Şikayet Süresi 6 Ay Ne Zaman Başlar, Kaçırırsanız Ne Olur
Şikayet süresi 6 ay ne zaman başlar, hangi günden sayılır, süre kaçarsa ne olur ve hâlâ yapılabilecek ne var? Sade dille adım adım anlatım.
Şikayet süresi 6 ay ne zaman başlar sorusunun cevabı, olayın olduğu gün değil, sizin hem fiili hem de faili öğrendiğiniz gündür. Bu ayrım küçük bir ayrıntı gibi görünür ama dosyanın kaderini belirler. Kanun şikayete bağlı suçlarda mağdura sınırsız süre tanımaz; belirli bir süre içinde harekete geçmenizi bekler. Bu süreyi kaçıran kişi, haklı olsa bile savcılıktan sonuç alamaz. Aşağıda sürenin nereden sayıldığını, hangi hallerde durduğunu ve kaçırdıysanız ne yapabileceğinizi anlatıyorum.
Altı Ay Hangi Günden Sayılmaya Başlar
Kanun sürenin başlangıcını olay tarihine değil, öğrenme tarihine bağlamıştır. İki şeyi birden bilmeniz gerekir: size karşı bir suç işlendiğini ve bunu kimin yaptığını. Bunlardan biri eksikse sayaç işlemeye başlamaz. Uygulamada en çok tartışılan nokta da budur; savcılık ve mahkeme, sizin bu iki bilgiye ne zaman ulaştığınızı dosyadaki belgelerden anlamaya çalışır.
Sürenin dayanağı olan hüküm şudur:
TCK 73/2: (2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
DİKKAT: Kanun metinleri https://mevzuat.gov.tr/ adresinden alınmaktadır.
Bu fıkrada geçen “zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla” ifadesi önemlidir. Öğrenme tarihiniz ne kadar geç olursa olsun, suçun dava zamanaşımı süresi dolmuşsa artık şikayetin bir anlamı kalmaz. TCK 66/1’de suçun cezasına göre kademeli zamanaşımı süreleri düzenlenmiştir. Yani altı aylık şikayet süresi, zamanaşımının içinde yer alan daha dar bir penceredir.
Sürenin son günü tatil gününe denk gelirse, takip eden ilk iş günü sonuna kadar başvurabilirsiniz. Ama ben bu hesabı kimseye tavsiye etmem. Son güne bırakılan dosyalarda bir belge eksikliği bile telafisi olmayan sonuç doğurur.
Sizin Suçunuz Şikayete Bağlı mı, Yoksa Süre Sizi Hiç İlgilendirmiyor mu
Altı aylık süre yalnızca soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar için geçerlidir. Bunlar kanunda tek tek sayılmıştır. Hakaret, malvarlığına yönelik tehdit, basit kasten yaralama, konut dokunulmazlığının ihlali, güveni kötüye kullanma gibi suçlar bu gruba girer. Bu suçlarda siz şikayet etmezseniz savcılık dosyayı açmaz.
Buna karşılık suçların büyük çoğunluğu resen soruşturulur. Yani savcı olaydan haberdar olduğu anda, sizin talebiniz olmadan da soruşturmayı başlatır. Yağma, uyuşturucu ticareti, nitelikli cinsel saldırı, kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret gibi suçlarda altı aylık süre hiç uygulanmaz. Bu tür resen soruşturulan bir olayda beş yıl sonra bile savcılığa gidebilirsiniz; orada karşınıza çıkacak tek sınır dava zamanaşımıdır. Cinsel saldırının temel hâli (TCK 102/1) ise şikâyete bağlıdır; orada altı aylık süre işler.
Hakaret suçunun hangi hallerde şikayete bağlı olduğu ayrıca düzenlenmiştir:
TCK 131/1: (1) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikayetine bağlıdır.
Dikkat: Şikayete bağlı olduğunu sandığınız bir suç aslında resen soruşturulan bir suç olabilir; ya da tersi. Bir polis memurunun veya adliye çalışanının “bu şikayete bağlıdır” demesi bağlayıcı değildir. Nitelendirmeyi savcı yapar, gerekirse mahkeme değiştirir. Bu yüzden süre dolmuş görünse bile dilekçenizi vermekten vazgeçmeyin.
Somut olayınızı birlikte değerlendirelim
Her dosya kendi ayrıntısında saklıdır; genel bilgi sizin olayınızın yerini tutmaz.
Olayı Sonradan Öğrendiyseniz Sayaç Nasıl İşler
Geç öğrenme, uygulamada en sık karşılaştığım durumdur. Hakkınızda arkanızdan konuşulmuş, sosyal medyada bir paylaşım yapılmış, bir dilekçeye sizinle ilgili asılsız ifadeler yazılmıştır. Siz bunu aylar sonra duyarsınız. Bu durumda süre, duyduğunuz günden başlar.
Ancak burada ispat yükü fiilen size düşer. Savcılık “neden yedi ay sonra geldiniz” diye sorduğunda, öğrenme tarihinizi somut bir dayanağa oturtmanız gerekir. Tanık beyanı, mesaj kaydı, bir kuruma yazdığınız yazının tarihi, size gönderilen belgenin tebliğ tarihi işinizi görür. Elinizde hiçbir şey yoksa dosya “süre geçti” gerekçesiyle kapanabilir.
Faili bilmiyorsanız durum farklıdır. Kim olduğunu bilmediğiniz bir kişi hakkında şikayet hakkınızı kullanamayacağınız için sayaç işlemez. Anonim bir hesaptan hakaret edildiğinde, hesabın arkasındaki kişinin kimliği tespit edilene kadar süre başlamaz. Tespit üzerine öğrendiğiniz gün, sizin başlangıç gününüzdür. Yine de faili bilmeseniz bile savcılığa “meçhul şüpheli” olarak şikayette bulunmanızı öneririm; hem delil erken toplanır hem de sonradan süre tartışması yaşamazsınız.
Süreklilik Gösteren ve Tekrarlanan Olaylarda Başlangıç Tarihi
Bazı suçlar tek bir anda bitmez. Aynı kişi size aylarca hakaret ediyor, sürekli tehdit mesajı gönderiyor olabilir. Böyle durumlarda her fiil için ayrı bir altı aylık süre işler. On ay önceki mesaj için süreniz dolmuş olabilir; geçen hafta gelen mesaj için süreniz taptaze başlamıştır.
Zincirleme suç kabul edilen hallerde ise başlangıç son fiile bağlanır. TCK 66/6, zamanaşımının zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği günden başlayacağını düzenler. Şikayet süresi bakımından da Yargıtay’ın yerleşik uygulaması aynı mantığı benimser. Bu nedenle sürekli tacize uğrayan kişilerin eski olayları da dosyaya koymasında fayda vardır.
Pratikte şunu yapıyorum: müvekkilin elindeki bütün mesajları, kayıtları ve tanıkları tarih sırasına dizip savcılığa tek dilekçeyle sunuyorum. Süre içinde kalan son olay dosyayı açar, eski olaylar da failin kastını ve olayın sürekliliğini gösterir. Hakim ceza belirlerken bu bütünlüğe bakar.
Altı Ay Dolmadan Şikayetinizi Nereye, Nasıl Ulaştırırsınız
Şikayeti nereye yapacağınız konusunda kanun size kolaylık tanır. En doğru adres suçun işlendiği yerdeki Cumhuriyet Başsavcılığıdır. Ama karakola gitmeniz de yeterlidir; kolluk tutanağı düzenleyip dosyayı savcılığa gönderir.
CMK 158/1: (1) Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.
Valiliğe, kaymakamlığa veya mahkemeye verdiğiniz dilekçe de geçerlidir; CMK 158/2 gereği ilgili başsavcılığa gönderilir. Yurt dışındaysanız Türkiye’nin elçilik ve konsolosluklarına başvurabilirsiniz. Şikayetiniz yazılı olabileceği gibi, tutanağa geçirilmek üzere sözlü de olabilir. Sözlü şikayette tutanağın bir örneğini mutlaka isteyin.
Dilekçenizde şunlar bulunsun: kimlik ve iletişim bilgileriniz, olayın tarihi ve yeri, ne olduğunun sade anlatımı, failin kimliği veya tarifi, tanıkların ad ve telefonları, elinizdeki belgeler. En önemlisi de “şikayetçiyim” ifadesini açıkça yazmanızdır. “Bilgi vermek istiyorum” gibi belirsiz cümleler, sonradan şikayet sayılmama riski taşır.
Dikkat: Dilekçeyi elden verdiğinizde üzerine havale tarihi ve kayıt numarası alın. Süre tartışmasında sizi kurtaracak tek şey bu tarihtir. Posta ile gönderiyorsanız iadeli taahhütlü kullanın, gönderi belgesini saklayın.
Süreyi Kaçırdıysanız Elinizde Kalan Yollar
Süre gerçekten dolmuşsa ceza soruşturması yolu kapanır. Ama elinizde başka seçenekler kalır. İlk bakacağınız şey, olayın gerçekten şikayete bağlı bir suç olup olmadığıdır. Aynı olay birden fazla suçu birden oluşturabilir; hakaretin yanında tehdit varsa ya da fiil kamu görevlisine göreviyle bağlantılı işlenmişse tablo değişir.
İkinci yol tazminat davasıdır. Ceza şikayet süresinin geçmesi, hukuk mahkemesinde manevi tazminat isteme hakkınızı otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Haksız fiile dayalı tazminat davalarının kendi zamanaşımı süreleri vardır ve bunlar ceza şikayet süresinden bağımsızdır. Kişilik haklarınız zedelendiyse bu yolu değerlendirin.
Üçüncü olarak, süreklilik gösteren bir davranış söz konusuysa yeni bir fiil olup olmadığına bakın. Aynı kişi davranışını sürdürüyorsa, son eylem için süreniz yeniden başlamıştır. Eski olayı kapatın, yenisine odaklanın.
Karşı Taraf ‘Süre Geçti’ Diyorsa Dosyada Ne Yapmalısınız
Şüpheli ifadesinde veya vekili dilekçesinde neredeyse her zaman süre itirazı yapar. Bu itiraz otomatik olarak kabul edilmez. Savcı ve mahkeme, sürenin gerçekten dolup dolmadığını dosyadaki delillere göre değerlendirir. Sizin göreviniz, öğrenme tarihinizi somutlaştırmaktır.
Şu üçünden birini dosyaya koymaya çalışın: öğrendiğiniz anı gösteren bir yazışma, size olayı aktaran kişinin tanık olarak dinlenmesi talebi, ya da failin kimliğinin ne zaman tespit edildiğini gösteren resmi kayıt. Sosyal medya olaylarında erişim sağlayıcıdan gelen kimlik bilgisi yazısının tarihi çok işe yarar. Bu belge, “faili o gün öğrendim” iddianızı tek başına ispatlar.
Savcılık yine de kovuşturmaya yer olmadığına karar verirse, kararın size tebliğinden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hakimliğine itiraz edin. İtiraz dilekçenizde bütün soruşturmayı baştan anlatmayın; sadece sürenin neden dolmadığını, hangi belgenin bunu gösterdiğini yazın. Savcının kaçırdığı tek bir tarih, itirazın kabulü için yeterli olur.
Yaşanmış Olaydan
Büroma gelen kadın elinde karakoldan aldığı bir cevap kağıdıyla oturdu. Apartman toplantısında komşusunun kendisi hakkında ağır sözler söylediğini, olaydan yedi ay sonra başka bir komşudan öğrenmişti. Karakola gittiğinde “olay tarihinden altı ay geçmiş, süreniz doldu” cevabını almış, dilekçesi bile kayda alınmamıştı. İlk söylediğim şey şu oldu: karakolun bu değerlendirmeyi yapma yetkisi yok, süreyi savcı takdir eder.
Aynı gün savcılığa dilekçe verdik. Dilekçede olay tarihini değil, öğrenme tarihini merkeze aldım. Kendisine olayı aktaran komşunun ad ve telefonunu tanık olarak yazdım, o kişiyle yaptığı mesajlaşmanın tarihli ekran görüntülerini ekledim. Ayrıca toplantıda bulunan iki kişinin daha dinlenmesini talep ettim. Dosyanın kilit noktası tek bir tarihti: mesajlaşmanın günü, şikayetten sadece üç hafta önceydi.
Şüpheli ifadesinde beklendiği gibi süre itirazı yaptı. Savcı, tanık beyanı ve mesaj kayıtları karşısında öğrenmenin geç gerçekleştiğini kabul etti ve iddianame düzenledi. Dosya mahkemede çözüldü; komşu özür diledi, müvekkilim şikâyetinden vazgeçti ve dava düştü. Buradan çıkan ders şu: sürenin dolduğunu size adliye kapısında söyleyen kişi savcı değilse, o cevaba göre hareket etmeyin.
Sık Sorulan Sorular
Şikayet süresi 6 ay olay tarihinden mi yoksa faili öğrendiğim tarihten mi başlar?
TCK 73/2’ye göre süre, fiili ve failin kim olduğunu bildiğiniz veya öğrendiğiniz günden başlar. Olay tarihi tek başına belirleyici değildir, ancak hakaret suçunda fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yıllık bir üst sınır vardır.
Faili bilmiyorsam 6 aylık süre yine de işlemeye başlar mı?
Hayır, failin kimliğini öğrenmediğiniz sürece sayaç işlemez. Yine de faili meçhul olarak şikayette bulunmanız, delillerin erken toplanması açısından lehinize olur.
Şikayet süresini kaçırırsam savcılık ne karar verir?
Savcı kovuşturma olanağı bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karara, tebliğinden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hakimliğine itiraz edebilirsiniz.
Şikayetimi geri alırsam sonradan tekrar şikayetçi olabilir miyim?
Şikayetten vazgeçme kesin sonuç doğurur; aynı fiil için yeniden şikayetçi olamazsınız ve TCK 73/4 uyarınca dava düşer. Ayrıca iştirak halinde işlenen suçlarda bir sanık hakkındaki vazgeçme diğerlerini de kapsar.
Her suçta 6 aylık şikayet süresi var mı?
Hayır, bu süre yalnızca kanunda şikayete bağlı olduğu belirtilen suçlar için geçerlidir. Resen soruşturulan suçlarda savcı sizin talebiniz olmadan da harekete geçer, orada tek sınır dava zamanaşımıdır.
Şikayet dilekçemi e-Devlet veya CİMER üzerinden versem süre durur mu?
e-Devlet üzerinden savcılığa yapılan başvuru kayda girdiği tarihte yapılmış sayılır. CİMER ise CMK 158’de sayılan şikâyet mercileri arasında açıkça yer almaz; dilekçe başsavcılığa iletilir, ama hangi tarihin esas alınacağı tartışmalı olabilir. Ancak ben yine de aynı dilekçeyi savcılığa elden verip havale tarihi almanızı öneririm; süre tartışmasında en sağlam belge budur.
