Hasta Tutuklu ve Hükümlü Tahliyesi: Şartlar ve Süreç
Hasta tutuklu ve hükümlü tahliyesi nasıl istenir? Adli Tıp raporu, başvuru mercii, karar süresi, ret halinde itiraz ve tahliye sonrası kurallar.
Hasta tutuklu ve hükümlü tahliyesi, ceza infaz kurumunda kalmaya sağlık durumu elvermeyen kişinin dışarı çıkarılmasını sağlayan bir yol. Kanun, cezanın insan onurunu kıracak bir hale gelmesine izin vermiyor. Ağır bir hastalığı olan ya da tek başına hayatını sürdüremeyecek durumda olan kişi için tutukluluk da infaz da askıya alınabiliyor. Ama bu kendiliğinden olmuyor; rapor, dilekçe ve çoğu zaman itiraz gerekiyor. Aşağıda süreci adım adım anlatıyorum.
Tutukluyla Hükümlünün Yolu Baştan Ayrılıyor
İlk ayrımı doğru yapmanız gerekiyor, çünkü başvuracağınız merci değişiyor. Tutuklu, hakkında henüz kesinleşmiş mahkûmiyet bulunmayan kişidir. Hükümlü ise cezası kesinleşmiş ve infaza başlanmış kişidir. İkisi için işleyen mekanizma tamamen farklı.
Tutukluda mesele tutuklamanın devam edip etmeyeceğidir. Tutuklama zaten istisnai bir tedbir; CMK 100/1 kuvvetli suç şüphesi ve bir tutuklama nedeni arar, ayrıca ölçülülük şartı koyar.
CMK 100/1: (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
Dikkat: Kanun metinleri http://mevzuat.gov.tr adresinden alınmaktadır.
Sağlık durumu ağırlaşan bir kişide bu ölçü çoğu zaman bozulur. İşte tam bu noktada CMK 109/4 devreye girer ve tutuklama yerine adli kontrol uygulanmasına imkân tanır. Hükümdeki önemli bir ayrıntı şu: dosya istinafta veya temyizde olsa bile, UYAP kayıtlarını inceleyerek hükmü veren ilk derece mahkemesi de adli kontrol kararı verebilir. Yani “dosya yukarıda, kimse karar veremez” cevabı doğru değildir.
CMK 109/4: (4) 21 (Yeniden Düzenleme:14/4/2020-7242/15 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir.
Hükümlüde ise tablo başkadır. Orada tutukluluk değil, infazın kendisi tartışılır. Ağır hastalık halinde infazın ertelenmesi istenir ve karar mercii cezaevinin bağlı olduğu Cumhuriyet başsavcılığıdır. Karar olumsuzsa infaz hâkimliğine gidilir. Aynı dilekçeyi her iki durumda da aynı yere vermek, haftalarca süre kaybettirir.
Hangi Hastalıklar Tahliye Sebebi Sayılıyor
Kanun bir hastalık listesi vermiyor. Ölçüt hastalığın adı değil, sonucu. Sorulan tek soru şu: bu kişi ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız başına sürdürebiliyor mu? Cevap hayırsa tahliye gündeme gelir.
Uygulamada en sık kabul gören tablolar ileri evre kanser, ağır kalp yetmezliği, diyaliz gerektiren böbrek yetmezliği, felç ve yatağa bağımlılık, ileri demans, organ nakli bekleyen hastalar ve ağır nörolojik hastalıklardır. Ortak nokta hepsinde aynı: kişi tuvalet, beslenme, temizlik gibi temel ihtiyaçlarını başkasının yardımı olmadan karşılayamıyor. Cezaevinde bu bakımı sağlayacak yapı da yok.
İkinci bir ihtimal daha var. Hastalık yalnız yaşamayı engellemese bile, cezaevinde kalmanın hastalığı hayati tehlike doğuracak ölçüde ağırlaştırdığı hallerde de erteleme mümkündür. Örneğin bağışıklık sistemi çökmüş bir hastanın koğuş ortamında tutulması bu kapsamda değerlendirilir. Burada belirleyici olan, raporun bu riski açıkça yazmasıdır.
Dikkat: Hastalığın kronik olması tek başına yetmez. Diyabet, tansiyon, bel fıtığı gibi cezaevi koşullarında tedavi edilebilen rahatsızlıklar için verilen taleplerin neredeyse tamamı reddediliyor. Dilekçeye hastalığın adını değil, günlük yaşam becerilerinin ne ölçüde kaybedildiğini yazın.
Somut olayınızı birlikte değerlendirelim
Her dosya kendi ayrıntısında saklıdır; genel bilgi sizin olayınızın yerini tutmaz.
Raporu Kim Veriyor: Cezaevi Doktorundan Adli Tıp’a Giden Zincir
Sürecin can damarı rapordur. Elinizde ne kadar iyi bir dilekçe olursa olsun, rapor zinciri tamamlanmadan tahliye çıkmaz. Zincirin üç halkası var ve her biri ayrı bir aşama.
İlk halka cezaevi revirindeki hekimdir. Hasta muayene edilir, sevk gerekiyorsa devlet hastanesine yönlendirilir. İkinci halka tam teşekküllü devlet hastanesinin sağlık kuruludur. Burada heyet raporu düzenlenir ve kişinin hayatını yalnız idame ettirip ettiremeyeceği değerlendirilir. Üçüncü halka Adli Tıp Kurumu’dur; hastane raporu buraya gönderilir ve son söz burada söylenir.
Pratikte tıkanma neredeyse her zaman üçüncü halkada oluyor. Hastane raporu hazır olduğu halde dosya Adli Tıp’a hiç gönderilmiyor ya da gönderildikten sonra aylarca sırada bekliyor. Bu yüzden ailelere hep şunu söylüyorum: raporu almakla iş bitmez, dosyanın Adli Tıp’a çıkıp çıkmadığını haftalık olarak takip edin.
Özel bir durum: akıl hastalığı
Ruhsal hastalıklar ayrı bir rejime tabi. TCK 57/1, fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında koruma ve tedavi amaçlı güvenlik tedbirine hükmedileceğini ve bu kişilerin yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında tedavi altına alınacağını düzenler.
TCK 57/1: (1) Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar.
Burada kişi tahliye edilmez, hastaneye nakledilir. Serbest bırakılma ise kurumun sağlık kurulu raporuna bağlıdır. TCK 57/3’e göre raporda tıbbi kontrol ve takibin gerekip gerekmediği, gerekiyorsa süresi ve aralıkları gösterilir. Bu takip TCK 57/4 uyarınca Cumhuriyet savcılığı eliyle yürütülür.
Dilekçeyi Kime Vereceksiniz ve Cevap Ne Kadar Sürede Geliyor
Tutuklu için dilekçeyi soruşturma aşamasındaysanız Cumhuriyet savcılığına, dava açılmışsa dosyanın görüldüğü mahkemeye verirsiniz. Talebiniz tahliye ya da tutuklama yerine adli kontrol uygulanmasıdır. Dosya istinaf veya temyizdeyse, ilk derece mahkemesine de başvurabileceğinizi unutmayın.
Hükümlü için muhatap, cezaevinin bağlı olduğu Cumhuriyet başsavcılığıdır. Talep infazın ertelenmesidir. Başsavcılık dosyayı inceler, gerekirse Adli Tıp’tan görüş ister. Ret gelirse infaz hâkimliğine itiraz edersiniz.
Dilekçeyi tek başına vermeyin. Yanına şunları ekleyin: elinizdeki tüm hastane epikrizleri, varsa heyet raporu, tetkik sonuçları, kullanılan ilaç listesi, engelli sağlık kurulu raporu ve hastanın günlük bakıma muhtaç olduğunu gösteren belgeler. Ayrıca dilekçede tahliye halinde kişinin nerede kalacağını ve kimin bakacağını açıkça yazın; bu bilgi kararı gerçekten etkiliyor.
Süre konusunda net bir cevap veremem, çünkü kanunda bağlayıcı bir süre yok. Rapor zinciri hızlı işlerse birkaç hafta, Adli Tıp aşamasında beklenirse altı ayı bulan dosyalar gördüm. Hastanın durumu hızla kötüleşiyorsa bunu her dilekçede ayrıca vurgulayın ve acele işleme alınmasını isteyin.
Toplum Güvenliği Gerekçesiyle Ret Kararı Çıkarsa
Rapor lehinize olsa bile talep reddedilebilir. Çünkü karar mercii ikinci bir soruyu daha sorar: bu kişinin serbest kalması toplum güvenliği bakımından tehlike yaratır mı? Cevap evetse hastalık ağır olsa dahi erteleme verilmeyebilir.
Bu değerlendirmede suçun niteliği, hükümlünün geçmişi ve fiziksel durumunun suç işlemeye elverip vermediği tartışılır. Yatağa bağımlı bir hastanın toplum için tehlike oluşturduğu iddiası, sağlam bir itiraz dilekçesiyle çürütülebilir. Burada işinize yarayacak en güçlü argüman, hastanın hareket kabiliyetini gösteren tıbbi verilerdir.
Ret kararı çıktığında ikinci bir yol daha var. Tutuklu bakımından tam tahliye yerine adli kontrol talep edebilirsiniz. Konutu terk etmeme yükümlülüğü, hem kişinin evinde tedavi görmesini sağlar hem de güvenlik kaygısını karşılar. Bu, mahkemeye sunacağınız orta yol teklifi olarak işe yarar.
CMK 109/3-j: Konutunu terk etmemek.
Tahliye Olduktan Sonra Uymanız Gereken Kurallar
Tahliye özgürlük değil, koşullu bir çıkıştır. Kararın içinde size yüklenen yükümlülükler yazar ve bunlara uymamak geri dönüş sebebidir. En sık karşılaşılanlar konutu terk etmemek, belirli aralıklarla karakola imza vermek, yurt dışına çıkmamak ve belirlenen sağlık kuruluşunda tedaviye devam etmektir.
Hükümlü bakımından infaz ertelenmişse, belirli aralıklarla yeniden sağlık kontrolünden geçmeniz istenir. Bu kontrollere gitmemek, ertelemenin kaldırılmasına yol açar. Randevu tarihlerini takvime işleyin ve gidilen her muayenenin belgesini saklayın.
Mahsup konusuna dikkat edin, çünkü çok yanlış biliniyor. CMK 109/6’ya göre adli kontrol altında geçen süre kural olarak cezadan düşülmez. İstisnası konutu terk etmeme ve tedavi yükümlülükleridir; konutu terk etmeme halinde her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün sayılır.
CMK 109/6: (6) Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm, maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde uygulanmaz. Ancak, (j) bendinde belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.22
Ret Kararına İtiraz ve Sağlık Durumu Kötüleşirse Yeniden Başvuru
Ret kararı yolun sonu değil. Karar size ya da vekilinize tebliğ edildikten sonra kanunda öngörülen süre içinde itiraz edersiniz. Bu süre kısa olduğu için kararı elinize aldığınız gün harekete geçin; tebliğ tarihini not almayı ihmal etmeyin.
İtiraz dilekçesini ret kararını veren mercie verirsiniz, o merci kararını değiştirmezse dosya bir üst mercie gider. Hükümlüde bu genellikle infaz hâkimliği, tutukluda ise bir üst ağır ceza mahkemesidir. İtirazda yalnızca “haksız karar” demeyin; ret gerekçesindeki her cümleyi tek tek karşılayın. Toplum güvenliği gerekçesiyle ret gelmişse, hastanın fiziksel durumunu gösteren yeni belge ekleyin.
İtiraz reddedilse bile dosya kapanmaz. Hasta tahliyesi talebi, sağlık durumu değiştikçe yeniden yapılabilir. Her yeni hastane yatışı, her yeni tetkik sonucu, her ağırlaşma yeni bir başvuru sebebidir. Ben bazı dosyalarda üçüncü başvuruda sonuç aldım; ilk iki ret, davanın kaybedildiği anlamına gelmiyor.
Yakınınız İçeride Ağırlaştıysa İlk 48 Saatte Ne Yapmalısınız
Zaman en kritik unsur. Aşağıdaki adımları sırayla ve gecikmeden uygulayın.
- Cezaevi idaresine yazılı dilekçe verin ve hastanın acil hastaneye sevkini isteyin. Sözlü talep kayda geçmez, mutlaka evrak kaydından geçirin.
- Dilekçenin bir örneğini kayıt numarasıyla birlikte saklayın. İleride gecikmeyi ispat etmenizin tek yolu bu belgedir.
- Cumhuriyet başsavcılığına ayrı bir dilekçe verin ve sağlık kurulu raporu alınmasını, dosyanın Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesini talep edin.
- Geçmişteki tüm tıbbi belgeleri toplayın: eski epikrizler, ameliyat raporları, engelli raporu, reçeteler.
- Hasta hastaneye sevk edildiyse yatış belgesini ve çıkış epikrizini isteyin. Bu belgeler talebinizin omurgasını oluşturur.
- Bir avukatla görüşün. Vekaletname olmadan dosyayı inceleyemez, UYAP üzerinden takip yapamazsınız.
Dikkat: Cezaevi idaresine yaptığınız başvurulara cevap gelmemesi normal karşılanmamalı. Sevk talebiniz karşılıksız kalıyorsa infaz hâkimliğine şikâyette bulunun. Bu şikâyet, ihmalin kayda geçmesini sağlar ve sonraki aşamalarda elinizi güçlendirir.
Yaşanmış Olaydan
Bir dosya bana ilk kez telefonla ulaştı. Arayan, cezaevindeki babasının kalp yetmezliğinin ilerlediğini söylüyordu. Aile altı ay boyunca hastane raporlarını cezaevi idaresine elden teslim etmiş, her seferinde “işleme alındı” cevabını almıştı. Ellerinde ejeksiyon fraksiyonunun ciddi ölçüde düştüğünü gösteren iki ayrı hastane raporu vardı. Ama tahliye talebiyle ilgili hiçbir gelişme yoktu.
Vekaletnameyi alır almaz dosyayı inceledim ve sorunu gördüm. Raporlar cezaevi dosyasına konulmuş, ancak infaz savcılığı tarafından Adli Tıp Kurumu’na hiç gönderilmemişti. Aile talebini hep cezaevi idaresine vermişti; savcılığa yazılı bir başvuru hiç yapılmamıştı. Aynı gün başsavcılığa ayrıntılı bir dilekçe verdim, dosyanın Adli Tıp’a gönderilmesini istedim ve hastanın son üç aydaki iki acil servis başvurusunu da ekledim. Bir hafta sonra evrakın gönderildiğini teyit ettim.
Adli Tıp aşaması yine de yaklaşık üç ay sürdü. Bu süre içinde iki kez acele işleme alınma talebi verdim ve arada hastanın yeniden yatışını belgeleyerek dosyaya ekledim. Rapor geldiğinde hükümlünün cezaevi koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği tespit edilmişti. Başsavcılık infazın ertelenmesine karar verdi ve babaları evine döndü. Bu dosyadan çıkardığım ders şu: raporu almak işin yarısı, dosyayı doğru mercie taşımak diğer yarısı.
Sık Sorulan Sorular
Hasta tutuklu için tahliye talebini kime vermeliyim?
Soruşturma aşamasındaysa Cumhuriyet savcılığına, dava açılmışsa dosyanın görüldüğü mahkemeye verirsiniz. Dosya istinaf veya temyizdeyse, CMK 109/4 uyarınca hükmü veren ilk derece mahkemesi de karar verebilir.
Devlet hastanesi raporu tahliye için yeterli mi, Adli Tıp Kurumu raporu şart mı?
Devlet hastanesinin sağlık kurulu raporu süreci başlatır, ancak tek başına çoğu zaman yeterli olmaz. Uygulamada son değerlendirmeyi Adli Tıp Kurumu yapar ve karar mercii bu raporu esas alır.
Tahliye talebim reddedilirse ne kadar sürede itiraz edebilirim?
İtiraz süresi kararın size veya vekilinize tebliğinden itibaren işlemeye başlar ve kısadır. Kararı elinize aldığınız gün avukatınıza iletin, tebliğ tarihini mutlaka not edin.
Hastalık nedeniyle tahliye olan hükümlünün cezası siliniyor mu?
Hayır, ceza ortadan kalkmaz; infaz durur. Sağlık durumu düzelirse infaza kaldığı yerden devam edilebilir.
Yaşlılık veya sakatlık tek başına tahliye sebebi olur mu?
Tek başına yeterli değil; belirleyici olan kişinin cezaevi koşullarında hayatını yalnız sürdürüp sürdüremediğidir. İleri yaş ya da engellilik bu yetersizliğe yol açıyorsa tahliye gündeme gelir.
Tahliye sonrası sağlık durumu düzelirse kişi tekrar cezaevine alınır mı?
Evet, erteleme kalıcı değildir ve periyodik sağlık kontrolleriyle denetlenir. Raporlar iyileşmeyi gösterirse infaza devam edilmesine karar verilebilir.
