Cinsel Suçlarda Deliller Nasıl Toplanır: Adım Adım Süreç

Cinsel suç dosyalarında doktor raporu, beden muayenesi, telefon incelemesi ve beyan nasıl delile dönüşür? Süreci ve haklarınızı adım adım anlatıyorum.

Cinsel suçlarda deliller nasıl toplanır sorusunun cevabı, çoğu dosyada davanın kaderini doğrudan belirler. Bu suçlarda olay genellikle iki kişi arasında, tanıksız bir ortamda yaşanır. Bu yüzden savcılık beyanın yanına fiziksel ve dijital iz koymaya çalışır: adli muayene raporu, biyolojik örnek, telefon mesajları, kamera kayıtları. Şikayetin yapıldığı ilk 24-48 saat, bu izlerin çoğunun bulunabileceği tek zaman aralığıdır. Hem şikayet eden hem de şüpheli konumundaki kişi için bu saatlerde atılan adımlar geri alınamaz.

Şikayetten Sonraki İlk Saatlerde Hangi Deliller Toplanıyor

Şikayet karakola ya da doğrudan savcılığa yapıldığında ilk iş mağdurun hastaneye sevkidir. Adli tıp uzmanı ya da nöbetçi hekim muayene eder, vücuttaki darp izlerini fotoğraflar, gerekli görürse biyolojik örnek alır. Aynı anda mağdurun olay sırasında üzerinde bulunan kıyafetleri poşetlenip kriminal laboratuvara gönderilir. Yıkanmış kıyafet ya da duş almış beden, çoğu zaman elde edilebilecek en güçlü delili yok eder.

Şüpheli yakalanmışsa onun üzerinde de benzer bir işlem yapılır. Tırnak arası örneği, kıyafet, varsa vücudundaki çizik ve tırmık izleri kayda geçer. Kolluk bu arada olay yerinin fotoğrafını çeker, çevredeki güvenlik kameralarını tespit eder. Kamera kayıtları çoğu işletmede 7 ila 15 gün sonra kendiliğinden silinir; bu yüzden ilk günlerde talep edilmezse kaybolur.

Baz istasyonu (telefonun hangi bölgede sinyal verdiğini gösteren kayıt) ve HTS kayıtları da bu aşamada istenir. Bunlar iki kişinin aynı saatte aynı yerde bulunup bulunmadığını gösterir. Kimin kimi ne zaman aradığı, hangi mesajın hangi dakikada gittiği çoğu dosyada beyanı doğrular ya da çürütür.

Beden Muayenesi ve Vücuttan Örnek Alma Kimin Kararıyla Yapılır

Şüphelinin iç beden muayenesinden geçirilmesi ya da kan, tükürük, saç gibi örnek verilmesi keyfi bir işlem değildir. Kanun bunu hâkim kararına bağlar, ancak acele hallerde savcıya da yetki tanır. Savcının verdiği karar 24 saat içinde hâkime sunulmak zorundadır.

CMK 75/1: (1) Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re’sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.

 

DİKKAT: Kanun metinleri https://mevzuat.gov.tr/ adresinden alınmaktadır.

CMK 75/4’e göre cinsel organ veya anüs bölgesindeki muayene de iç beden muayenesi sayılır. Yani bu bölgeye yönelik her inceleme, yukarıdaki karar şartına tabidir. CMK 75/3 uyarınca işlemi ancak hekim veya sağlık mesleği mensubu yapabilir; kolluk görevlisi yapamaz. CMK 75/2’ye göre de müdahalenin kişinin sağlığına zarar verme tehlikesi taşımaması gerekir.

Mağdur açısından durum farklıdır. CMK 76/2’ye göre mağdur rıza gösteriyorsa ayrıca hâkim ya da savcı kararı aranmaz. Rıza yoksa CMK 76/1’deki karar mekanizması işler ve sağlığı tehlikeye düşürmeme, cerrahi müdahalede bulunmama şartları aranır. CMK 76/4 ise tanıklıktan çekinme sebebi olan kişilere muayeneden kaçınma hakkı tanır.

Dikkat: Onaylanmayan savcı kararına dayanılarak alınan örnek hükümsüzdür ve o delil dosyada kullanılamaz. Muayene tarihinden sonra hâkim onayının dosyaya girip girmediğini mutlaka kontrol ettirin.

Somut olayınızı birlikte değerlendirelim

Her dosya kendi ayrıntısında saklıdır; genel bilgi sizin olayınızın yerini tutmaz.

Danışma Talebi Oluştur

Telefonunuza ve Bilgisayarınıza El Konulursa Ne Oluyor

Cinsel suç dosyalarının çoğunda belirleyici delil artık telefondan çıkıyor. WhatsApp yazışmaları, silinmiş mesajlar, konum geçmişi, galerideki fotoğraflar inceleniyor. Ancak bu inceleme için kanun ciddi bir eşik koymuş durumda.

CMK 134/1: (1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir.

Buradaki iki şart kritiktir: somut delillere dayanan kuvvetli şüphe ve başka yolla delil elde edememe. Sırf şikayet var diye, başka hiçbir belirti yokken telefona el konulması bu şartı karşılamaz. Uygulamada savcılıklar gecikmesinde sakınca bulunduğunu belirterek karar verir, sonra hâkim onayına sunar.

CMK 134/3’e göre el koyma sırasında sistemdeki bütün verilerin yedeği alınır. CMK 134/4 ise bu yedekten bir kopyanın şüpheliye veya avukatına verilmesini ve durumun tutanağa geçirilmesini zorunlu kılar. Bu kopya sizin en önemli savunma aracınızdır; çünkü inceleme raporunda sadece aleyhinize olan mesajlar seçilip sunulduğunda, konuşmanın öncesini ve sonrasını ancak kendi kopyanızla gösterebilirsiniz. Kopya verilmemişse tutanağa şerh düşürün.

CMK 134/2’ye göre şifre çözüldükten ve kopyalar alındıktan sonra cihaz gecikme olmaksızın iade edilir. Pratikte iade, adli bilişim raporunun tamamlanmasına bağlı olarak aylar sürebiliyor. Bu durumda cihazın iadesi için savcılığa dilekçe verilebilir, ret halinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilir.

Mağdur Kaç Kez Dinleniyor, Beyan Nasıl Kayda Geçiyor

Kanun, mağduru defalarca aynı olayı anlatmak zorunda bırakmamayı amaçlar. CMK 236/2’ye göre suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, soruşturma ve kovuşturmada kural olarak bir defa dinlenir. Maddi gerçeğin ortaya çıkması zorunlu kılıyorsa tekrar dinleme mümkündür. CMK 236/3 uyarınca bu dinleme sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında bir uzman bulundurulur.

CMK 236/5: (5) Türk Ceza Kanununun 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçlardan mağdur olan çocukların soruşturma evresindeki beyanları, bunlara yönelik hizmet veren merkezlerde Cumhuriyet savcısının nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınır. Mağdur çocuğun beyan ve görüntüleri kayda alınır. Kovuşturma evresinde ise ancak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından mağdur çocuğun beyanının alınması veya başkaca bir işlem yapılmasında zorunluluk bulunması hâlinde bu işlem, mahkeme veya görevlendireceği naip hâkim tarafından bu merkezlerde uzmanlar aracılığıyla yerine getirilir. Mağdur çocuk yargı çevresi ve mülkî sınırlara bakılmaksızın en yakın merkeze götürülmek suretiyle bu fıkrada belirtilen işlemler yerine getirilir.

Bu fıkra çocuğun nitelikli cinsel istismarı bakımından özel bir usul getirir. Beyan, Adli Görüşme Odası bulunan merkezlerde, savcının nezaretinde uzman aracılığıyla alınır ve görüntü kaydedilir. CMK 236/6 ise yetişkin mağdurun nitelikli cinsel saldırı beyanı için aynı usulü öngörür; ancak kayıt için mağdurun rızası aranır.

CMK 236/8’e göre bu kayıtlar yazılı tutanağa dönüştürülür ve talep eden şüpheliye, sanığa, müdafie veya vekile verilir. Kayıtların kendisi ise ancak soruşturma ve kovuşturma makamlarının gözetiminde izletilebilir. Savunma açısından bu izleme hakkını kullanmak önemlidir; tutanağa geçmeyen duraksamalar, yönlendirici sorular ve beden dili ancak görüntüde fark edilir.

Ortada Tek Delil Beyansa Mahkeme Neye Bakıyor

Cinsel suç dosyalarının önemli bir kısmında fiziksel iz yoktur. Olayın üzerinden zaman geçmiştir, muayene bulgusu negatiftir, tanık da yoktur. Böyle dosyalarda mahkeme mağdur beyanının tek başına mahkumiyete yetip yetmeyeceğini tartışır.

CMK 217/1: (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.

Yargıtay’ın yerleşik uygulaması, mağdur beyanının belli özellikleri taşıması halinde tek başına hükme esas alınabileceği yönündedir. Aranan şey şudur: beyan kendi içinde tutarlı olmalı, zaman içinde değişmemeli, hayatın olağan akışına uygun olmalı ve mağdurun sanığa iftira atmasını gerektirecek bir husumet bulunmamalı. Beyanın aşamalarda değişmesi, önemli ayrıntıların sonradan eklenmesi ya da taraflar arasında öncesine dayanan bir alacak veya boşanma çekişmesi bulunması, beyanın gücünü ciddi biçimde zayıflatır.

Savunma tarafındaysanız yapılacak iş, beyanın kendisiyle çelişen noktalarını somut belgeyle göstermektir. Mesaj kayıtları, kamera görüntüleri, baz istasyonu verileri ve tanık anlatımları bu iş için kullanılır. Sadece “olmadı” demek, tek başına bir sonuç doğurmaz.

Hukuka Aykırı Toplanan Delil Dosyadan Çıkar mı

Ceza yargılamasında delilin nasıl elde edildiği, ne olduğu kadar önemlidir. Anayasa ve CMK, hukuka aykırı yolla elde edilen delilin hükme esas alınmasını yasaklar.

CMK 217/2: (2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.

Pratikte en sık karşılaştığım aykırılıklar şunlardır: savcı kararıyla yapılan beden muayenesinin 24 saat içinde hâkim onayına sunulmaması, telefon incelemesinin hâkim kararı olmadan yapılması, yedekten kopyanın şüpheliye verilmemesi, arama sırasında tutanağa imza attırılmaması. Bunların her biri delilin değerlendirme dışı bırakılması için gerekçe olabilir.

Ancak bu itirazlar kendiliğinden dikkate alınmaz. Dosyayı baştan sona okuyup, hangi işlemin hangi tarihte, hangi kararla yapıldığını çıkarmak gerekir. İtirazı iddianame düzenlenmeden önce yapmak, kovuşturma aşamasında yapmaktan çok daha etkilidir. Delil değerlendirme dışı kalırsa dosyada geriye ne kaldığı sorusu gündeme gelir; birçok dosyada geriye pek bir şey kalmaz.

Sizin Lehinize Olan Delilleri Toplatmanın Yolu Nedir

Soruşturmayı savcılık yürütür ama savcılık her şeyi kendiliğinden araştırmaz. Lehinize olan delilleri isim isim, tarih tarih göstererek talep etmeniz gerekir. Bunun yolu savcılığa verilecek delil toplama talepli dilekçedir.

Dilekçede şunları somut yazın: hangi işletmenin kamerasının hangi saat aralığında istendiğini, hangi numaraya ait HTS kaydının hangi tarih aralığını kapsaması gerektiğini, hangi tanığın adresini, hangi hesaptaki yazışmanın hangi tarihte yapıldığını. “Kamera kayıtları getirtilsin” gibi genel bir talep çoğu zaman sonuçsuz kalır. Kamera kayıtlarının silinme süresi kısadır; talebi günler içinde vermek gerekir.

Talebiniz reddedilirse ret kararı dosyaya girer ve bu da bir kazançtır. Kovuşturma aşamasında mahkemeden aynı delilin toplanmasını yeniden isteyebilirsiniz. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilirse, eksik soruşturma gerekçesiyle sulh ceza hâkimliğine itiraz edilir.

Delil Toplama Aşamasında Yapmamanız Gereken Şeyler

Şüpheli konumundaysanız yapılan en yaygın hata, ifadeyi avukatsız vermektir. İlk ifade dosyanın omurgasını oluşturur ve sonradan değiştirilen her anlatım aleyhinize yorumlanır. Panikle söylenen “böyle bir şey olmadı, onu hiç görmedim” cümlesi, telefon kayıtları çıktığında savunmanızı çökertir.

İkinci hata dijital veriyi silmektir. Mesajları silmek, hesabı kapatmak, telefonu fabrika ayarlarına döndürmek delil karartma olarak değerlendirilir ve tutuklama gerekçesi haline gelir. Kaldı ki silinen veriler adli bilişim incelemesinde çoğunlukla geri getirilir. Silmek yerine, lehinize olan yazışmaların noter onaylı çıktısını almak doğru olanıdır.

Dikkat: Şikayetçiyle ya da yakınlarıyla doğrudan iletişime geçmeyin. Uzlaşma amacıyla atılan bir mesaj bile baskı ve tehdit olarak yorumlanabilir, üstelik yeni bir suç dosyası açılmasına yol açar. Her türlü iletişimi avukatınız üzerinden kurun.

Mağdur tarafındaysanız hata, muayeneyi geciktirmektir. Duş almak, kıyafet değiştirmek ve yıkamak biyolojik izleri ortadan kaldırır. Şikayet etmekte tereddüt etseniz bile hastaneye gidip muayene olun; şikayet kararınızı sonra da verebilirsiniz, ama kaybolan iz geri gelmez.

Yaşanmış Olaydan

Bir dosya bana gözaltının ikinci günü geldi. Müvekkil bir akşam buluşmasının ardından ertesi sabah evinden alınmıştı; şikayet aynı gün yapılmış, şikayetçi de aynı gün hastanede adli muayeneden geçirilmişti. Karakolda telefonuna el konulmuş, savcılık gecikmesinde sakınca bulunduğu gerekçesiyle inceleme kararı vermişti. Ailesi beni aradığında müvekkil ifade vermek üzere savcılığa çıkarılmayı bekliyordu ve dosyada iki şey vardı: muayene raporu ve telefondan çıkacak mesajlar.

İlk yaptığım iş ifadeyi geciktirmeden, ama hazırlıklı vermekti. Müvekkile hiçbir şeyi inkâr etmemesini, buluşmayı ve iletişimi olduğu gibi anlatmasını söyledim; çünkü telefon zaten savcılıktaydı ve inkâr edilen her ayrıntı birkaç hafta sonra karşımıza çıkacaktı. İkinci olarak el koyma tutanağını istedim ve yedekten kopyanın müvekkile verilmediğini gördüm. Bunu tutanağa şerh düşürdük, ardından dilekçeyle kopya talep ettik. Aynı dilekçede buluşmanın yapıldığı mekânın kamera kaydının, iki numaraya ait HTS kayıtlarının ve olay saatindeki baz istasyonu verilerinin istenmesini talep ettim. Kamera kaydı için acele ettik, çünkü işletmenin sistemi on gün sonra üzerine yazıyordu.

Adli muayene raporunda cebir veya darbe bulgusu yoktu. Kamera kaydı ise iki kişinin mekândan birlikte, konuşarak ve zorlama olmaksızın çıktığını gösteriyordu. Telefon incelemesi tamamlandığında, olayın ertesi günü şikayetçiden gelen ve ilişkiye değil başka bir konuya dayanan bir tartışma yazışması ortaya çıktı. Bu üç veriyi birleştirip savcılığa kapsamlı bir dilekçe sunduk. Soruşturma kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla kapandı. Sonucu belirleyen şey, ilk hafta içinde talep edilen kamera kaydı oldu; on gün geç kalsaydık o kayıt hiç var olmayacaktı.

Sık Sorulan Sorular

Beden muayenesi ve DNA örneği vermeyi reddedebilir miyim?

Şüpheli iseniz usulüne uygun hâkim veya savcı kararı varsa işlem zorla da yapılabilir, ancak CMK 75/6’ya göre bu karara itiraz hakkınız vardır. Mağdur iseniz CMK 76/4’teki tanıklıktan çekinme sebepleri varsa muayeneden ve örnek vermekten kaçınabilirsiniz.

Telefonuma el konulursa şifremi vermek zorunda mıyım?

Kendinizi suçlayıcı beyanda bulunmama hakkınız gereği şifre vermeye zorlanamazsınız, ancak CMK 134/2 şifre çözülemediğinde cihaza el konulmasına izin verir. Pratikte şifre verilmediğinde cihaz adli bilişime gider ve elinizde kalma süresi uzar.

Mağdurun tek başına beyanı mahkumiyet için yeterli olur mu?

Evet, olabilir; beyan tutarlı, değişmez ve hayatın olağan akışına uygunsa, mağdurun iftira atmasını gerektiren bir sebep de yoksa mahkeme buna dayanarak hüküm kurabilir. Bu yüzden savunmanın işi, beyandaki çelişkileri somut belgeyle ortaya koymaktır.

Olaydan günler sonra yapılan doktor muayenesi işe yarar mı?

Biyolojik örnek bakımından şansınız hızla azalır, ama darp izi, morluk ve ruhsal durum tespiti bakımından geç muayene de değerlidir. Muayene olmamış olmak beyanı geçersiz kılmaz; muayene olmuş olmak ise beyanı güçlendirir.

Kendi topladığım ses kaydı veya mesajlar delil sayılır mı?

CMK 217/2 gereği delilin hukuka uygun elde edilmiş olması şarttır; kendi taraf olduğunuz bir konuşmayı, kaybolma tehlikesi bulunan bir durumu belgelemek için kaydettiyseniz uygulamada bu kabul edilebiliyor. Ancak başkalarının konuşmasını gizlice kaydetmek hem delil olmaz hem de size ayrı bir suç dosyası açtırır.

El konulan telefonum ne zaman geri verilir?

CMK 134/2’ye göre şifre çözülüp gerekli kopyalar alındıktan sonra cihaz gecikme olmaksızın iade edilir. Uygulamada bu süre adli bilişim raporunun tamamlanmasına bağlıdır; beklemek yerine savcılığa iade talebi verin, ret gelirse sulh ceza hâkimliğine itiraz edin.

Av. Yakup Yıkılmaz
Bu rehberi hazırlayan

Av. Yakup Yıkılmaz

Ankara 1 Nolu Barosu · Baro Sicil No: 47680 · Baro kaydını doğrulayın

Ankara 1 Nolu Barosu'na kayıtlı serbest avukat. Mutalaa.org'un kurucusu; bu sitedeki rehberlerin ve hesaplama araçlarının yazarı.