışı alım veya geçici bir neden cezayı kaldırabilir. “O gece çok içmiştim, ne yaptığımı bilmiyordum” savunması bu yüzden sonuç vermez.

TCK 34/1, geçici bir nedenle ya da irade dışı alınan alkol veya uyuşturucu etkisiyle fiilin anlamını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalan kişiye ceza verilmeyeceğini söyler. İçeceğine haberi olmadan uyuşturucu katılan kişi tipik örnektir. Ani gelişen ağır bir tıbbi durumun bilinci bulandırdığı haller de geçici neden olarak tartışılabilir; bunu da Adli Tıp değerlendirir.

Bağımlılık ise ayrı bir konudur. Suç işleyen alkol veya uyuşturucu bağımlısı kişi hakkında, cezasının yanında bağımlılara özgü bir sağlık kuruluşunda tedavi tedbirine karar verilir ve tedavi bağımlılıktan kurtuluncaya kadar sürer (TCK 57/7). Kullanım suçlamasındaki tedavi ve denetim yolunu uyuşturucu kullanmak suç mu yazısında anlattım.

Hastalık Suçtan Sonra Ortaya Çıktıysa Ne Olur?

Akıl hastalığı suçtan sonra başladıysa TCK 32 uygulanmaz; yargılama sırasında gözlem ve yargılamanın durması, cezaevinde ise İnfaz Kanunu’nun 16. maddesi devreye girer. Bu ayrım önemlidir, çünkü kişi suç anında sağlıklıysa ceza yine verilir.

Sanık yargılama sırasında kendini savunamayacak hale gelirse CMK 74’teki gözlem bu durumda da uygulanabilir (CMK 74/5) ve yargılamanın durması gündeme gelir. Hüküm kesinleştikten sonra hastalanan hükümlünün ise cezasının infazı geri bırakılır; hükümlü iyileşinceye kadar TCK 57’deki sağlık kurumunda tedavi edilir ve orada geçen süre cezaevinde geçmiş sayılır (İnfaz Kanunu 16/1). Bu kararı, Adli Tıp raporuna dayanarak infazın yapıldığı yer Cumhuriyet başsavcılığı verir.

Cezaevinde hastalanan yakınınız için başvuru yolunu, raporların nasıl alındığını ve ret halinde ne yapılacağını hasta tutuklu ve hükümlü tahliyesi yazısında ayrıntılı anlattım.

Yaşanmış Olaydan

Bir süre önce bir anne, otuzlu yaşlarındaki oğlu için bana geldi. Oğlunun yıllardır şizofreni tanısıyla tedavi gördüğünü, birkaç haftadır ilaçlarını bıraktığını ve apartman merdiveninde bir komşusunu bıçakla yaraladığını anlattı. Oğlu gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı. Ailenin ilk sorusu “raporu var, nasıl tutuklanır” oldu.

Önce eski hastane kayıtlarını, epikrizleri ve ilacı bıraktığı günlere ait aile ve komşu beyanlarını topladık. Savcılığa CMK 74’e göre gözlem talebiyle başvurduk; sulh ceza hâkimi talebi kabul etti ve oğlu gözlem için yüksek güvenlikli bir adli psikiyatri birimine götürüldü. Gözlemin sonunda Adli Tıp raporu, fiil sırasında TCK 32/1’deki durumun bulunduğunu tespit etti.

Mahkeme ceza verilmesine yer olmadığına karar verdi ve yüksek güvenlikli sağlık kurumunda koruma ve tedavi tedbirine hükmetti. Aile oğlunun eve döneceğini sanıyordu; kurumda bir yıla yakın kaldı. Sağlık kurulu raporu üzerine infaz hâkimi çıkışına karar verdi, ama düzenli tıbbi kontrol şartıyla. Komşunun açtığı tazminat davası ise hukuk mahkemesinde ayrıca sürüyor. Ders şu: ceza verilmemesi dosyanın bittiği anlamına gelmez; tedavi süreci de en az yargılama kadar takip ister.

Sık Sorulan Sorular

Akıl hastalığı olan kişi ceza alır mı, raporu olması yeter mi?

Tek başına yetmez. Belirleyici olan, hastalığın suç anında kişinin algılama ve kendini yönlendirme yeteneğini ne ölçüde etkilediğidir; buna gözlem ve Adli Tıp raporuyla mahkeme karar verir.

Akıl hastası tutuklanabilir mi?

Tutuklanabilir; tutuklama yasak değildir. Ancak tutuklama, beklenen ceza veya güvenlik tedbiriyle ölçülü olmalıdır (CMK 100/1) ve gözlem kararı verilirse kişi sağlık kurumuna götürülür.

Güvenlik tedbiri kaç yıl sürer?

Sabit bir süresi yoktur; tehlikelilik kalkınca veya önemli ölçüde azalınca infaz hâkimi kararıyla sona erer. Ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet gerektiren suçlarda en az bir yıl, üst sınırı on yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda en az altı ay kurumda kalınır.

Akıl hastasına idari para cezası kesilir mi?

Kesilmez. Kabahatler Kanunu’nun 11. maddesi, akıl hastalığı nedeniyle fiilin anlamını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış kişi hakkında idari para cezası uygulanmayacağını söyler.

Depresyon ilacı kullanmak cezayı düşürür mü?

Kural olarak düşürmez. İlaç kullanımı ve teşhis dosyaya konulmalıdır; ama indirim veya cezasızlık için suç anında davranışların bu hastalık nedeniyle etkilendiğinin Adli Tıp raporuyla ortaya konması gerekir.

Ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilen kişi hemen serbest kalır mı?

Çoğu zaman kalmaz. TCK 32/1 uygulanan kişi hakkında güvenlik tedbirine de hükmedildiği için kişi yüksek güvenlikli sağlık kurumuna yerleştirilir ve oradan sağlık kurulu raporu ile infaz hâkimi kararıyla çıkar.

Av. Yakup Yıkılmaz
Bu rehberi hazırlayan

Av. Yakup Yıkılmaz

Ankara 1 Nolu Barosu · Baro Sicil No: 47680 · Baro kaydını doğrulayın

Ankara 1 Nolu Barosu'na kayıtlı serbest avukat. Mutalaa.org'un kurucusu; bu sitedeki rehberlerin ve hesaplama araçlarının yazarı.