Tutukluluk Süresi En Fazla Ne Kadar? Suça Göre Sınırlar
Tutukluluk süresi en fazla ne kadar sürer? Soruşturma ve kovuşturmada azami süreler, uzatma kararı, otuz günlük inceleme ve tahliye talebi anlatılıyor.
Tutukluluk süresi en fazla ne kadar sorusunun tek bir cevabı yok; suçun hangi mahkemede görüldüğüne ve dosyanın hangi aşamada olduğuna göre değişiyor. Yakınınız cezaevindeyse aklınızdaki soru muhtemelen şu: “Bu ne zaman bitecek?” Kanun burada iki ayrı sayaç işletiyor. Biri savcılık aşamasında, diğeri dava açıldıktan sonra çalışıyor. İkisini karıştırmak, aylarca boşa beklemeye yol açıyor.
Soruşturmadaki Sayaç ile Davadaki Sayaç Aynı Şey Değil
Bir ceza dosyası iki evreden geçer. Savcının delil topladığı, ifade aldığı, iddianame hazırladığı dönem soruşturma evresidir. İddianame mahkemece kabul edilince kovuşturma, yani dava aşaması başlar. Tutukluluk süreleri bu iki evre için ayrı ayrı düzenlenmiştir.
CMK 102/4’e göre soruşturma evresinde tutukluluk, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde altı ayı, ağır ceza kapsamındaki işlerde bir yılı geçemez. Devlete karşı işlenen belli suçlarda, terör suçlarında ve toplu işlenen suçlarda bu süre bir yıl altı ay olup gerekçe gösterilerek altı ay daha uzatılabilir. Yani savcı elini kolunu sallayarak yıllarca iddianame yazmadan bekleyemez.
Buradaki en sık yanılgı şu: insanlar soruşturma süresinin dolduğunu görünce “artık toplam süre bitti” sanıyor. Öyle değil. İddianame kabul edilince kovuşturma sayacı devreye girer ve süre baştan işlemeye başlamaz ama üst sınır büyür. Pratikte tutukluluk, savcılık aşaması bitmeden çok nadiren azami sınıra dayanır.
Ağır Ceza Kapsamındaki Suçlarda Süre Neden Katlanıyor
Kanun koyucu, cezası ağır olan ve delil toplanması zaman alan suçlarda yargılamanın uzayacağını kabul etmiş. Bu yüzden ağır ceza mahkemesinin baktığı işlerde tavan yükseltilmiş. Uyuşturucu ticareti, kasten öldürme, yağma, nitelikli dolandırıcılığın bazı halleri bu kapsama girer.
CMK 102/2: (2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılı geçemez.18
Görüldüğü gibi iki yıl bir başlangıç. Uzatmayla toplam üç yıl, belli suç grupları için beş yıl mümkün. Ağır ceza dışındaki işlerde ise tablo çok daha dar: CMK 102/1 uyarınca en çok bir yıl, zorunlu hallerde gerekçe gösterilerek altı ay daha.
Sanık çocuksa hesap değişir. CMK 102/5’e göre fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklarda süreler yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklarda dörtte üç oranında uygulanır. Dosyada yaş küçüklüğü varsa bunu dilekçenizde ayrıca vurgulayın; uygulamada gözden kaçabiliyor.
Somut olayınızı birlikte değerlendirelim
Her dosya kendi ayrıntısında saklıdır; genel bilgi sizin olayınızın yerini tutmaz.
Uzatma Kararında Hâkimin Yazmak Zorunda Olduğu Şey
Süreyi uzatmak matbu bir işlem değildir. CMK 102/3’e göre uzatma kararı, savcının, şüpheli veya sanık ile müdafiin görüşleri alındıktan sonra verilir. Yani sizin ya da avukatınızın görüşü alınmadan verilen uzatma kararı usule aykırıdır.
Kararın içeriği için de kanun bir çerçeve çizmiş. Tutuklamaya, devamına veya tahliye talebinin reddine ilişkin her kararda dört şeyin somut olgularla gösterilmesi gerekir.
CMK 101/2: (2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
- a) Kuvvetli suç şüphesini,
- b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
- c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
- d) Adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.
Uygulamada en çok karşılaştığım sorun, “kaçma şüphesi ve delil karartma ihtimali” cümlesinin her karara kopyalanmasıdır. Bu bir gerekçe değil, kalıptır. İtiraz dilekçenizde tam olarak buna yüklenin: dosyada delillerin toplandığını, tanıkların dinlendiğini, sanığın sabit ikametgâhı olduğunu somut olarak yazın.
Azami Süre Dolduğunda Kapı Kendiliğinden Açılır mı
Hayır. Cezaevinin kapısı takvim dolduğu gün otomatik açılmaz. Tahliye için bir karar gerekir ve bu kararı mahkeme verir. Teoride mahkeme resen karar vermeli, pratikte çoğu zaman biri hatırlatmalı.
Dikkat: Azami süre dolduğu halde tutukluluğun sürdüğü dosyalarda beklemek en kötü seçenektir. Derhal mahkemeye tahliye talebi verin, reddedilirse itiraz edin, sonuç alamazsanız Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolu açılır. Süre aşımı, sonradan tazminat hakkı da doğurur.
Bir de şunu bilin: azami süre bir hedef değil, tavan. Mahkeme tutuklamanın ölçülü olmadığını gördüğü anda çok daha erken tahliye vermek zorundadır. CMK 100/1’e göre işin önemiyle ve beklenen cezayla ölçülü olmayan tutuklama zaten hukuka aykırıdır.
Otuz Günde Bir Dosyanıza Bakılıyor: Bunu Nasıl Kullanırsınız
Tutukluluk, karar verildikten sonra unutulan bir durum değildir. CMK 108 uyarınca soruşturma evresinde hâkim, belirli aralıklarla tutukluluğun devam edip etmeyeceğini resen inceler. Kovuşturma evresinde ise mahkeme her oturumda, koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında da bu değerlendirmeyi yapar.
Bu incelemeler çoğu zaman dosya üzerinden, hızlıca yapılır. İşte tam burada bir şey yapabilirsiniz. İnceleme tarihinden birkaç gün önce dosyaya yeni bir bilgi girin: adres beyanı, işyeri yazısı, sağlık raporu, tanık ifadelerinin tamamlandığını gösteren tutanak.
Ben genellikle her incelemeye ayrı bir dilekçe yetiştiririm. Aynı metni tekrar tekrar sunmak işe yaramaz; her seferinde dosyada değişen bir şeyi göstermek gerekir. Deliller toplandıkça delil karartma gerekçesi zayıflar, bunu hâkime somut olarak göstermelisiniz.
Tahliye Talebiniz ile İtiraz Arasındaki Farkı Karıştırmayın
İki ayrı yol var ve ikisi farklı mercilere gider. Tahliye talebi, dosyanın bulunduğu hâkim veya mahkemeye yapılan bir istemdir. CMK 104/1 uyarınca soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında serbest bırakılma istenebilir; bu talebi sınırsız sayıda tekrarlayabilirsiniz.
İtiraz ise verilmiş bir karara karşı üst mercie gitmektir. CMK 101/5’e göre tutuklama kararlarına itiraz edilebilir; CMK 104/2’ye göre tutukluluğun devamına veya salıverilmeye ilişkin kararlar da itiraza açıktır. İtirazı, kararı veren merci uygun görmezse üst mercie gönderir.
Talebin karara bağlanma süresi de kanunda yazılı. CMK 105/1’e göre görüşler alındıktan sonra üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adli kontrol (tutuklanmadan, imza atma gibi yükümlülüklerle serbest kalma) uygulanmasına karar verilir. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda bu süre yedi gün olarak uygulanır.
Süre Aşıldıysa veya Beraat Ettiyseniz Tazminat Yolu
Haksız tutukluluk devletten tazminat istemenizi sağlar. CMK 141 bunun hallerini tek tek saymış. Sizin durumunuzu en çok ilgilendiren iki bent var.
CMK 141/1-a: Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
Dikkat: Kanun maddeleri http://mevzuat.gov.tr adresinden alınmaktadır.
Azami süre aşıldığı halde tutukluluğun sürdürülmesi bu bendin tam kapsamına girer. Ayrıca beraat eden veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen kişiler de tazminat isteyebilir. CMK 141/2’ye göre bu kararları veren merciler, ilgiliye tazminat hakkı bulunduğunu bildirmek ve bunu karara yazmak zorundadır.
Dava, hâkim veya savcıya karşı değil, devlet aleyhine açılır. CMK 141/3 bunu açıkça söylüyor. Tazminat davası için süre sınırı vardır ve karar kesinleştikten sonra işler; kararı elinize aldığınız gün bir avukata danışın, bekleyip hak kaybı yaşamayın.
Yaşanmış Olaydan
Bir uyuşturucu ticareti dosyası için ailesi bana geldiğinde, oğulları yaklaşık on aydır tutukluydu. Her hafta cezaevine gidiyorlar, görüşte “iddianame gelmedi, süre doldu, artık çıkarmaları lazım” diye konuşuyorlardı. Kimse dosyaya tek satır dilekçe vermemişti. Vekâletnamesi olan bir avukat da yoktu; sorgu sırasında görevlendirilen meslektaş dosyayı bir daha açmamıştı.
İlk iş dosyayı inceledim. Soruşturma sürüyordu, ancak sanığa yüklenen fiil bakımından toplanacak delil kalmamıştı: telefon incelemesi tamamlanmış, tanıklar dinlenmiş, arama tutanakları dosyaya girmişti. Aynı hafta sulh ceza hâkimliğine tahliye talebi verdim. Talebimde delil karartma ihtimalinin fiilen ortadan kalktığını, müvekkilin sabit ikametgâhı ve düzenli işi olduğunu, adli kontrolün yeterli olacağını somut olarak yazdım. Talep reddedildi. Ret kararı, ilk tutuklama kararının neredeyse birebir kopyasıydı; bunu itiraz dilekçemin merkezine koydum.
İtiraz mercii, dosyanın geldiği aşamayı dikkate alarak tutukluluğun devamını ölçüsüz buldu ve müvekkil adli kontrolle serbest bırakıldı. Haftada iki gün imza ve yurt dışı çıkış yasağı verildi. Aile bunu duyunca ilk söyledikleri şu oldu: “Keşke aylar önce dilekçe verseymişiz.” Doğruydu. Cezaevi ziyareti hiçbir hukuki sonuç doğurmaz; sonucu doğuran şey, dosyaya giren yazılı taleptir.
Sık Sorulan Sorular
Tutukluluk süresi dolduğunda tahliye kendiliğinden mi olur?
Hayır, tahliye için mutlaka bir mahkeme kararı gerekir. Süre dolduğu halde bekleniyorsa hemen tahliye talebi verin ve reddedilirse itiraz edin.
Gözaltında geçen günler tutukluluk süresine sayılır mı?
Gözaltı ve tutukluluk ayrı tedbirlerdir, ancak ikisinde de özgürlüğünüzden yoksun kalırsınız ve infazda mahsup edilir. Azami tutukluluk süresi hesabında ise esas alınan başlangıç, tutuklama kararının uygulandığı tarihtir.
Tutukluluk süresi cezadan düşülür mü?
Evet. Tutuklulukta ve gözaltında geçirdiğiniz süre, mahkûmiyet halinde infaz edilecek cezadan mahsup edilir.
Tahliye talebim reddedilirse aynı talebi tekrar verebilir miyim?
Verebilirsiniz; CMK 104/1 soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında salıverilme istenmesine izin verir. Ancak her yeni talepte dosyadaki değişen bir olguyu göstermeniz sonuç alma ihtimalini yükseltir.
İstinafta veya Yargıtay’da geçen süre tutukluluk süresine dahil mi?
Dosya üst mercide olsa da tutukluluk devam ettiği için bu süre hesaba katılır. CMK 104/3’e göre salıverilme istemi hakkında bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi dosya üzerinden karar verir, bu karar resen de verilebilir.
Tutukluluk kararına kaç gün içinde itiraz edebilirim?
İtiraz için kanunda öngörülen kısa süre, kararın öğrenildiği tarihten itibaren işler; bu nedenle kararı elinize aldığınız gün harekete geçin. Süreyi kaçırırsanız bile ayrıca tahliye talebi verme hakkınız her aşamada devam eder.
Süre aşımı nedeniyle tazminat davası nereye açılır?
Dava devlet aleyhine, ağır ceza mahkemesinde açılır. Kararın kesinleşmesinden sonra kanunda öngörülen süre içinde başvurmanız gerekir; gecikirseniz hakkınız düşer.
