Yabancı ülkede hüküm verilmesi
Madde 9- (1) Türkiye’de işlediği suçtan dolayı yabancı ülkede hakkında hüküm verilmiş olan kimse, Türkiye’de yeniden yargılanır.
MADDE GEREKÇESİ
Madde 9- Hükûmet Tasarısında, Türkiye’de işlediği suçtan dolayı yabancı ülkede hakkında hüküm verilmiş olan yabancı ile vatandaş arasında yabancı lehine bir ayırım öngörülmüştü. Anayasa’da güvence altına alınan eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı düşüncesiyle, madde metninde yapılan değişiklikle bu ayırım ortadan kaldırılmıştır.
Keza, maddenin, “Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşme hükümleri saklıdır.” şeklindeki ikinci fıkrası hükmü, yukarıdaki maddenin gerekçesinde belirtilen düşüncelerle, metinden çıkarılmıştır.
AVUKAT YAKUP YIKILMAZ’IN NOTU
Ceza hukukunda ilk bakışta adaletsiz gibi görünen ama arkasında güçlü bir mantık bulunan düzenlemeler vardır. Türk Ceza Kanununun 9. maddesi de bunlardan biridir. “Aynı fiil için iki kez yargılama olur mu?” sorusu, bu madde gündeme geldiğinde en sık sorulan sorudur. TCK m.9, bu soruya klasik ceza hukuku reflekslerinden farklı bir yerden cevap verir.
Maddeye göre, Türkiye’de işlenen bir suçtan dolayı yabancı bir ülkede hakkında hüküm verilmiş olan kişi, Türkiye’de yeniden yargılanır. Burada belirleyici olan husus, suçun nerede işlendiğidir. Suç Türkiye’de işlenmişse, bu fiil üzerindeki yargılama yetkisi esasen Türk devletine aittir. Yabancı bir mahkemenin bu fiil hakkında karar vermiş olması, Türk ceza yargılamasını ortadan kaldırmaz.
Bu düzenleme ilk anda “çifte yargılama” yasağıyla çelişiyormuş gibi algılanabilir. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken nokta şudur: Ceza hukukunda “aynı fiilden iki kez yargılanmama” ilkesi, kural olarak aynı devletin yargı yetkisi içinde geçerlidir. Farklı devletlerin egemenlik alanları söz konusu olduğunda, bu ilke mutlak bir koruma sağlamaz. Her devlet, kendi ülkesinde işlenen suçlar bakımından ceza yargılaması yapma yetkisini saklı tutar.
Madde gerekçesi incelendiğinde, düzenlemenin arkasındaki asıl hassasiyet daha net görülür. Tasarının ilk hâlinde, yabancı ülkede hüküm verilen kişi bakımından vatandaş–yabancı ayrımı yapılması öngörülmüştü. Yani yabancı lehine bir ayrıcalık tanınması söz konusuydu. Ancak bu yaklaşımın Anayasa’da güvence altına alınan eşitlik ilkesine aykırı olduğu değerlendirilmiş ve madde metni değiştirilmiştir. Sonuç olarak, vatandaş olsun ya da olmasın, Türkiye’de işlenen bir suç bakımından herkes aynı hukuki rejime tabi tutulmuştur.
Bu nokta önemlidir. Ceza hukukunda egemenlik, kişiye göre değil, fiile göre değerlendirilir. Suç Türkiye’de işlenmişse, failin vatandaşlığı ya da yabancı olması, Türk ceza kanunlarının uygulanması bakımından belirleyici değildir. TCK m.9, bu yaklaşımın açık bir yansımasıdır.
Uygulamada bu madde, özellikle sınır aşan suçlarda ve uluslararası nitelik taşıyan olaylarda gündeme gelir. Örneğin suç Türkiye’de işlenmiş, fail daha sonra başka bir ülkeye gitmiş ve orada yargılanmış olabilir. Yabancı mahkeme tarafından verilen karar, Türk yargısının yetkisini otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Türk mahkemeleri, kendi hukuk düzenleri çerçevesinde yeniden yargılama yapabilir.
Elbette bu durum, yabancı ülkede verilen hükmün tamamen yok sayılması anlamına gelmez. Uygulamada bu tür dosyalarda, yabancı mahkeme kararları, delil değerlendirmesi veya infaz aşamasında dikkate alınabilir. Ancak bu, TCK m.9’un öngördüğü yeniden yargılama ilkesini ortadan kaldırmaz. Türk mahkemesi, kendi hukuk kurallarına göre bağımsız bir değerlendirme yapar.
Madde metninden çıkarılan “uluslararası sözleşmeler saklıdır” ifadesi de ayrıca dikkat çekicidir. Bunun sebebi, uluslararası sözleşmelerin zaten Anayasa gereği doğrudan uygulanabilir nitelikte olmasıdır. Ceza kanununda bu hususun ayrıca belirtilmesine gerek görülmemiştir. Türkiye’nin taraf olduğu bir uluslararası sözleşme, somut olayda uygulanma alanı buluyorsa, hâkim bunu zaten resen dikkate almak zorundadır.
TCK m.9, ceza hukukunda devlet egemenliğinin ve eşitlik ilkesinin birlikte nasıl korunduğunu gösteren tipik bir düzenlemedir. Suçun Türkiye’de işlenmiş olması, Türk devletine yargılama yetkisi verir; bu yetki, yabancı bir mahkemenin verdiği kararla kendiliğinden ortadan kalkmaz. Bu yaklaşım, hem ceza adaletinin sağlanması hem de hukuk devletinin egemenlik alanının korunması bakımından bilinçli bir tercihin sonucudur.

Avukat Yakup Yıkılmaz, ceza, aile, icra, miras, iş ve gayrimenkul hukuku alanlarında bireysel ve kurumsal müvekkillere hukuki danışmanlık sağlayan bir avukattır.Mütalaa.org üzerinden vatandaşların günlük hayatta en çok karşılaştığı hukuki sorunları anlaşılır bir dille açıklamayı, karmaşık süreçleri sadeleştirerek herkes için erişilebilir hale getirmeyi amaçlar.Her dosyanın kendine özgü dinamikleri olduğuna inanır ve müvekkillerine kişiye özel hukuki yol haritası sunmayı prensip edinir.Dosyanızla ilgili profesyonel destek almak için iletişim kanallarından kendisine ulaşabilirsiniz.
