Hakkımda Şikayet Var Ne Yapmalıyım? Adım Adım Süreç
Hakkınızda şikayet varsa süreç nasıl işler, ifadeye çağrılır mısınız, dosya nasıl kapanır? Savcılık soruşturmasında atmanız gereken adımlar.
“Hakkımda şikayet var ne yapmalıyım” sorusu, büroma gelen en sık sorulardan biri. Genellikle karakoldan bir telefon geliyor ya da posta kutusuna bir davetiye düşüyor. O anda insanın aklına ilk gelen şey hapse girmek oluyor; oysa şikayet, sadece bir sürecin başlangıcıdır. Savcılık iddiaları araştırır, delil toplar, sonra karar verir. Sizin bu araştırma boyunca doğru davranmanız, dosyanın nasıl biteceğini büyük ölçüde belirler.
Şikayet Dilekçesi Verildi, Bundan Sonra Ne Oluyor
Şikayet, çoğunlukla karakola ya da doğrudan Cumhuriyet Başsavcılığına verilir. Kanun bu konuda esnek davranır.
CMK 158/1: (1) Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.
Dikkat: Kanun metinleri https://mevzuat.gov.tr adresinden alınmaktadır.
Dilekçe savcılığa ulaştığında bir soruşturma numarası açılır. Bu numaraya uygulamada “soruşturma dosyası” deniyor. Savcı dosyayı eline aldığı anda araştırmaya başlamak zorunda; beklemek gibi bir tercihi yok. CMK 160/1 bunu açıkça söylüyor: savcı, suç izlenimi veren bir hâli öğrenir öğrenmez işin gerçeğini araştırmaya başlar.
Bu araştırma genellikle kolluk (polis veya jandarma) eliyle yürür. Savcı talimat yazar, kolluk sizi ifadeye çağırır, tanıkları dinler, varsa kamera kayıtlarını ister. Şikayetçinin beyanı tek başına mahkumiyet için yeterli değildir; ama hiç karşı delil sunmazsanız dosyada sadece onun anlattığı hikâye kalır. İşte tehlike tam olarak budur.
Bazı şikayetler ise hiç bu aşamaya bile gelmez. İddia edilen olay ortada bir suç oluşturmuyorsa ya da şikayet tamamen soyut ve genelse, savcı soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verir. Bu kararda size şüpheli sıfatı bile verilmez, kayıt özel bir sisteme işlenir ve sadece savcı, hâkim ya da mahkeme görebilir.
Her Şikayet Dava Demek Değil: Savcının Elindeki Üç İhtimal
Soruşturma bittiğinde savcının önünde birkaç yol var. Birincisi kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, yani halk arasındaki adıyla takipsizlik. İkincisi iddianame düzenleyip kamu davası açmak. Üçüncüsü ise şikayeti hiç soruşturmaya değer bulmayıp CMK 158/6 kapsamında baştan kapatmaktır.
Takipsizlik kararının şartı nettir. Savcı, dava açmaya yetecek şüpheyi oluşturacak delil bulamazsa ya da kovuşturma olanağı yoksa bu kararı verir.
CMK 172/1: (1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar
Dava açılması için ise “yeterli şüphe” gerekir. CMK 170/2 bunu arıyor. Yeterli şüphe, mahkumiyet kesinliği demek değil; toplanan delillerin mahkemede mahkumiyetle sonuçlanma ihtimalinin makul görülmesi demek. Pratikte savcılar sınırda kalan dosyalarda genellikle iddianame düzenleyip takdiri mahkemeye bırakıyor. Bu yüzden soruşturma aşamasında sunacağınız her belge, sizi dava aşamasına gitmekten kurtarabilir.
Dikkat: İddianamenin yalnızca aleyhinize olan kısımları içerdiğini düşünmeyin. CMK 170/5, savcının iddianamenin sonuç kısmında lehinize olan hususları da ileri sürmesini emreder. Ama savcının lehinize olan bir hususu yazabilmesi için, önce onu dosyaya sizin koymanız gerekir.
Somut olayınızı birlikte değerlendirelim
Her dosya kendi ayrıntısında saklıdır; genel bilgi sizin olayınızın yerini tutmaz.
Dosyanızın Var Olup Olmadığını ve İçeriğini Nasıl Öğrenirsiniz
En sık duyduğum cümle şu: “Şikayet edildiğimi duydum ama emin değilim.” Bunu öğrenmenin en sağlıklı yolu, bir avukat aracılığıyla UYAP üzerinden sorgu yaptırmaktır. Avukatınız, adınıza kayıtlı derdest bir soruşturma olup olmadığını görebilir. Kendi başınıza e-Devlet üzerinden yaptığınız sorgular soruşturma aşamasında çoğu zaman boş döner.
Dosyanın içeriğini görmek ayrı bir konu. Müdafi, yani şüphelinin avukatı, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve belge örneği alabilir.
CMK 153/1: (1) Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve istediği belgelerin bir
Bu yetkinin bir istisnası var. CMK 153/2’de sayılan bazı suç tiplerinde, savcının istemi ve sulh ceza hâkimliğinin kararıyla inceleme yetkisi kısıtlanabilir. Uyuşturucu ticareti, örgüt kurma, kasten öldürme gibi ağır suçlar bu listede. Ancak kısıtlama kararı olsa bile, sizin kendi ifade tutanağınıza ve bilirkişi raporlarına erişim engellenemez. CMK 153/3 bunu güvence altına alıyor.
Bir de şu var: dosyanız hakkında ifadeye çağrıldığınızda, kolluk size hangi suçtan şüpheli olduğunuzu söylemek zorundadır. Telefonda “bir konu var, gel” denirse ısrarla dosya numarasını ve suç adını sorun. Bu bilgiyi almadan gitmeyin.
İfadeye Çağrılmadan Önceki Günlerde Toplamanız Gereken Deliller
İfade tarihine kadar geçen süre, aslında savunmanızı kurmanız için verilmiş bir zamandır. Çoğu kişi bu zamanı endişelenerek geçiriyor. Oysa o günlerde toplayacağınız üç beş belge, dosyayı tamamen çevirebilir.
- Olayla ilgili tüm yazışmalar: WhatsApp, SMS, e-posta, sosyal medya mesajları. Ekran görüntüsü değil, mümkünse cihazdan yedek alın.
- Kamera kayıtları. Site, iş yeri veya belediye kameraları çoğunlukla iki-dört hafta içinde üzerine kayıt yapar. Vakit kaybetmeden yazılı talepte bulunun.
- Tanık isimleri ve iletişim bilgileri. Olayı gören herkesin adını yazın, sonra elemesini avukatınız yapar.
- Olay anında başka yerde olduğunuzu gösteren belgeler: HGS geçişi, kredi kartı harcaması, iş yeri giriş kaydı, doktor raporu.
- Şikayetçiyle aranızdaki husumetin geçmişini gösteren belgeler. Daha önceki dava, icra takibi ya da şikayet varsa bunlar niyeti ortaya koyar.
Kamera görüntüsü konusunda özellikle acele edin. Ben pek çok dosyada görüntülerin, biz talep ettiğimizde çoktan silinmiş olduğunu gördüm. Görüntü kaydı istenirken savcılık aracılığıyla talep etmek en güvenli yol; özel bir kişi olarak istediğinizde çoğu yer kişisel veri gerekçesiyle vermiyor.
Delil toplamanızı isteme hakkınız da kanunda yazılı. İfade alınırken size, şüpheden kurtulmanız için somut delillerin toplanmasını isteyebileceğiniz hatırlatılır ve lehinize olan hususları ileri sürme imkânı tanınır. Bu hatırlatmayı beklemeyin, kendiniz talep edin.
İfade Odasında Anlatacaklarınız Dosyanın Kaderini Belirler
İfade, dosyanın en kritik anıdır. Orada söylediğiniz bir cümle, aylar sonra duruşmada karşınıza çıkar. Geri almanız da neredeyse imkânsızdır; “yanlış anlaşıldım” savunması pratikte pek işe yaramıyor.
İfadeye başlanmadan önce size bazı haklar okunur. Bunların en önemlisi susma hakkıdır.
CMK 147/1-e: Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu söylenir.
Susma hakkını kullanmak aleyhinize yorumlanamaz. Ama her dosyada susmak doğru strateji değildir. Basit bir hakaret veya tehdit iddiasında, olayı baştan sona anlatıp karşı delilleri sunmak çoğu zaman takipsizlikle sonuçlanır. Buna karşılık henüz dosyada ne olduğunu bilmediğiniz karmaşık bir soruşturmada, dosya incelenmeden konuşmak risklidir. Bu tercihi avukatınızla birlikte yapın.
Avukat bulundurma hakkınız
CMK 149/1’e göre soruşturmanın her aşamasında bir veya birden fazla avukatın yardımından yararlanabilirsiniz. Avukat tutacak durumunuz yoksa, talebiniz üzerine baro size bir müdafi görevlendirir. Bu hak size ifade başlamadan okunur.
CMK 149/3: (3) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukukî yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz.
Dikkat: “Avukatı sonra tutarım, şimdi ifademi vereyim” demeyin. İfade tutanağı bir kez imzalandıktan sonra o metin dosyanın omurgası olur. Avukat sonradan geldiğinde ilk işi, sizin kendi elinizle yarattığınız sorunu onarmaya çalışmak olur.
Tutanağı imzalamadan önce
Tutanağı baştan sona okuyun. Söylemediğiniz bir cümle yazıldıysa düzeltilmesini isteyin. Düzeltilmezse şerh düşülmesini talep edin; kabul edilmezse imzadan çekinme hakkınız var ve çekinme nedeniniz tutanağa yazılır. Uygulamada, aceleyle okunmadan imzalanan tutanaklar en çok pişmanlık yaratan işlemdir.
Şikayetçiyle Anlaşmak, Uzlaşma ve Şikayetten Vazgeçme Sizi Kurtarır mı
Suçlar ikiye ayrılır: şikayete bağlı olanlar ve resen soruşturulanlar. Hakaret, basit tehdit gibi pek çok suç şikayete bağlıdır. Bu suçlarda şikayet hakkı olan kişi, TCK 73/1’e göre kanunda öngörülen süre içinde şikayette bulunmazsa soruşturma yapılamaz. Bu süre, fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden işlemeye başlar.
TCK 73/1: (1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
Şikayete bağlı suçlarda şikayetçinin vazgeçmesi davayı düşürür. TCK 73/4 bunu açıkça düzenliyor. Ancak vazgeçmenin sizi kurtarması için suçun gerçekten şikayete bağlı olması şart. Yaralama, mala zarar verme gibi bazı suçlarda nitelikli hal varsa savcılık vazgeçmeye rağmen soruşturmayı sürdürür.
Uzlaşma ise ayrı bir kurum. Kanunda sayılan suçlarda savcılık dosyayı uzlaştırmacıya gönderir; taraflar anlaşırsa kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Uzlaşma teklifini kabul etmeniz suçu kabul ettiğiniz anlamına gelmez, ama edim yükümlülüğü altına girersiniz. Suçlamayı tamamen reddediyorsanız ve elinizde güçlü deliller varsa, uzlaşmayı reddedip takipsizlik almak daha temiz bir sonuçtur.
Dikkat: Şikayetçiyi kendiniz arayıp “şikayetini geri çek” diye ısrar etmeyin. Bu görüşmeler kayda alınıp tehdit ya da delilleri karartma iddiasına dönüşebiliyor. Görüşme yapılacaksa avukatlar aracılığıyla, yazılı biçimde yapılsın.
Şikayet Asılsızsa Karşı Tarafa Ne Yapabilirsiniz
Her asılsız şikayet suç değildir. Kişi gerçekten mağdur olduğuna inanarak şikayet etmişse, sonradan takipsizlik çıkması onu suçlu yapmaz. İftira suçu, kasten yalan söylemeyi gerektirir.
TCK 267/1: (1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Buradaki kilit ifade “işlemediğini bildiği halde” sözcükleridir. Şikayetçinin, isnat ettiği fiili sizin işlemediğinizi bilerek hareket ettiğini ortaya koymanız gerekir. Sahte belge üretilmiş, kurgu mesajlaşma yapılmış ya da olayın hiç yaşanmadığı kamera kaydıyla ispatlanmışsa iş kolaylaşır. TCK 267/2’ye göre, fiilin maddi eser ve delilleri uydurulmuşsa ceza artar.
İftira şikayetini ne zaman yapacağınız da önemli. Hakkınızdaki dosya sonuçlanmadan iftira şikayeti yaparsanız, savcılık genellikle önceki dosyanın sonucunu bekler. Bu yüzden pratikte doğru yol, takipsizlik ya da beraat kararı kesinleştikten sonra iftira şikayetinde bulunmaktır. TCK 267/8’e göre dava zamanaşımı da, fiili işlemediğinizin sabit olduğu tarihten başlar.
Ceza şikayetinden ayrı olarak, uğradığınız manevi zarar için hukuk mahkemesinde tazminat davası açabilirsiniz. Avukatlık ücreti, yol masrafı gibi maddi kalemler de talep edilebilir. Bu davada iftira suçundan mahkumiyet şart değildir; kötü niyetin ispatı yeterlidir.
Takipsizlik Çıkarsa ve İddianame Düzenlenirse Sizi Ne Bekliyor
Takipsizlik kararı size ve şikayetçiye tebliğ edilir. Şikayetçi bu karara itiraz edebilir; CMK 173/1’e göre tebliğden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine başvurur. Hâkimlik itirazı yerinde bulursa savcı iddianame düzenlemek zorunda kalır. Yerinde bulmazsa karar kesinleşir.
CMK 172/2: (2) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz.
Yani takipsizlik kesinleştikten sonra, aynı fiil için yeniden dava açılabilmesi ancak yeni delil bulunması ve sulh ceza hâkimliğinin karar vermesiyle mümkündür. Bu, size ciddi bir güvence sağlar. Takipsizlik kararı adli sicil kaydınıza da işlemez; çünkü ortada bir mahkumiyet hükmü yoktur.
İddianame düzenlenirse dosya mahkemeye gider. Mahkeme iddianameyi kabul ettiği anda soruşturma biter, kovuşturma yani yargılama başlar. Bu andan itibaren avukatınız dosyanın tamamını inceleyebilir ve belgelerin örneğini harçsız alabilir. Artık sanık sıfatındasınız, duruşma günü belirlenir ve size davetiye gönderilir.
İddianame kabul edilmiş olması suçlu olduğunuz anlamına gelmez. Mahkeme aşamasında tanık dinletebilir, bilirkişi incelemesi isteyebilir, savcının toplamadığı delilleri talep edebilirsiniz. Ben pek çok dosyada, soruşturmada eksik bırakılan bir kamera kaydının duruşma aşamasında getirtilmesiyle beraat kararı aldım.
Yaşanmış Olaydan
Bir müvekkilim, sitesinin otoparkında komşusuyla park yeri yüzünden tartışmıştı. Bağırıp çağırmışlar, sonra herkes evine gitmiş. Aradan yaklaşık beş hafta geçtikten sonra karakoldan telefon gelmiş: “Hakkınızda şikayet var, ifadeye gelin.” Müvekkil o gün hiçbir hazırlık yapmadan, avukat da almadan gitmiş ve ifadesini vermiş. Tartışmayı kabul etmiş, “sinirlendim, ağzımdan bir şeyler çıkmış olabilir” demiş. Bana geldiğinde bu cümle çoktan tutanaktaydı.
İlk işim savcılıktan dosyayı incelemek oldu. Şikayetçi hem tehdit hem hakaret iddiasında bulunmuş, yanına da iki tanık yazdırmıştı; tanıklar kendi eşi ve kayınbiraderiydi. Dosyada başka hiçbir şey yoktu. Sitenin otoparkında kamera olduğunu müvekkilden öğrenince hemen savcılığa dilekçe verdim ve görüntülerin getirtilmesini istedim. Şansımız yaver gitti, site yönetimi kayıtları altmış gün tutuyormuş. Bir hafta gecikseydik görüntü silinmişti.
Kayıtta ses yoktu ama görüntü çok şey anlatıyordu. Şikayetçinin müvekkile doğru yürüdüğü, elini kaldırdığı ve müvekkilin geri çekildiği net görünüyordu. Ayrıca tartışmayı gören, tarafsız bir komşuyu tanık olarak bildirdim. Savcılık bu komşuyu dinledi; adam karşılıklı bağırışma olduğunu, ama tehdit içeren bir söz duymadığını söyledi. Sonuçta hakaret yönünden karşılıklılık, tehdit yönünden yeterli delil bulunmaması gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Şikayetçi itiraz etti, sulh ceza hâkimliği itirazı reddetti. Eğer müvekkil ifadeye gitmeden önce bana danışsaydı, o “ağzımdan çıkmış olabilir” cümlesi hiç kurulmayacak ve süreç aylarca uzamayacaktı.
Sık Sorulan Sorular
Hakkımda şikayet olduğunu e-Devlet’ten görebilir miyim?
Soruşturma aşamasındaki dosyalar e-Devlet üzerinde çoğu zaman görünmez; dava açılıp mahkemeye gittiğinde kayıt oluşur. En güvenilir yol, bir avukat aracılığıyla UYAP üzerinden adınıza kayıtlı soruşturma sorgusu yaptırmaktır.
Şikayet edilen kişiye tebligat gönderilmesi zorunlu mudur?
Savcılık şikayeti aldığında size ayrıca “hakkınızda şikayet var” diye bildirim yapmak zorunda değildir; genellikle ilk temas ifadeye davetle olur. CMK 158/6 kapsamında baştan kapatılan dosyalarda ise şüpheli sıfatı verilmediği için size hiçbir bildirim yapılmaz.
İfade vermeye giderken avukat bulundurmak zorunda mıyım?
Zorunlu değilsiniz, ama CMK 149/1 size bu hakkı tanıyor ve pratikte avukatsız verilen ifadeler en çok soruna yol açan işlemler. Avukat tutacak maddi durumunuz yoksa, talebiniz üzerine baro ücretsiz müdafi görevlendirir.
Şikayetçi şikayetinden vazgeçerse dosya otomatik olarak kapanır mı?
Sadece suç şikayete bağlıysa kapanır; TCK 73/4 uyarınca vazgeçme davayı düşürür. Resen soruşturulan suçlarda vazgeçme dosyayı sona erdirmez, savcılık soruşturmayı yürütmeye devam eder.
Takipsizlik kararı verilirse bu karar adli sicil kaydıma işler mi?
Hayır, adli sicil kaydına yalnızca kesinleşmiş mahkumiyet hükümleri işlenir. Takipsizlik kararı soruşturma dosyasında kalır ve size “sabıka kaydı” olarak dönmez.
Asılsız şikayette bulunan kişiye tazminat davası açabilir miyim?
Evet, uğradığınız manevi zarar ve yaptığınız avukatlık gideri için hukuk mahkemesinde tazminat davası açabilirsiniz. Bu dava için karşı tarafın iftiradan mahkum olması şart değildir, kötü niyetin ortaya konması yeterlidir.
