Özel kanunlarla ilişki
Madde 5- (1) Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.
MADDE GEREKÇESİ
Madde 5- Özel ceza kanunlarında ve ceza içeren kanunlarda suç tanımlarına yer verilmesinin yanı sıra, çoğu zaman örneğin teşebbüs, iştirak ve içtima gibi konularda da bu Kanunda benimsenen ilkelerle çelişen hükümlere yer verilmektedir. Böylece, ceza kanununda benimsenen genel kurallara aykırı uygulamaların yolu açılmakta ve temel ilkeler dolanılmaktadır. Tüm bu sakıncaların önüne geçebilmek bakımından, ayrıca hukuk uygulamasında birliği sağlamak ve hukuk güvenliğini sağlamak için; diğer kanunlarda sadece özel suç tanımlarına yer verilmesi ve bu suçlarla ilgili yaptırımların belirlenmesi ile yetinilmelidir. Buna karşılık, suç ve yaptırımlarla ilgili olarak bu kanunda belirlenen genel ilkelerin, özel kanunlarda tanımlanan suçlar açısından da uygulanmasının temin edilmesi gerekmektedir. Aksi yöndeki düzenlemelerin hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine aykırılık oluşturması nedeniyle Hükûmet Tasarısındaki madde metni değiştirilmiştir.
AVUKATIN NOTU
Ceza hukukunda uygulamada en çok kafa karışıklığı yaratan alanlardan biri, Türk Ceza Kanunu ile özel ceza kanunları arasındaki ilişkidir. “Bu suç TCK’da değil, özel kanunda düzenlenmiş” cümlesi, çoğu zaman ceza hukukunun genel ilkelerinin devre dışı kaldığı gibi yanlış bir algıya yol açar. Türk Ceza Kanununun 5. maddesi, bu algının doğru olmadığını açık biçimde ortaya koymak için kaleme alınmıştır.
TCK m.5’e göre, Türk Ceza Kanununun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren diğer kanunlarda yer alan suçlar hakkında da uygulanır. Yani bir suçun özel bir kanunda düzenlenmiş olması, ceza hukukunun temel kavram ve ilkelerinden bağımsız bir alan yaratmaz. Aksine, TCK’nın genel hükümleri, ceza hukuku bakımından ortak bir zemin oluşturur ve bu zemin, özel kanunlar için de geçerlidir.
Bu düzenlemenin arkasındaki temel gerekçe, uygulamada ortaya çıkan ciddi sorunlardır. Özel ceza kanunlarında çoğu zaman yalnızca suç tanımlarına değil; teşebbüs, iştirak, içtima gibi ceza hukukunun temel kurumlarına ilişkin hükümlere de yer verilmiştir. Ancak bu düzenlemeler, her zaman Türk Ceza Kanununda benimsenen ilkelerle uyumlu olmamıştır. Sonuç olarak, aynı nitelikteki fiiller için farklı kanunlara göre farklı uygulamalar ortaya çıkmış, ceza hukukunda birlik bozulmuştur.
Ceza hukukunun en önemli özelliklerinden biri öngörülebilirliktir. Bir kişi, hangi fiilin suç olduğunu ve bu fiile hangi ilkeler çerçevesinde yaptırım uygulanacağını bilmelidir. Özel kanunlarda, TCK’nın genel hükümleriyle çelişen düzenlemelere yer verilmesi, bu öngörülebilirliği zedeler. Hukuk güvenliği de tam olarak bu noktada zarar görür. Aynı davranış, bir kanuna göre teşebbüs sayılırken, başka bir kanuna göre tamamlanmış suç gibi değerlendirilemez.
Madde gerekçesinde özellikle vurgulanan hususlardan biri de temel ilkelerin dolanılması tehlikesidir. Eğer özel kanunlar aracılığıyla, TCK’da benimsenen genel kurallar etkisiz hâle getirilebilirse, ceza hukukunun koruyucu ve sınırlayıcı yapısı zayıflar. Bu durum, hukuk devleti ilkesine açıkça aykırıdır. Ceza hukukunda genel ilkeler, istisnai düzenlemelerle aşındırılamaz.
Bu nedenle kanun koyucu, net bir tercih yapmıştır. Özel ceza kanunlarında yalnızca özel suç tiplerine ve bu suçlara özgü yaptırımlara yer verilmelidir. Suçun genel yapısı, failin kusuru, teşebbüs hâli, iştirak biçimleri veya içtima gibi konular bakımından ise Türk Ceza Kanununun genel hükümleri esas alınmalıdır. Böylece ceza hukukunda sistematik bütünlük korunur.
Uygulamada bu madde, özellikle savunma açısından büyük önem taşır. Özel kanunlarda düzenlenen bir suç söz konusu olduğunda, “bu kanunda teşebbüs düzenlenmemiş” ya da “içtima kuralı farklı” gibi gerekçelerle TCK’nın genel hükümlerinin dışlanması mümkün değildir. TCK m.5, bu tür yaklaşımların önünü keser. Ceza hukukunun genel ilkeleri, kanun adı ne olursa olsun tüm suçlar bakımından geçerlidir.
Ayrıca bu düzenleme, eşitlik ilkesinin de doğal bir sonucudur. Aynı nitelikteki fiilleri işleyen kişilerin, yalnızca suçun düzenlendiği kanunun farklı olması nedeniyle farklı hukuki rejimlere tabi tutulması kabul edilemez. Ceza hukukunda eşitlik, yalnızca kişilere değil, fiillere de eşit yaklaşımı gerektirir. TCK m.5, bu eşitliğin normatif dayanaklarından biridir.
Madde metninin değiştirilmiş olması da tesadüf değildir. Gerekçede açıkça ifade edildiği üzere, önceki düzenleme hukuk devleti ve eşitlik ilkeleri bakımından sakıncalar doğurmaktaydı. Yapılan değişiklikle, ceza hukukunda birlik sağlanması ve uygulamada ortaya çıkan dağınıklığın giderilmesi amaçlanmıştır. Bu yönüyle TCK m.5, ceza hukukunun sistematik bütünlüğünü koruyan anahtar hükümlerden biri olarak karşımıza çıkar.

Avukat Yakup Yıkılmaz, ceza, aile, icra, miras, iş ve gayrimenkul hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere hukuki danışmanlık sağlayan bir avukattır.Mütalaa.org üzerinden vatandaşların günlük hayatta en çok karşılaştığı hukuki sorunları anlaşılır bir dille açıklamayı, karmaşık süreçleri sadeleştirerek herkes için erişilebilir hale getirmeyi amaçlar.Her dosyanın kendine özgü dinamikleri olduğuna inanır ve müvekkillerine kişiye özel hukuki yol haritası sunmayı prensip edinir.Dosyanızla ilgili profesyonel destek almak için iletişim kanallarından kendisine ulaşabilirsiniz.
