Çocuk İstismarı İhbarı Nasıl Yapılır: Adım Adım Yol

Çocuk istismarından şüpheleniyorsanız ihbarı nereye, nasıl yaparsınız; isimsiz ihbar mümkün mü, bildirmezseniz sorumluluğunuz doğar mı, sonrasında ne olur.

Çocuk istismarı ihbarı nasıl yapılır sorusunun cevabı çoğu insanın sandığından çok daha basit: 155’i arayıp gördüğünüzü anlatmanız yeterli. Zorluk usulde değil, karar vermekte. Bir çocuğun davranışında, çiziminde ya da vücudunda tuhaf bir şey fark ettiniz; ama yanılıyor olma ihtimaliniz sizi felç ediyor. Ben bu tereddüdün ne kadar sürdüğünü dosyalardan biliyorum, ve o sürenin çocuğa neye mal olduğunu da.

Emin Değilsiniz, Sadece Şüpheleniyorsunuz: Yine de Bildirmeli misiniz

Evet. Kanun sizden kesinlik istemiyor, belirti istiyor. Sağlık çalışanları için TCK 280/1 doğrudan “suçun işlendiği yönünde bir belirti” ifadesini kullanır. Yani ispat yükü ihbarcının sırtında değil.

Uygulamada insanlar şöyle düşünüyor: “Yanılırsam bir ailenin hayatını mahvederim.” Bu kaygı anlaşılır. Ama denklemin diğer tarafını da görün. Yanılırsanız savcılık kısa sürede kovuşturmaya yer olmadığına karar verir, dosya kapanır. Yanılmıyorsanız ve susarsanız, çocuk aynı ortamda kalmaya devam eder.

Şüphenin somutlaşması gerekir, o kadar. Çocuğun yaşına uygun olmayan cinsel bilgi göstermesi, ani davranış değişikliği, belirli bir kişiyle yalnız kalmaktan kaçınması, açıklanamayan yaralanmalar. Bunlardan biri tek başına kesin değildir. Ama bir yetişkinin içine kurt düşürmeye yeter, ve bu yeterlidir.

İhbarı Nereye Yaparsınız: 155, 112, Savcılık ve Sosyal Hizmetler

Acil ve süregelen bir tehlike varsa 155’i arayın. Çocuk şu anda tehlikedeyse, örneğin failin evinde ve siz bunu biliyorsanız, başka hiçbir kanalı beklemeyin. Kolluk gece gündüz nöbetçi savcıya ulaşır.

Acil değilse Cumhuriyet Başsavcılığına gitmeniz daha sağlıklı olur. Orada ihbar dilekçenizi verirsiniz, ya da yazamıyorsanız anlatırsınız, tutanağa geçirilir.

CMK 158/5: (5) İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir.

 

DİKKAT: Kanun metinleri https://mevzuat.gov.tr/ adresinden alınmaktadır.

Valiliğe, kaymakamlığa veya mahkemeye yaptığınız başvuru da boşa gitmez; CMK 158/2 uyarınca bunlar ilgili savcılığa gönderilir. Sosyal Hizmetler ve ALO 183 hattı ise özellikle çocuğun bakım ve koruma ihtiyacı varsa devreye girer. Okul müdürlüğüne bildirim yapan öğretmenler için de CMK 158/4 önemlidir: kurum idaresine yapılan ihbar gecikmeksizin savcılığa iletilmek zorundadır.

Dikkat: Okul idaresine söylediniz diye görevinizin bittiğini düşünmeyin. Müdürün bildirmediğini fark ederseniz, siz doğrudan savcılığa başvurun. Zincirin bir halkasının kopması sizi de riske sokar.

Somut olayınızı birlikte değerlendirelim

Her dosya kendi ayrıntısında saklıdır; genel bilgi sizin olayınızın yerini tutmaz.

Danışma Talebi Oluştur

Adınızı Vermeden İhbar Edebilir misiniz, İsimsiz İhbar Dikkate Alınır mı

Edebilirsiniz. 155 hattına isim vermeden bildirimde bulunmanızın önünde engel yok. Savcılık isimsiz ihbarı da değerlendirir, ancak burada bir gerçeği söylemem lazım.

İsimsiz ve soyut ihbarların akıbeti çoğu zaman iyi olmuyor. CMK 158/6, ihbarın soyut ve genel nitelikte olması hâlinde soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilebileceğini düzenler. “Şu mahallede bir çocuğa kötülük yapılıyor” demek bir yere varmaz. Buna karşılık isim vermeseniz bile çocuğun adını, okulunu, adresini, gözlemlediğiniz somut olayı anlatırsanız savcı harekete geçecek malzemeyi bulur.

Kimliğiniz faile ayrıca bildirilmez, ancak bu mutlak bir güvence değildir: soruşturma dosyası şüphelinin ve müdafiinin incelemesine açıldığında ihbarcının adı görülebilir. Çocukların cinsel istismarı soruşturmalarında savcı, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürecekse dosya incelemesinin kısıtlanmasını hâkimden isteyebilir (CMK 153/2). Pratikte, adını vermekten çekinen öğretmenlere şunu söylüyorum: ihbarınızı yazılı ve somut yapın, ismi vermek istemiyorsanız kolluk üzerinden başlayın, ifadeye çağrıldığınızda zaten sürecin içindesiniz demektir.

Öğretmen, Doktor, Komşu: Susmanın Sizin İçin Doğurduğu Sonuç

Susmak da bir suç. Ve bu, çoğu insanın bilmediği kısım.

Sıradan bir vatandaş için TCK 278 devreye girer. İşlenmekte olan bir suçu bildirmemek başlı başına cezalandırılır, ve mağdur küçük bir çocuksa ceza daha da ağırlaşır.

TCK 278/3: (3) Mağdurun onbeşyaşını bitirmemiş bir çocuk, bedensel veya ruhsal bakımdan engelli olan ya da hamileliği nedeniyle kendisini savunamayacak durumda bulunan kimse olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza, yarı oranında artırılır.

Kamu görevlisiyseniz durum farklı. Devlet okulunda öğretmen, hastanede memur, muhtar, sosyal hizmet görevlisi olarak görevinizle bağlantılı şekilde öğrendiğiniz suçu bildirmezseniz TCK 279/1 uygulanır ve öngörülen ceza sıradan vatandaştan yüksektir. Doktor, diş hekimi, eczacı, ebe, hemşire iseniz TCK 280 sizin maddeniz; kimlerin “sağlık mesleği mensubu” sayıldığını 280/2 tek tek sayar.

Bir istisna var: TCK 278/4, tanıklıktan çekinebilecek kişiler bakımından cezaya hükmedilmeyeceğini söyler. Yani failin eşi ya da yakın hısmıysanız bildirmeme suçundan sorumlu tutulmazsınız. Ama koruma ve gözetim yükümlülüğünüz varsa bu koruma sizi kurtarmaz. Annelerin “ben eşimi ihbar edemezdim” savunması, çocuğunu koruma yükümlülüğü karşısında ayakta durmuyor.

İhbar Ederken Ne Anlatacaksınız: Tarih, Çocuğun Kendi Cümlesi ve İz

İhbarınızın kalitesi, soruşturmanın kaderini belirliyor. Savcı elinde ne varsa onunla yola çıkar.

Şu üç şeyi verin. Birincisi tarih: olayı ne zaman fark ettiniz, çocuk size ne zaman ne söyledi. “Geçenlerde” değil, “12 Mart Salı günü teneffüste” deyin. İkincisi çocuğun kendi cümlesi: ne dediyse aynen aktarın, yorumlamadan, düzeltmeden, kibarlaştırmadan. Çocuğun kullandığı kelimeler adli görüşmede karşılaştırma için hayati önemde. Üçüncüsü fiziksel iz: gördüğünüz morluk, yürüme güçlüğü, kıyafetteki leke, çocuğun çizdiği resim.

O resmi, o defteri, o mesajı saklayın. Atmayın, temizlemeyin, üstünü çizmeyin. Elinizde bir ekran görüntüsü varsa silinmeyecek şekilde yedekleyin. Ayrıca kendi gözlemlerinizi o gün tarih atarak bir kağıda yazın; aylar sonra ifadeye çağrıldığınızda hafızanız değil o not konuşacak.

Çocuğu Sorgulamayın: İhbar Öncesi Yapılan En Büyük Hata

İyi niyetle yapılan en yıkıcı hata bu. Çocuk size bir şey ima ediyor, siz de detay öğrenmek için üstüne gidiyorsunuz. “Nerede dokundu? Kaç kere oldu? Amcan mı yaptı?” Bu sorular dosyayı çökertebilir.

Nedeni şu: çocuk beyanı, telkinden en çok etkilenen delil türü. Siz “amcan mı yaptı” diye sorduğunuzda çocuğun zihnine bir isim yerleştirmiş olursunuz. Savunma avukatı duruşmada bunu kullanır, ve haklı da olur. Yönlendirilmiş ilk beyan, sonraki tüm anlatımın güvenilirliğini gölgeler.

Yapmanız gereken tek şey dinlemek. Çocuk anlatıyorsa kesmeyin, şaşırmayın, tepki vermeyin. “Bana söylediğin için iyi yaptın, bu senin suçun değil” deyin ve durun. Sonra ne duyduysanız aynen kayda geçirip yetkiliye taşıyın. Sorgulamak sizin işiniz değil; adli görüşme odasında uzmanların işi.

İhbardan Sonra Çocuğa Ne Olur: Koruma Tedbiri ve Adli Görüşme Odası

İhbar savcılığa ulaştığında iki hat aynı anda işler. Bir yanda ceza soruşturması yürür, diğer yanda çocuğun korunması için tedbir alınır.

Çocuk aynı evde tehlikedeyse çocuk mahkemesi acil koruma kararı verebilir, çocuk kurum bakımına ya da güvenli bir yakınının yanına alınır. Failin evden uzaklaştırılması da mümkündür; her dosyada çocuk aileden koparılmaz. Uygulamada tercih, çocuğu değil şüpheliyi ortamdan çıkarmak yönündedir.

Çocuğun beyanı ise artık karakolda alınmıyor. Adli görüşme odalarında, savcının nezaretinde, uzman eşliğinde ve kamera kaydıyla alınıyor.

CMK 236/5: (5) Türk Ceza Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların soruşturma evresindeki beyanları, bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınır. Mağdur çocuğun beyan ve görüntüleri kayda alınır. Kovuşturma evresinde ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdur çocuğun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilir. Mağdur çocuk yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın en yakın merkeze götürülmek suretiyle bu fıkrada belirtilen işlemler yerine getirilir.

Bunun amacı çocuğu tekrar tekrar konuşturmamak. CMK 236/2 psikolojisi bozulmuş çocuğun kural olarak bir defa dinlenebileceğini söyler; CMK 236/3 dinleme sırasında uzman bulundurulmasını zorunlu kılar. Kayıtlar dosyada saklanır, kimseye verilmez, gizliliği korunur. Yani çocuğunuz sanıkla yüz yüze getirilmez.

Velayet Kavgası Sırasında İhbar: İftiradan Yargılanır mısınız

Boşanma ve velayet dosyalarında bu iddia sık geliyor, ve savcılık artık bu dosyalara temkinli yaklaşıyor. Ama temkinli yaklaşmak, ihbarı yok saymak demek değil.

İftira suçu için tek bir şart aranır: fiilin işlenmediğini bilmek. TCK 267/1 bunu açıkça yazar; işlemediğini bildiği halde isnat eden kişi cezalandırılır. Şüphelendiği için ihbar eden kişi bu tanımın dışındadır. Yani “sonunda takipsizlik verildi” olması sizi otomatik olarak iftiracı yapmaz.

TCK 267/1: (1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Dikkat: Riskli olan şey, olmayan bir olayı kurgulamak ve buna delil uydurmaktır. TCK 267/2 maddi eser ve delil uydurulması hâlinde cezanın artacağını düzenler. Çocuğa cümle ezberletmek, sahte mesaj oluşturmak, yaralanmayı abartmak bu kapsama girer. Velayeti kazanmak için böyle bir yola giren ebeveyn, hem ceza alır hem velayeti kaybeder.

Eğer boşanma sürecindeyseniz ve gerçekten şüpheleniyorsanız, ihbarı yapın ama profesyonel yoldan yapın. Çocuğu bir uzmana götürün, gözlemlerinizi tarihli olarak not edin, kendi kendinize delil toplamaya çalışmayın. Aradaki fark, dosyanın iki yıl sonraki sonucunu değiştiriyor.

Yaşanmış Olaydan

Bana bir sınıf öğretmeni geldi, elinde katlanmış bir resim kağıdı vardı. Sekiz yaşındaki öğrencisi serbest etkinlik saatinde çizmiş; ev, aile, ve figürlerden birinde bir çocuğun anlamlandıramayacağı bir ayrıntı. Öğretmen kağıdı ilk gördüğünde katlayıp çekmecesine koymuş. Yedi hafta boyunca orada durmuş. Bana “yanılıyorsam o adamın hayatını mahvederim, ya çocuk sadece televizyonda gördüyse” diye anlattı, sesi titriyordu.

Kağıdı bozmadan saklamış olması işimizi kolaylaştırdı. Ona önce şunu söyledim: çocuğa hiçbir şey sormayın, resmi ona göstermeyin, hiçbir ismi ağzınıza almayın. Aynı gün öğretmenin gözlemlerini tarih sırasıyla yazdırdım; çocuğun hangi hafta hangi cümleyi kurduğunu, hangi günlerde okula gelmediğini. Ertesi sabah Cumhuriyet Başsavcılığına ihbar dilekçesini verdik, resmin aslını dosyaya ekledik. Savcılık aynı hafta çocuğu adli görüşme odasına yönlendirdi.

Çocuk uzman eşliğinde konuştu ve anlattığı şey öğretmenin şüphesini doğruladı. Şüpheli tutuklandı, çocuk hakkında koruyucu tedbir uygulandı ve çocuk annesinin yanında kaldı. Öğretmenin bana o gün sorduğu tek soru şuydu: “Yedi hafta beklediğim için ben de sorumlu muyum?” Hakkında işlem yapılmadı, ama o soruyu kendine sormaya devam etti. İhbarın gecikmesi, çoğu zaman hukuki sonucundan çok vicdani bir ağırlık bırakıyor.

Sık Sorulan Sorular

Çocuk istismarı ihbarını isimsiz yapabilir miyim, kimliğim faile söylenir mi?

İsimsiz ihbar yapabilirsiniz, ancak somut bilgi vermezseniz CMK 158/6 uyarınca soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilebilir. Kimliğiniz faile ayrıca bildirilmez, ancak dosya incelendiğinde adınız görülebilir; gerekirse savcıdan, dosya incelemesinin kısıtlanmasını hâkimden istemesini talep edebilirsiniz (CMK 153/2).

Emin olmadığım bir şüpheyi ihbar edersem iftira suçundan yargılanır mıyım?

Hayır. İftira için fiilin işlenmediğini bilerek isnat etmiş olmanız gerekir; şüpheye dayalı ve iyi niyetli ihbar bu kapsama girmez.

İhbarı yaptıktan sonra çocuk ailesinden alınır mı, ne tür koruma tedbiri uygulanır?

Çocuk otomatik olarak aileden alınmaz; tehlike kaynağı evdeyse önce failin uzaklaştırılması değerlendirilir. Ancak çocuğun güvenliği başka türlü sağlanamıyorsa kurum bakımı veya güvenli bir yakının yanına yerleştirme kararı verilebilir.

Öğretmen veya doktorsam bildirmediğimde hakkımda soruşturma açılır mı?

Evet. Devlet okulundaki öğretmen için TCK 279, doktor ve hemşire gibi sağlık mesleği mensupları için TCK 280 uygulanır ve bu suçlar resen soruşturulur.

Şikâyetimden vazgeçersem çocuk istismarı soruşturması durur mu?

Hayır. Çocukların cinsel istismarı şikâyete bağlı bir suç değildir; savcılık öğrendiği andan itibaren kendiliğinden soruşturur ve vazgeçme dosyayı kapatmaz.

Olay yıllar önce yaşandıysa şimdi ihbar etmenin bir anlamı var mı?

Var. Bu suçlarda dava zamanaşımı uzundur; ayrıca suç çocuğa karşı üstsoyu veya üzerinde hüküm ve nüfuzu olan biri tarafından işlendiyse süre çocuk on sekiz yaşını bitirdikten sonra işlemeye başlar (TCK 66/6). Failin başka çocuklara yönelik eylemlerinin ortaya çıkması bakımından da geç ihbarın değeri büyüktür.

Av. Yakup Yıkılmaz
Bu rehberi hazırlayan

Av. Yakup Yıkılmaz

Ankara 1 Nolu Barosu · Baro Sicil No: 47680 · Baro kaydını doğrulayın

Ankara 1 Nolu Barosu'na kayıtlı serbest avukat. Mutalaa.org'un kurucusu; bu sitedeki rehberlerin ve hesaplama araçlarının yazarı.